Akademisyenler oyunun bir parçası mı?

16 Ocak 2016’da “Akademi üyeleri hangi oyunda rol alıyor?” diye aktif bir soru sormuştum, tabiî ki soruma muhatap bulamadım!
“Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız.” diyen Barış İçin Akademisyenler Grubu, bir bildiri yayımlamıştı. Bildiri, özel ve devlet üniversitelerinde çalışan, çoğu kadın bin yüz yirmi sekiz akademisyen ve araştırmacı ile dört yüz kadar uluslararası destekçi tarafından imzalanmıştı. Akademisyenlerin de rol aldığı (veya onlara da rol verildiği) bir oyun sergilenmekte Ortadoğu sahnesinde. Oyun sadece bir ülkede oynanmıyor. Akademisyenler oyundaki rollerinden pek memnun olmalılar ki, iştirak edenlerin sayısı giderek artmış.

Ayrıca dışardan aralarında Étienne Balibar, Gayatri Chakravorty Spivak, Immanuel Wallerstein, Judith Butler, Noam Chomsky, Samir Amin, Slavoj Žižek, David Harvey,  Tarık Ali gibi isimlerin olduğu üç yüzden fazla uluslararası destekçi de bulmuşlar.

9788496831827 0631235094balibar32

ChomskyInt

immanuel-wallerstein

Sub 4

zizek-Subversive-Film-Festival  Žižek

tarikali Tarık Ali
                                                               

Oyuna destek verenlerden 1931 doğumlu Mısırlı – Fransız Marksist ekonomist Samir Amin “Ben Türk toplumuyla ilgili konuşamam” diyor, tıpkı Judith Butler ve Slavoj Žižek gibi. “Çünkü sosyal, politik ve ideolojik olarak Türk toplum yapısı hakkında çok az şey biliyorum” diyor. Žižek 9 Aralık 2015 tarihli NewStatesman’da kaleme aldığı bir makalesinde: “We need to talk about Turkey” (Türkiye hakkında konuşmamız lâzım) diyordu. Oysa bir Kürt televizyonundaki konuşmasında PKK hakkında çok az şey bildiğini söylemişti. Şimdi bir suçtan söz ediyorlar. Hangi suçun işlendiğinin farkındalar mı? PKK militanlarıyla sivilleri aynı kefeye nasıl koyabiliyor Judith Butler? ‘Barış süreci’ nasıl başladı, nasıl bozuldu, yerine hangi süreç ayarlandı? Kimin suçlu, kimin mağdur olduğunun gerçekten farkına varabilecekler mi? Türk kim, Kürt kim, farkına varabilecek akademik yeterlikleri var mı? Suçluyu ve suçu nerede, hangi tarihte arıyorlar? V.s., v.s… Bunca senedir (neredeyse yüz yıldır) işlenen suçlara göz yumarlarken vicdanları sızlamadı mı? Şimdi ne oldu da, kimlerin oyununa gelerek yaralı bilinçleriyle varsaydıkları bir suç icad ettiler?
Ben bunların içinde en çok Samir Amin‘i aklı başında sanırdım.
Olup bitenleri anlamak hususunda akademisyenlerin akademisyen olmayanlardan tek farkı, onların sadece titri (unvanı) var. Oyun herkesin gözü önünde, aktüel olarak oynanıyor. Akademisyenler de sahnede işte.

Not: Ferhat Kentel demiş ki: “İçime sinmedi, imzalamadım.” (Ünlem ve soru işareti.)