Aynaya bakacak yüzümüz var mı? Yüzümüze bakacak ayna var mı?

 

Aynadan Giriş:

“[Bayan Giles Oliver,] üç bölmeli aynanın önünde durdu; böylelikle oldukça etli yine de güzel yüzünün üç ayrı görünümünü saptayabiliyor, ayrıca aynanın dışındaki taraça dilimini, çayırı, ağaç tepelerini görebiliyordu.
Aynadaki gözlerinde, geçen gece o yıpranmış yüzlü, suskun, romantik, soylu çiftçiye duygularını okudu. Gözlerinde ‘âşık oldum’ yazıyordu. Ama aynanın dışında, lavaboda, tuvalet masasında, gümüş kutuların, diş fırçalarının arasında öteki aşk duruyordu: borsa simsarı kocasına duyduğu aşk -“Ne de olsa çocuklarımın babası,” diye ekledi, basmakalıpçılığın rahatlığına sığınarak. İç-sevgi gözlerindeydi; dış-sevgiyse tuvalet masasının üstünde. Ama şu anda aynanın ucundan baktığında ne tür bir duygu kımıldamıştı içinde, çimenlikte sürülen çocuk arabasını, iki dadıyı, hele küçük oğlu George’un geriden geldiğini gördüğünde?”
“Sonra perde kalktı. Konuştular.”
(Virginia Woolf, Between the Acts, Perde Arası, Tomris Uyar çevirisi, s:19-189)

 

(27 Ekim 2015 tarihli “aynadan giriş“te şu cümleler vardı:)

“YENİ KANA YASA / YENİK ANAYASA” panelinin tam metnini mutlaka, her şeyi iptal edip İstiklâl Marşı Derneği internet portalından okumalısınız. (http www.istiklalmarsidernegi.org.tr)

Bu vatanda “Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,” diye hesap soranlar kaldı mı?  Bu vatanın havasını içine çekenler, suyunu içen, toprağında yatan bizler “kapitalizmi hayat tarzı olarak seçmiş olan insanlar” mıyız, yoksa “İstiklâl Harbi’ni zafere götüren insanlar” gibi, onlara benzeyen çok az sayıda Müslümanlara benzer bir yol mu tutacağız? Seçimimizi yapmalıyız. Bir seçim arefesindeyiz: Türkiye’de “büyük çoğunluk, ne olacak diye bekleyenler”den oluşuyor.

Aynaya bakacak yüzümüz var mı?
Yüzümüze bakabileceğimiz, yüzümüze bakmak için bir ayna var mı?
Göreceğiz. Yüzleşeceğiz!

 

 

 

 

Aynaya bakmak için bir yüzümüz olmalı. Eğer birkaç yüze sahipsek, aynaya bakacak yüzümüz olmaması gerekir, ama herkes aynaya bakacak bir yüzü olduğu iddiasında. Yüzsüzlüğü şiar edinmiş olanlar, aynaya bakacak bir yüzün sahibi olduklarını herkesten daha çok düşünüyor. Yüzsüzlerin ya da çok yüzlülerin ayna karşısındaki  pervasız duruşları, aynadaki yüzlerinden okunan emin tavırları, yüzsüzlüğü hayatı boyunca hiç denememiş bir insanı kendi tuvalet aynası karşısında bile şüpheli duruma düşürebiliyor.
Müslüman, uzun zamandır etrafındaki boy aynalarında sırıtan kâfirlerin sahte yüzlerini gördükçe, cebindeki aynaya bakacak yüzünün olmadığı hissine kapıldı.
Aynadaki yüzümüz biyografimizle örtüşmüyor. Biyografimizden rahatsız olanlar aynadaki yüzümüzden de rahatsız olmalı.