Bana tuhaf gelmiyor öyle.

ŞİİR GÜNDELİKLERİ – XVIII
(Şiire Dâhil Notlar)

Ömer Aksay

Tuhaf‘ın Ağustos 2017 sayısında Ataol Behramoğlu (şair, yetmiş beş yaşında) şöyle soruyor:
“Durup dururken dünyadayız, şaşılacak şey.
Bize kimse bunu isteyip istemediğimizi sormadı, acayip değil mi?”
Kendi adına değil de, herkes adına sormuş soruyu nedense.
Yaşamın, insanların istenci dışında elinden alındığını ve bunda da bir tuhaflık olduğunu düşünmekte Behramoğlu.
Bunlar artık bana tuhaf gelmiyor öyle.

//

Tuhaf‘ın bu kez Eylül 2017 sayısında yayın danışmanı Ercan Mehmet Erdem’in başlangıç yazısı.
“Düşerken tutunacağın tuğlayı Rab belleme,” deyiveren yan masadaki adamdan bahsediyor, ama İsmet Özel’den habersiz.
Ne diyordu İsmet Özel: “tam düşecekken tutunduğum tuğlayı / kendime rabb bellemiyeceğim”
Tuhaf… değil aslında değil mi? Bütün bunlar bir görgü meselesi. Sana da öyle gelmiyor mu?

//

Ahmed Hâşim’in Bahariye Caddesi’ndeki evini (87 numaralı Belvü Apt.) bulamadım. Belvü Apt. yok, kimse bilmiyor.

//

 “…Şiirle Yaşar İnsan…”, Martin Heidegger, çeviren: Yurdanur Salman, Kuram, Sayı: 7, Ocak 1995, Kur Yayıncılık.

Heidegger’in Şiire Şerhi, çeviren: Süha Rami Kıratlıoğlu, 2014, Ekslibris Yayıncılık.

//

Nef’î, “fikr-i pür-mazmûn” diyor. Mazmunla dolu, mazmuna yatırılmış fikir.

//

Şairin sürekli hesaba çekildiği ameli şiiridir.

//

Sezai Karakoç’un “Eğik Ehramlar”ı, Enis Batur’un Fetret Notları’nda “Eğik Ekranlar” diye geçiyor, hoş bir espri gibiydi.

//

Nasıl eğri yağarsa yağmur
Öylesine mavi düşer yaprak denize
Mavimsi sabırlar uzunluğunda beklenir:
Mucize.

Muvaffak Sami Onat