Mahmud Erol Kılıç’ın yazıları
Yazıyı oku

Yeni Şafak’ta bugünkü (9.7.2017) yazısından bir bölüm alıyorum Mahmud Erol Kılıç’ın:

“Ahmed Avni Bey’in bir diğer muhteşem eseri Mesnevi Şerhi 1950 yıllarda basılması için Diyanet’e teklif edilmişti. O kurum ise o zamanki zihniyet doğrultusunda bunu reddetmişti. O günden farklı bir zihniyete döndük artık diyorsa Diyanet bu eseri basarak kendini ispatlayabilir. Yoksa gerek kendi bünyesinde ve gerekse kendine bağlı vakıfta yıllardır süren Neo Selefi Cemaatleşmenin tahakkümüne katlanmak zorunda değiliz. Kimin kendi görüşü varsa istediği bir STK’da bunu dile getirebilir.

Devam →

Exupéry’nin aynası
Yazıyı oku

“kumlar o kadar boş, o kadar beyaz hale geldi ki, biz bu bölgeye Ayna dedik. Çünkü bir aynanın içinde artık hiçbir şey yoktur ve içini dolduran görüntülerin ne ağırlığı ne de süresi vardır. Çünkü bir ayna kimi zaman bir tuz gölü gibi gözleri yakar.”

Antoine de Saint-Exupéry, Kale (Citadelle)

Çeviren: İsmail Yerguz (Başarılı bir çeviriyle ilk defa bütünüyle Türkçede!)
Zeplin Kitap, Mart 2016

 32479288f541122fd1daacd25dc0695d

Devam →

Tarihin aynası
Yazıyı oku

“Tarihin yaptığı yüzümüze ayna tutmaktır; ama tarih bu yaptığında çok ısrarlı değildir. Eğer biz yüzümüze ayna tutulsun istemiyorsak tarihin bize hiçbir şey yansıtmadığı düşüncesiyle ömrümüzü geçirir ve hitama erdiririz.
Tarihle ilişkimiz, içimizde ayna karşısına geçme istek ve hevesi taşıdığımız müddetçe kurulabilir. Aynaya bakmaktan hoşlandıysak tarihi benimsedik demektir.
/…/
Tarih insanlığın bir kısmının tarihidir diyenler, herkesin istediği halde aynayı kullanamayacağını, zira aynanın her önüne geçeni göstermeyeceğini iddia etmiş olur.”

(Henry Sen Neden Buradasın-2,

Devam →

İsmet Özel’den
Yazıyı oku

“Türk toprakları üzerinde yaşayanların hiç kimseye ağız eğmeden, boyun bükmeden yaşayabileceği yerler olacak. Biz bunu temin etmek üzere yola çıkıyoruz. Bütün Türkiye’de satın alınmadan ele geçirilebilen gıda imkanları olacak. Bitki ve hayvan olarak. Hiç kimse rızk endişesiyle ona buna kavuk sallamayacak. Çalışmak şeref kazanmak anlamına gelecek. Şerefini korumak ve yükseltmek isteyen insanlar çalışan insanlar olacak. Ve sabah namazından bir veya iki saat sonra mesai başlayacak, bu yere ve zamana göre değişebilir. Bazen bir saat, bazen iki saat sonra başlayabilir.

Devam →

Necip Fazıl’ın aynası
Yazıyı oku

Necip Fazıl Kısakürek / Aynadaki Yalan, birinci basım 1980:

“Ayağa kalktı, aynaya geçti, kanlı gözlerine ve dağınık saçlarına aldırmaksızın kapıya koştu.”

– Ayol, aynanın karşısına geçip şu her gün eskittiğin suratına bakacağın gün ne zaman gelecek?..
– Biz şimdi, kadınlı erkekli kocaman bir gençlik ordusu çapındayız. Aynaya bakmaya bile vaktimiz yok…

Ve aynada kendisini seyretmeye koyuldu. İnsan… Yüzünü bile tam görebilmekten âciz mahlûk… 

Devam →

Superstar Žižek
Yazıyı oku

 

zizek1-1024x852

Superstar Communist philosopher Slavoj Žižek, Ekim 2015’de bir Kürt televizyonuna konuşmuş.
Konuşmasından seçtiğim alıntılar, ne Kürtler ne de Türkler hakkında hiçbir tutarlı bilgiye sahip olmadığını gösteriyor:
“Bölgenin en ilerici ve en demokratik halkı, topluluğu Kürtlerdir” diyor. İlericiliği ve demokratikliği İslâm’dan yalıtılmak, hiçbir şekilde İslâm’ı taşımamak olarak görüyor Žižek. Bu nedenle de “Ortadoğu’daki en seküler grup Kürtler” oluyor Žižek’e göre.

Devam →

Kim haklı? Žižek mi, Kalın mı?
Yazıyı oku

3 Eylül 2015’te “konum” sınıflamasıyla “Ortadoğu Haritasında Kan Yüklü Bulutlar” başlığını taşıyan bir yazı yayımlamıştım; o yazıda şöyle diyordum:

Cemal Süreya, “Kan var bütün kelimelerin altında” diyordu. Libya, kan içinde; Sudan, kan içinde; Somali, kan içinde; Mısır, kan içinde; Suriye, kan içinde; Lübnan, kan içinde; Filistin, kan içinde; Ürdün, kan içinde; Irak, kan içinde; Türkiye’nin doğu ve güney doğusu, kan içinde; Yemen, kan içinde; Afganistan, kan içinde;

Devam →

Tarancı’dan Ziya Osman’a
Yazıyı oku

Cahit Sıtkı Tarancı’dan Ziya Osman Saba’ya, ‘Paris : 28.3.1940’ tarihli bir mektuptan:

“Kusura bakma, Ziyacığım, gene hep kendimden bahsettim, ne yapayım. Önümdeki bardak ayna, tabak ayna, masa ayna, kâğıt ayna, kalem ayna, hep kendimi görüyorum, senin gözlerinde bile Ziyacığım.”

Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya’ya Mektuplar, Varlık 1957, s: 56-57.

Devam →

Pavese’nin aynası
Yazıyı oku

cesare-pavese

“Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.”

Cesare Pavese / çeviren: Cevat Çapan

“Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.” diyor Pavese, 6 Kasım 1938’de.

Yaşama Uğraşı / çeviren: Cevat Çapan,

Devam →

Ernst Bloch. Aynada yüzleşme
Yazıyı oku

SİYAH ADAM

Biri, tam da yanıldığı için kendine daha da fazla baktı. Bir akşam geç saatlerde bir beyefendi arkadaşlarıyla otele geldiğinde tüm yataklar doluydu;  biri hâriç,  fakat o odada da çoktan bir zenci   -Amerika’dayız- uyuyordu. Beyefendi odayı yine de tuttu, sadece bir gece içindi ve sabah erkenden trene yetişmeliydi. Bu yüzden otel uşağına sabah hem kapıyı çalmasını hem de yatağında    -ama siyah adamınkinde değil de doğru olanında- uyandırmasını önemle tembihledi. O gece oldukça sert şeyler içildi,

Devam →

Ernst Bloch. Bir ayna parçası
Yazıyı oku

ELDEN ELE İLETMEK

Gerçi her insan şu ve bu olarak zaten burada gibi görünür. Ancak hiç kimse öne sürdüğü şey olmayıp, hele hele, sergilediği şey hiç değildir. Üstelik de herkes zamanla ne olduysa, geldiği ev itibârıyla pek az falan değil, hem de fazlasıyla o olmaya meyyâldir. Daha sonraları, içinde olmakla kalmadıkları, ama meslekî olarak veya herhangi bir bağlamda da içine sokuldukları kabuklarına alışırlar. Mamafih, günün birinde bir delikanlı, buradan çok uzaklarda bir ayna bulmuştu ki daha önce böyle bir şeyi hiç tanımıyordu.

Devam →

Elias Canetti’den bir ayna
Yazıyı oku

“[…] Şaşırmak, bir zamanlar büyük bir olasılıkla o sözünün edilmesinden hoşlanılan, görüntüleri daha pürüzsüz ve dingin bir yüzeye yansıtan ayna idi. Günümüzde ise bu ayna parçalanmış durumda ve şaşkınlığın kırıkları küçüldü. Ama en küçük kırıktan bile bir görüntü tek başına yansımıyor; kendi karşıtını da acımasızca beraberinde sü­rüklüyor; gördüğün ne olursa olsun ve ne denli az olursa olsun, senin görme eylemin onun kendi kendisini geçersiz kılmasına yol açıyor.
O halde yazarı aynada yakalamaya çalıştığımızda,

Devam →

Ekrem Demirli – ek
Yazıyı oku

Sayın Prof. Dr. Ekrem Demirli: “Dante’nin siyah ve beyaz dünyasıyla İbnü’l-Arabî’nin paradoksal ve karmaşık dünyası arasında bir irtibat bulmak [‘bulmak’ değil de ‘kurmak’ mı olmalı acaba?] mümkün değil. İbnü’l-Arabî bir düşünceye kıyısından köşesinden tesir etmez. O bir yere girdiğinde düşünceyi yeni baştan inşa eder, temelini değiştirir.” [kaynak: ekşisözlük’te, 02.08.2013 tarihinde, “ekrem demirli” başlığı altında “musa iğrek’in röportajından alıntıdır” adlı girindi (entry).]
Neden İbnü’l-Arabî’nin dünyasının “paradoksal ve karmaşık” olduğunu söylüyor, ya da “paradoksal ve karmaşık”

Devam →

Cemal Bâli Akal
Yazıyı oku

 

 

 

“Leviathan’ın 1651 baskısının kapağındaki ünlü resim hatırlanırsa, Ölümlü Tanrı’nın gövdesini oluşturan “yaratıcı- lar”ın sırtları dönüktür. Aslında onlar, bir Ayna’ya bakan Kalabalık olarak düşünülmüşlerdir. Ayna’da gördükleriyse Bir’dir, yani gövdesini oluşturdukları Leviathan. O başka yere bakar: Non estpotestas Süper Terram quoe Comparetur ei job…
Hobbes benzerlik ve Ayna düşüncesi üstünde oynamayı sever, Leviathan onu kuran insancıkları taklit eder, örnek alır, ama Ben’leri değil, Maske’leri,

Devam →

“L’altrove è uno specchio in negativo.”
Yazıyı oku

662132 indir le-città-invisibili1 le-citta-invisibili lecittàinvisibilicalvino5

“Bütün bu yolculuklar geçmişini yeniden yaşamak için mi?” diye sordu bu noktada Kubilay Han. Şöyle de sorabilirdi aslında: “Bütün bu yolculuklar geleceğini yeniden bulmak için mi?”
Şöyle cevap verdi Marco Polo: “Başka yer, negatif bir aynadır. Yolcu, sahip olduğu tenhayı tanır, sahip olmadığı ve olmayacağı kalabalığı keşfederek.”
(Italo Calvino, Görünmez Kentler; Çeviri: Işıl Saatçıoğlu, YKY 16.

Devam →

Enis Batur
Yazıyı oku

“[…]  Çoğu
kör cahildi etrafımda şiir yazanların,
cüretlerinin  geldiği yeri hemen gördüm.”

Ağırlaştırıcı Sebepler Dîvanı (2003 – s: 47)

//

“Anlayamadıklarım, anladığımı sandıklarımın kat be kat fazlası. Anlamlandırma çabalarım çoğunlukla bozgun duygusuyla sonuçlandı.”

Mumya Köpek (2011 – s: 9)

//

“Hayırsız hiçbir canlı, hiçbir madde yoktur bana kalırsa, bir tek hayırsız insanlar vardır.
Uzun, murdar tarihiyle: Âdemoğullarından Kabil.”

Devam →