Zygmunt Bauman’ın ölümü
Yazıyı oku

 BaumanStrangers2

Zygmunt Bauman, Ocak 2017’de öldüğünde 91 yaşındaydı. Son kitabı ‘Strangers at Our Door’ 2016 Nisan’ında yayınlandı, yani ölüm tarihinden sekiz ay önce, doksan yaşındayken yayımladı son kitabını Bauman. Göçmenlik-mülteci (migration) sorunu gibi, Avrupa’yı son zamanlarda fazlasıyla ilgilendiren güncel bir sorunla ilgili yüz yirmi sayfalık bir kitap. Nasıl yazdı doksan yaşındaki Bauman bu kitabı? Doksan yaş, öyle şaka değil! O yaşta yazmak için şuuru açık, zihnî melekeleri yerinde olmalı insanın, hele Yahudiyse,

Devam →

Bertan Onaran
Yazıyı oku

Bertan Onaran, 15-16 Aralık 2016 sabaha karşı, bu hayata vedâ etmiş.
Epeyce tercümesini okuduğum, tercümelerini beğendiğim, beslendiğim bir isimdi Bertan Onaran.
Ionesco’dan Yalnız Adam‘ı kim bilir kaç kez okudum. Sartre’in Sözcükler‘i. Mayakovski’den Lili Birik’e Mektuplar.

6 Ocak 1979’da ilk kez Salacak’taki evde okumuştum Savaş Pilotu’nu. Fahri Karagözoğlu’nun müthiş kapak tasarımını unutabilir mi insan? Fransa’da bile bu kadar güzel bir kapak tasarımıyla yayımlanmadı.

Devam →

Eco’nun arkasından konuşmak
Yazıyı oku

ECO UMBERTO  tumblr_mg4imve6Ke1qcyw3po1_1280

Diyor ki Umberto Eco (1932-2016): “İnanmadığım eserlerin koleksiyonunu yapıyorum, yani kütüphanem beni tersten yansıtıyor. Ya da belki, çelişkili bir kafa yapısı olarak beni yansıtıyor.”

“Kelamın hangi dilde vücut bulmayı seçtiğini sormalıyız kendimize. Mesih bizi ziyaret etmek için şu yaşadığımız devri seçmiş olsaydı, hiç şüphesiz İngilizceyi benimserdi. Veya Çinceyi. Ama kendi Aramice ifade ediyordu, sonra Yunancaya çevrildi, ondan sonra da Latinceye. Tüm bu safhalar, elbette ki mesajı tehlikeye atar. Bizim ona söylettiklerimizi mi söyledi sahiden?”

Devam →

Eduardo Galeano
Yazıyı oku

 

10066

 

(1940, Montevideo, Uruguay – 13 Nisan 2015, Montevideo, Uruguay)

“Bugün bütün dünyanın gözünde Amerika demek, ABD demektir. Bizler, ne idüğü pek belli olmayan ikinci sınıf bir Amerika’da oturmaktayız. Kesik damarların kıtasıdır Latin Amerika. Keşfedildiği günden beri burada her şey, önce Avrupa, daha sonra da Kuzey Amerika sermayesine dönüşmüş ve o uzaktaki iktidar merkezlerinde öylece birikmiştir, öylece birikmektedir. […] Günlük kazancı çeyrek dolardan ibaret olan tam altmış milyon köylü var bugün Latin Amerika’da;

Devam →

Yaşar Kemal ölmeden önce…
Yazıyı oku

 

Ben Yaşar Kemal’in ya da Orhan Pamuk’un Nobel almasını çok istiyorum. Neden? Çünkü onlara Nobel verilirse, biz yabancılara şunu diyebiliriz gönül rahatlığıyla: O Nobel verdiğiniz şahıslar bizim edebiyatımızın en başarılı isimleri değildir. Ve gerçekten de değildirler.

İsmet Özel, Yaşar Kemal hayattayken, on dört sene önce böyle demiş.
(Sefa Kaplan’ın Picus’un 14. sayısında yaptığı söyleşide, Eylül 2004)

Cemil Meriç de, Yaşar Kemal hakkında, ta 1964’ün Kasım’ında,

Devam →