Nazan Bekiroğlu’nun gizli yansıması
Yazıyı oku

Önümdeki kitabın sayfalarını karıştırıyor fecrin rüzgârı: Nun Masalları.
“Âyine-i Mücellâda Nihanız” diyor, birinci bölümün dördüncü parçası.
(Neşâtî’ye soramadığımı Nazan Hanıma sorsam: Görünürlüğü neden ısrarla reddettiğimizi? Soramıyorum. Soru gırtlağıma yapışıyor, boğuyor beni.)
“Aynalarda görünmez olalım.” Ben tuttum sonundan aldım, halbuki öncesi var: “senin aynanda evvelâ kendimi göreyim.” Sonra (sonra eğer önce değilse hakikatte) nihanız.
Âlemde, ruhsuz bedende, cilâsız aynada Âdem olarak kendimizi gördük, sonra kaybettik görüntümüzü,

Devam →

Virginia Woolf / looking-glass
Yazıyı oku

s2825512 148905  6652

 

They stood together in front of the looking-glass, and with a brush tried to make themselves look as if they had been feeling nothing all the morning, neither pain nor happiness. But it chilled them to see themselves in the glass, for instead of being vast and indivisible they were really very small and separate, the size of the glass leaving a large space for the reflection of other things.

Devam →

Ayna / Tahsin Yücel
Yazıyı oku

Hikâyedeki karakterlerden biri (Tutkal Rıza) şöyle diyor diğer karaktere (profesör Tarık Uysal’a):

“Ama, daha önce de söyledim, yaşam aşındırıyor yüzleri. Gözleri de. Her gün gördüğümüz için, üstelik aşınmış gözlerle gördüğümüz için, yüzümüzün hep aynı yüz olduğunu sanıyoruz, ama belli ki değişiyor, belki de her dakika değişiyor. Aynaya bakmasını bilmek gerek.”
“Bak, bunu çok güzel söyledin işte: aynaya bakmasını bilmek gerek,” diye doğruladı profesör Tarık Uysal, o sabah aynanın karşısında düşündüklerini anımsadı, gerçek çözüme yaklaşıyormuş gibi bir duygu uyandı içinde,

Devam →

İnsanın kendini görebildiği bir ayna
Yazıyı oku

Virginia Woolf’un Yıllar (The Years) adlı romanından bir alıntı:

“Masanın üstünde bir ayna duruyordu. Eugénie muhtemelen İtalya’dan almıştı; insanların İtalya’dan aldığı şeylere benziyordu: Lekelerle kaplı eski bir ayna. Karşısına geçip kravatını düzeltti.

Ama insanın kendini görebildiği bir aynayı tercih ederdi, diye düşündü aynadan uzaklaşırken.”

A looking-glass stood on the table. It was probably one of the things she had picked up there: the sort of thing that people did pick up in Italy;

Devam →

Eduardo Galeano
Yazıyı oku

 

10066

 

(1940, Montevideo, Uruguay – 13 Nisan 2015, Montevideo, Uruguay)

“Bugün bütün dünyanın gözünde Amerika demek, ABD demektir. Bizler, ne idüğü pek belli olmayan ikinci sınıf bir Amerika’da oturmaktayız. Kesik damarların kıtasıdır Latin Amerika. Keşfedildiği günden beri burada her şey, önce Avrupa, daha sonra da Kuzey Amerika sermayesine dönüşmüş ve o uzaktaki iktidar merkezlerinde öylece birikmiştir, öylece birikmektedir. […] Günlük kazancı çeyrek dolardan ibaret olan tam altmış milyon köylü var bugün Latin Amerika’da;

Devam →