Enis Batur: A Cappella

ed33ab32cf42ea6140964f283954b067ENISICERI

Sözü ona getirmek istiyorum: Enis Batur’a, Enis Batur’un “yeni lirik şiirler”ini kış biterken okuduğumuz kitabına:
A Cappella; Kırmızı Kedi, Mart 2015.
Gençlerde bir numara yok. Yayınladıkları onca şiire, onca kitaba rağmen güvenilmiyor, tatsız, eğreti, bir tarafından mutlaka açık veriyor. Enis Batur’unsa yaşı altmışın üstünde, fakat hepsinden genç, hepsinden dinamik. Şiirler nasıl damıtılmış, nasıl demlenmiş; kelimeler nasıl sağlam, büyüleyici bir kitap A Cappella. Şiirin kaybolmadığını, şiirle buluştuğunuzu iliklerinizde hissedebiliyorsunuz. Bu nasıl da önemli, hele şu şiirsiz, kasvetli, her şeyin siyasete bulaştığı zamanda. Cumhuriyet Kitap Eki’nde yapılan söyleşide kitabın adıyla ilgili olarak “arama motoruna A Cappella yazınca bulmak güç değil şimdi!” diyor, o halde A Cappella‘nın anlamı üzerine biraz bilgi almakta fayda var:

Müzik terminolojisinde A Cappella olarak geçen çok sesli bir müzik türü. Enstrüman olarak insan sesi  kullanılır. Kelime anlamı olarak İtalyanca “kilise tarzı” demektir ve Rönesans tarzı ile barok konçertosunu birbirinden ayırmak için geliştirilmiştir. On dokuzuncu yüzyılda Rönesans tarzı kilise müziklerinde genellikle enstrümanlar kullanılırdı, A Cappella tarzı ise aynı tip müziklerin herhangi bir enstrüman kullanılmadan seslendirilmesidir. Daha çok kilise korolarında duyulmakla birlikte Rock, Jazz, Pop, Rap, R&B gibi müzik türlerinin tümünde A Cappella‘ya rastlanabilir. A Cappella grupları içerisinde yer alan tenor, soprano, bariton, mezzo soprano, alto ve bas sesleri farklı farklı tonlarda yazılmış olan eseri bir arada icra eder. Ayrıca müzik enstürmanı olarak bir insan sesinin yani beatbox yapılarak da A Cappella okumak mümkün ve daha kolaydır.

A Cappella müziği her ne kadar ülkemizde ‘koro müziği’ ya da ‘kilise müziği’ olarak bilinse de bunlar sadece A Cappella‘nın yola çıkış noktalarıdır. Başlangıçta İslami ‘naat’ veya ‘neşid’ müziği formunda olan A Cappella, zaman içerisinde devinimden geçmiş ve popüler müzikte uyandırdığı ilgi sonucunda ‘sadece vokal müzik’ halini almıştır. Wyclef Jean gibi pek çok ünlü sanatçının da bu müziğe olan ilgisi nedeniyle modern A Cappella daha çok insanın geniş ses ve harmoni yelpazesini kutlayan bir müzik şekline ulaşmıştır.
Bu açıklamalar, Enis Batur’un şiirine olduğu gibi, kişiliğine, hayata bakışına da ışık tutmaktadır. Yani çok yönlü, çok boyutlu, geniş ufuklu, yelpazesi herkeste iz bırakabilen, her kesime esinti ulaştırabilen bir şair Enis Batur. Aynı söyleşide “lirik şiirlerimde de, ötekilerde de musiki bağlantıları hep önde kaldı. Çalgısız insan sesi değil mi zaten, şairinki?” diye sorar. Bu nedenle A Cappella‘da bir bilgelikle karşılıyor bizi şair, kapıda ve içgömleği pantone 156C bir kitapla. Bu bilgelik, tılsımla süzülmüş, damıtılmış bir bilgi birikiminden çıkıyor. Bu tür şiiri başkasının yazdıklarından okumak imkânsız, aslâ dayanılmaz, oysa Enis Batur’un lirik şiirlerindeki tılsım, çekicilik bambaşka.
Enis Batur, özellikle kendisinden aşağıdakilerin “çok önemli şeyler” söylemek için kelimeleri rastgele istiflediği -odun istifi gibi- içi boş şiirden uzak durarak daha yalın, daha minimal, fakat ayarı çok yüksek bir şiir koyuyor önümüze. Burada bir çene çalma, bir gevezelik yok; aksine yitirdiğimiz, unuttuğumuz bir erdem alış verişi var. Oysa Opera‘da (I-IV ya da 1-4004; Altıkırkbeş, 1996) bu tarzın tam tersini uygularken, çenesi düşüklerin yuvarlandığı boşluğa yaklaşmamıştı bile. Opera hacminde, kesafetinde bir şiir yazmak, ortaya koymak kimin haddine, hele bu ortamda?
A Cappella, Enis Batur’un “lirik şiirler” meşrebindeki kitaplarından. 1973’ten başlayan bir serüven veya seyrisülûk diyebiliriz. Daha önce Tuğralar (lirik şiirler, 1973-1984; Tan, 1985) Perişey (lirik şiirler, 1985-1992; Remzi, 1992), Kanat Hareketleri (lirik şiirler, 1993-1999; Altıkırkbeş, 2000) ve Neyin Nesisin Sen (1999-2006; Kırmızı, 2007) gibi “lirik şiirler” yayınlayan Enis Batur, birbirinden farklı şiir meşreblerini, damarlarını kendinde barındırır. Batur, “lirik şiirler”ini hep hayat arkadaşı ressam Fatma Tülin’e ithaf eder. Son kitabın kapak deseni de Fatma Tülin’in. Bir de “ninniler” var. Tuğralar’dan başlayarak, Perişey‘i atlayıp Kanat Hareketleri‘nde de karşılaştığımız “ninniler”iyle A Cappella‘da bizi bir kez daha uyandırıyor şair. Onun işi, ninniyle uyutmak değil, tam tersine uyandırmak, uyanık tutmak, uyarmaktır.
“A Cappella”nın yayına hazır olması yaklaşık ondört ayımı aldı.” diyor Cumhuriyet Kitap Eki’ne, 30 Mart’ta. Bu da hem okura, hem de kendine verdiği önemin, saygının bir göstergesidir.

Enis Batur, bütün şiirlerinde hep büyük harfle yazmayı tercih ettiğine göre “Zaman” herhangi bir varlık değil.

Bir tür dinlence, kalbi dinleme durumu: A Cappella. Buna ihtiyacımız var. Enis Batur, şiir okurunu (kaç kişiyse) bu duruma, bu dinlenceye davet ediyor. Bu davete icabet edilir.