Gözgüden bakmak: Özgün bir tecrübe

Huzursuzum. Aynamın yüzünü kasvet kaplıyor. Benimkisi Fernando Pessoaca bir huzursuzluk: “Desassossego”. (Desassossego: Huzursuzluk ya da tedirginlik, endişe. Fernando Pessoa‘nın Türkçe’ye ‘Huzursuzluğun Kitabı’ adıyla çevrilen Livro do Desassossego adlı kitabına bir gönderme. Huzursuzluğumun sebebini anlamak için Pessoa’nın huzursuluğunu da anlamak lâzım, iyisi mi, boş verin, uzun iş.)

Kendime bir ağ şebekesinin içinden bakıyorum aynada. Aynaya özgü kaygılarım var.
Kendi başıma ağ ördüm, sanki, kendi ellerimle.
Kendime bu sanal âlemde bir yol çizebilecek ve o yolda kendimi, takip edenlerin şerrinden uzak, hayrına yakın tutabilecek miyim? Bakalım. Bunu kestiremiyorum, açıkçası.
Aynada beliren bütün bu görüntüler bana ait gibi; oysa o görüntüler aslında aynaya özgü bir gerçekliği yansıtmaktadır. Değişken, göreceli, kaygan, sanal bu gerçeklik, evet, beni kaygılandırmaktadır.
Kaygılarımı paylaşmalıyım. Kaygılarımızı paylaşmalıyız.
Kaygılarımız ne kadar bize ait? Onlar da aslında aynaya özgü bir yanılsama değil midir?
Aynaya özgü: bir tecrübe.
“O próprio sonho me castiga.”diyor Pessoa. “Düş de bir tecrübe kazandırır bana.” (“Livro do Desassossego” siteye git)
Bu tecrübede derin kaygılarımla birlikte, düşlediğim her şeyin aynaya özgü bir gerçeğe bürünmesine göz yumdum. Onları birer düş olmaktan çıkaran aynaya özgü her şeyin kaybolması / kaydolması, sadece bu, bana huzur verecektir.
Hiçbir şey kaybolmaz, kaydolur.

Aynadan bakınca her şey ayan beyan.

Not: Gözgü ayna demek. Şemseddin Sami’nin Kamus-ı Türkî’sinde hem gözgü hem de gözgi biçiminde geçer ve metruk bir kelime olduğunu, yerine geçen ayna kelimesinin de “Türkçe olmadığından, ihyası arzu olunur” der. İnsanların çoğu gözgüye bakıp bir şey gördüğünü sanır, oysa -belki de- gözgüden bakmak en doğrusudur, kim bilir.