Gözgüden bakmak: Özgün bir tecrübeydi! Tecrübe kazanıldı mı?

İnternetin îtibarı yok! Gözgüden (aynadan) bakmanın da hiçbir anlamı yok! Tecrübe edilecek bir şey de yok aslında! Aynaya bakan kadar, aynadan bakan da huzursuz. Aynadaki başka görüntüler, siz aynaya baktıkça, takip edenleri siz de takip ettikçe hep olacaktır. Bunlara engel olmak da mümkün değil. Bilmediğim, yabancısı olduğum, hiç güvenmediğim bu yeri terk etmiyorum. İnternetin îtibarı olmadığını söylüyor ve buna rağmen kalıyorum! Yalnız bir şartla: okuduğunuz her yazıya yeniden bakın! Her şey, her an değişmekte bu aynada!

Gözgüden bakmak: Özgün bir tecrübe
Aynaya bakmamalıyız arkadaşlar. Aynadan (gözgüden) bakmalıyız, birlikte bunu bir tecrübe edelim. Ne dersiniz?
Belki de dersiniz boş! Gördüklerimizi aynadan, aynaya özgü görebilir miyiz? Aynadan (gözgüden) görelim. Gördüklerimizi karşılaştıralım, bakalım ne olacak?

Baktıkça huzursuzluğum daha da artıyor. Aynada(n) soyutlanmak gerekiyor belki de. Aynadan bakmakla, aynaya bakmak arasındaki “çatışma” kişilik bölünmesine yol açmayan bir çatışmadır. “Dünya bizim kafamızda yaşattığımız bir görüntüdür.” diyor Carl Gustav Jung. “Dünyanın bizim sandığımız gibi olduğuna ancak çocuk ruhlu insanlar inanır. Nasıl ki ‘ben’ dünyanın bir içe yansıtımıysa, gördüğümüz dünya da gerçek dünyanın ‘ben’ tarafından bir dışa yansıtımıdır.” (C. G. Jung, Analitik Psikolojinin Temel İlkeleri; tercüme: Kâmuran Şipal, Cem y., 2. basım, 2000, s: 80)

Akıllının birinin kuyuya attığı o koca taşı çıkarmak için uğraşan deliler gibiyiz. Müslümanlar (!?) deliler gibi, kuyuda. Taş çıkmıyor inatla. Müslümanlar kuyuda, taş kuyuda, akıllı ise derin bir uykuda.
“Benimkisi Fernando Pessoaca bir huzursuzluk” demiştim önceki yazıda. Pessoa, 1935’de bir biyografik not bırakmış, orada soyu hakkında şöyle diyor: “bütün ataları soylu ve Yahudi karışımı.” Dini tutumu hakkında da şöyle der: “İsrail’deki Gizli Gelenekle (kutsal Kabala) ve masonluğun okült özüyle sıkı ilişkiler sürdüren Gizli Hıristiyanlık Geleneği’ne sadık.” (Pessoa Pessoa’yı Anlatıyor, derleyen ve çeviren: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi y., birinci basım 2012, s: 239, 240)
Birbirimize aynalardan bakmaya çalışıyoruz. Aynasız birbirimizi göremiyoruz, aynadan baktığımızda da görmemize neredeyse imkân yok. Yanıbaşımızdakine bile aynayı tutup bakmak ne kadar saçma. Böyle bir saçmalık tiyatrosu: Seyirci bile oyunu aynalar yardımıyla seyrediyor, oyuncular birbiriyle aynadan diyalog kuruyor, ışık aynadan yansıyor… Dekor, perde, her şey aynadan.