Mehmed Âkif’den utanmadan
Yazıyı oku

Bir gazetenin ‘kültür-sanat’ sayfasını açıyorum; hayret, gazetenin böyle bir sayfası var hâlâ, kültür ve sanattan bunca uzaklaşmışken, kültür ve sanat bunca tahribata maruz kalmışken! Gazetenin ‘kültür-sanat’ sayfasında ‘Anayasayı kim yazmalı?’ diye başlığı olan bir yazı bile var, malum ‘kültür-sanat’ sayfası! Sayfadaki haberlerden birinin başlığında da “Sanat kritiği üretmeliyiz” diyor bir küratör. Hangi sanatın kritiğini acaba?
“Diğer alanlarla birlikte kültür sanatta da sadece kopya çekti[ğimizi], taklit etti[ğimizi]” söylemiyor muydu Cumhurbaşkanı? Üstelik “onları da kötü bir şekilde yaptı[ğımızı]”.

Devam →

Halep çıbanı
Yazıyı oku

“Mon şer! Dün gece, bu suratımın hali uykumu kaçırdı. Onu şöyle hayâlimde tashîh edeyim dedim. Meselâ alnımı daha muntazam bir şekle soktum. Kafamı lepiska saçlarla örttüm. Yanağımdaki Halep çıbanını sildim. Ağzımı ufalttım, çenemi incelttim. Gene de bir şeye benzemedi. Anladım ki bu kafayı kökünden söküp atmaktan başka çare yok.” (Ahmed Haşim’in bir mektubundan.)

Kafayı değiştirmek zorundayız; yoksa Halep çıbanını bir şeylerle kapatsak, silsek bile çirkinliğimiz kalacak, sırıtacaktır. Ayna yalan söylemez!

Devam →

Macîd Macîdî’ye selâm -4
Yazıyı oku

Şu cümleyi yazabilmesi için tüm entelektüel seviyesini, aklını, izanını kaybetmesi gerekir kişinin: “Hz. Peygamber’i (sav), İslâm’ın adım adım kurulduğu, teşekkül ettiği, şekillendiği dünyayı, duyarlıkları, ilkeleri, akîdeyi heretik Şiî duyarlıklarla anlatan, büyük sahabileri gözardı eden, Peygamber şuurunu ve dolayısıyla İslâm kavrayışını Şiî duyarlıklar üzerinden silbaştan tarif ederek, Ehl-i Sünnet ana caddeyi yerle bir edecek son derece tehlikeli bir film.”
Filme karşı çıkarken, kafalarındaki yamuklukla, çarpıklıkla kendilerine uyduruk, zorlama gerekçeler arıyorlar, ama yok, bir tek gerekçe bile bulamazlar,

Devam →

Macîd Macîdî’ye selâm -3
Yazıyı oku

Bunlar, bu aklı karışıklar Macîd Macîdî’nin filmine tepki göstererek bir şeylerden anladıklarını falan sanıyorlar, ama hiçbir şeyden anladıkları yok. Bu bilinsin! Macîdî ne yaptığını biliyor, onun bu filme nasıl emek verdiği de biliniyor. Bu işler öyle oturduğun yerden ahkam kesmekle olmaz, kişi kendisini nasıl bilirse karşısındakini de öyle bilirmiş; sen acaba karşındaki mümin için ayna oldun mu? Onun sende yansımasına izin verdin mi?
Sinema nedir? Önce bunun üzerinde biraz kafa patlat, eğer patlatacak kafaysa, 

Devam →

Macîd Macîdî’ye selâm -2
Yazıyı oku

İsim vermek istemiyorum, çünkü bu ülkede düzeyli bir tartışmanın yapılabilme imkânı görünmüyor, o bakımdan isim zikretmiyorum. 30 Ekim 2016 tarihli bir köşe yazarının kullandığı başlık şu: “Hz. Peygamber’in filmini yapmak cinayettir!”
Biliyordum, bekliyordum. Maalesef, seyrederken göremeyenler için sinema ne yapsın, kendini de göremiyorsa ayna ne yapsın, anlayamıyorsa resim, şiir ne yapsın?
“Mecîdî’nin filmi akîdevî, kültürel ve siyasî sonuçları bakımından çok tehlikeli”ymiş!
Allah’ın Elçisi Muhammed’de hiçbir tehlike yok, tehlike önyargılarla dolu kafada ve kasılmış duygulardadır.

Devam →

Macîd Macîdî’ye selâm
Yazıyı oku

majid_jan2005_rounded img-20151219-113228

28 Ekim 2016’da gösterime giren İranlı yönetmen Macîd Macîdî’nin filmi Muhammad The Messenger of God’ı seyrederken üç saat boyunca filmin büyüsüne kapıldım, salondaki herkes gibi. Filmin çarpıcı görüntüleriyle olduğu kadar, yönetmenin film aracılığıyla (seyirciyle) kurduğu zihinsel/ruhsal bağlantı yönünden de etkisi sinemadan çıktıktan sonra bile süren bir film Muhammad The Messenger of God. Peşine takılır, çekimine kapılır, onu delil olarak görürseniz sizi başka yönetmenler gibi asla yanıltmaz,

Devam →

Slavoj Žižek v.s.
Yazıyı oku

las_meninas_mirror_detailr926916_9677185

Slavoj Žižek, Cees Nooteboom gibi on kişi İngiltere’ye mektup yazarak AB’den ayrılmasını (Brexit) değil, AB’yi toparlamasını, desteklemesini, yalnız bırakmamasını istiyorlar. Aslında bir bakıma kıorkuyorlar. Žižek, Avrupa’yı ‘Dan Brown topluluğu’ olarak tanımlamış. AB’nin Türkiye politikasını iki yüzlü buluyor. İngiltere’nin, Avrupa kıtasını Osmanlı İmparatorluğu olarak gördüğünü bile söylemiş. İmparatorluğun başına Krallık (UK) getirmeyi hayal ediyorlar, epeydir aynalarındaki bu yanılsamayı bir yansıma sanıyorlar.
Mektuplar maalesef bir işe yaramadı. İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık’ın kaderini belirleyeceği söylenen referandumda ‘AB’den ayrılma (Brexit)’

Devam →

Karen Elliott House
Yazıyı oku

51Aht2Id+-L._SX302_BO1,204,203,200_

Karen Elliott House. 64 yaşında. The Wall Streef Journal yayıncısı.
Dow Jones & Company’nin başkan yardımcısı.
1982’de Suudi Arabistan’da “diplomatik röportajlar” yaptı.
Bu kadına, bu kitaba ve bundan sonra Suudi Arabistan’a dikkat edin!
Bloomberg TVde Charlie Rose’un proğramına katıldı. Orada bu kitapla ilgili ve Suudi Arabistan’a ilişkin konuştu.
Suudi Arabistan’a demokrasinin getirileceğini söyledi. Mekke ve Medine’nin bütün Müslümanlar için demokratik olarak yeniden düzenleneceğinden söz etti.

Devam →

İsmet Özel’in ikazı üzerine
Yazıyı oku

Çelimli Çalım’ın son sayısında (sayı: 17) İsmet Özel, kendisinden başkasına vacip olmayan çok önemli bir ikazda bulunuyor:

“Sırrı şiirden başka yerde aramanız agâh olmağı umursamadığınızı, zihin ayarınızın dolma yutma/yutturma moduna takılı kaldığını gösterir. Sizler birilerinin zihin ayarınızla oynadığına dikkat etmeyebilir ve giderek zihin ayarınızla oynanmasından bir zevk, bir tatmin memnuniyeti duyabilirsiniz. Hem ihmalciliğiniz ve hem de memnuniyetiniz son hükümet programına Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in ekonomik anlayışının sadakatle yansıtılmış olmasının size bir mânâ ifade etmesine mâni olacaktır.

Devam →

Superstar Žižek
Yazıyı oku

 

zizek1-1024x852

Superstar Communist philosopher Slavoj Žižek, Ekim 2015’de bir Kürt televizyonuna konuşmuş.
Konuşmasından seçtiğim alıntılar, ne Kürtler ne de Türkler hakkında hiçbir tutarlı bilgiye sahip olmadığını gösteriyor:
“Bölgenin en ilerici ve en demokratik halkı, topluluğu Kürtlerdir” diyor. İlericiliği ve demokratikliği İslâm’dan yalıtılmak, hiçbir şekilde İslâm’ı taşımamak olarak görüyor Žižek. Bu nedenle de “Ortadoğu’daki en seküler grup Kürtler” oluyor Žižek’e göre.

Devam →

Kim haklı? Žižek mi, Kalın mı?
Yazıyı oku

3 Eylül 2015’te “konum” sınıflamasıyla “Ortadoğu Haritasında Kan Yüklü Bulutlar” başlığını taşıyan bir yazı yayımlamıştım; o yazıda şöyle diyordum:

Cemal Süreya, “Kan var bütün kelimelerin altında” diyordu. Libya, kan içinde; Sudan, kan içinde; Somali, kan içinde; Mısır, kan içinde; Suriye, kan içinde; Lübnan, kan içinde; Filistin, kan içinde; Ürdün, kan içinde; Irak, kan içinde; Türkiye’nin doğu ve güney doğusu, kan içinde; Yemen, kan içinde; Afganistan, kan içinde;

Devam →

Türk Dili’nde Ömer Aksay
Yazıyı oku

20151112

Ömer Aksay, “Şiir Gündelikleri / Şiire Dâhil Notlar“ını Türk Dili‘nde 2014’ün Haziran’ından beri yayımlamaya devam ediyor; bu arada pek seyrek de olsa şiirlerini de.
Türk Dili‘nin Kasım-Aralık 2015 sayısı, ‘Dilin Perdeleri’ Özel Sayısı olarak hazırlandı. Ömer Aksay’ın bu sayıdaki on beş sayfalık yazısı “Dünyaya Karşı Şiirde Vaziyet” başlığını taşıyor.
http://tdk.gov.tr/images/kasimaralik2015 1254Ömer Aksay – Dünyaya Karşı Şiirde Vaziyet.pdf

Türk Dili’

Devam →

‘Kitab’ın Serüveninde Norgunk ve Enis Batur
Yazıyı oku

‘Saga’ Enis Batur’un Norgunk’tan (Kumran Kitaplığı bölümünde) Mart 2010’da çıkan şiir kitabı.

Kitabın 32 sayfa, 14,5 x 21 cm boyutlarında, 50 TL olduğu ve “tükendi[ği]” yayınevinin norgunk.com adresinde bildiriliyor.

Asıl dikkat çeken bilgi şu:

“Saga”, Mas Matbaacılık’ta 64 adet basıldı, her nüsha numaralandırılıp yazarı tarafından imzalandı. 24 nüsha yazara, 4 nüsha yayınevine ayrıldı, 24 nüsha satışa sunuldu. Kalan 12 nüsha 12 özel kitaplık için ayrı tutuldu.

Devam →

Çelimli Çalım
Yazıyı oku

Genel Başkan İsmet Özel’in yanında, dernek üyesi olan gençlerin yönetiminde 16. sayısına ulaşan “Çelimli Çalım” adlı derginin ilk sayısı 11.07.2014 tarihinde (1435 Ramazan’ında) çıktığında “İstiklâl Marşı Derneği’nin ilk mecmuası” olarak tanıtılmıştı. “Derneğin ilk mecmuası” ifadesinden anlaşıldığına göre, başka mecmualar da çıkabilir. Kim bilir, belki de Çelimli Çalım ilk aşamaydı.

Devam →

İsmail Kara Adana’daydı
Yazıyı oku

İsmail Kara, 21 Kasım 2015 Cumartesi günü Adana’ya geldi. Yeni yapılan Ramazanoğlu Camii’nin (Ramazanoğulları Beyliği’nin eseri olan külliye ve camiyle hiç alakası yok) konferans salonunda “Cumhuriyet Türkiyesi’nde Bir Mesele Olarak İslâm” başlığı altında konuştu. Aynı başlığı taşıyan, ilk basımı 2008 tarihini taşıyan kitabının sekiz yıldır ikinci cildinin -nedense- yayımlanamadığı bu vesileyle göz ardı edilmemeli. Salonun yarısını ancak dolduran  dinleyici gurubunun (bu zamanda buna bile şükür!) İsmail Kara’yı ve özellikle de söz konusu konuşmanın başlığını taşıyan kitabını okumadığı,

Devam →

“ekşi”de İsmet Özel’le ilgili bir “girindi”
Yazıyı oku

geçen yaz bu başlıktaki bir entryden dolayı açtım bir videosunu izledim. izledikçe hayrete düştüm. ibrani alfabesinde bir sameh harfi vardır. aa bu insan sameh harfi ! diye yüksek sesle söyledim. hayatımda ilk defa bir insanı harf olarak görüyordum.
sonra diğer videolarını izleyince şaşkınlığım büyük bir saygıya dönüştü.
bu dünyada benim tam karşımda yer alan tek insandır. ben onun tanımına göre mutlak olarak ‘türk olmayan’ insanım. yani ilahi düzeyde türkün karşısına konulmuş kafir ben oluyorum…. Devam →

Žižek kime gelmiş?
Yazıyı oku

r926916_9677185  menos-que-nada_capa_final_site_alta

Slavoj Žižek 25 Haziran’da İstanbul’daymış. Ben İstanbul’da değildim. İstanbul’da müsait birileri vardı herhalde, kim karşıladı adamı bilmiyorum. Acaba yanlış zamanda geldiği için, umduğunu bulamadı da terslenerek dönüp gitti mi? Güncel meselelerimiz hakkında, olup bitenler hakkında ne Lacan’dan, ne Hegel’den bir şey çıkarıp söyliyecek durumda da değildi. Türkiye’de kim adına kamusal müdahalede bulunacaktı ki? Bıçak gelmiş kemiğe dayanmış, hangi transandantal sonluluk düşüncesini kim n’apsın?
Žižek bizi umursamıyor ve bizim hakkımızda soru sormak da istemiyor;

Devam →

İsmet Özel’den Türklük dersleri
Yazıyı oku

İstiklâl Marşı Derneği Genel Başkanı Şair İsmet Özel’in “Bir Türk Dünyaya Bedeldir” adı altında, 4 Temmuz 2015 Cumartesi günü Konya’da gerçekleştirdiği konuşmanın tam metnini İstiklâl Marşı Derneği internet portalından mutlaka indirmeli ve Ramazan bitmeden defalarca okumalısınız. http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/
Bu konuşma, tam bir ders niteliğinde, Müslüman Türk milletinin yediden yetmişe kaybettiği şuuruna, bilincine, itikadî zenginliğine ulaşmasını sağlıyor.
Hiçbir alıntı yapmadan, kolaycılığa baş vurmadan, doğrudan yazının indirilerek okunmasıdır isteğim.

İsmet Özel’den sık sık bahsettiğim için,

Devam →

‘Vatanında Cüda'(!) İstiklal Şairi(!)
Yazıyı oku

‘İlk kez yayınlanan belgelerle…’ üst başlığının hemen altında ‘Vatanında Cüda’ İstiklal Şairi ibaresiyle yayımlanan  “Kod Adı: İrtica-906” adlı yeni çıkan kitaptan haberdar mısınız?
Görüldüğü üzere birçok adı olan, güzel baskılı ve ‘özel‘ bir kitap: “Kod Adı: İrtica-906“.

İstiklâl Marşı’nda şöyle dua eder Mehmed Âkif:

Cânı, cânânı, bütün vârımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Kitabın adında geçen ‘Vatanında Cüda’

Devam →

İsmet Özel’e paralel düşmek
Yazıyı oku

20 Mart 2015 tarihinde “zaman.com.tr”de İsmet Özel’le ilgili bir haber yayınlandı. İstiklâl Marşı Derneği’nin düzenlediği “Darü’l-İslâm Nedir, Ne Olmalıdır? Misak-ı Milli Ne İdi, Ne Oldu?” adlı panelle ilgiliydi haber. Cemaat İsmet Özel’e karşı bir duyarsızlık (yalıtım) uyguluyordu, ne olmuştu da bu kez ilgilenmişti? “İsmet Özel’den AKP’ye Ağır Eleştiriler” diye bir başlık atılmış habere. Durum anlaşılıyor: Paralelciler İsmet Özel’e sadece AKP’ye muhalif olma noktasında ilgi duyuyorlar. İsmet Özel’in Türk-İslâm sentezini savunduğu ve entelektüel ağırlığı bulunduğu bile bu nedenle ifade edilmiş!

Devam →

“Daru’l İslâm Nedir, Ne Olmalıdır? Misak-ı Millî Ne İdi, Ne Oldu?” Panel tamamlandı (mı?)
Yazıyı oku

PANEL, 15 Mart 2015, Bağlarbaşı Kültür Merkezi, İstanbul

İstiklâl Marşı Derneği’nin düzenlediği “Darü’l İslâm Nedir, Ne Olmalıdır? Misak-ı Millî Ne İdi, Ne Oldu?” gibi yüksek irfan belirten bir başlığa sahip panel saat 14.00’da başlayıp akşam ezanı okunduktan sonra saat 19.00’da bitti. Beş saat süren bir panel takip ettik, yaklaşık beş yüz-altı yüz kişiyle beraber. Salon, İsmet Özel’in “boş… denemez; dolu… da denemez” dediği gibiydi. Salondakilerin hatırı sayılır bir kesimi, özellikle ilk celsede, ya yorgunluktan ya da konunun yüksek irfan gerektirmesinden ötürü uyumayı tercih etti…. Devam →

“Tell’em I’m Gone”
Yazıyı oku

images (2) images (5)

Tell’em I’m Gone Yusuf İslam’ın (Cat Stevens) yeni albümü. Beş yıl aradan sonra Sony Music etiketiyle müzik marketlerde. Albüm özgürlük ve barış içerikli değil!
Nasıl Türkçeleştirilebilir  Tell’em I’m Gone? Gittiğimi Onlara Söyle diyor. Göçtüğümü Onlara Anlat da olabilir.
Geride kalanlara anlat göçtüğümü diyor, başka tarafa göçtüğünden, uçtuğundan bahsediyor adam. Ama bu taraftakilere de anlatacak şeyleri var hâlâ.

Devam →

Bağcılar Belediyesi’nden Mehmed Âkif’in Ders Notları
Yazıyı oku

Bağcılar Belediyesi Kültür Sanat Yayınlarının, önemli bir eseri daha yayınlamak üzere olduğunun haberi geldi: Araştırmacı-tarihçi Ömer Hakan Özalp‘ın yayına hazırladığı, Dâru’l-Muallimîn-i Âliye talebesi Mehmed Zekâi Konrapa tarafından 1908-1909 ders yılında tutulmuş Edebiyat-ı Osmaniye Defteri.

Bu dersleri Dâru’l-Fünun ve Dâru’l-Muallimîn-i Âliye talebelerine ortak veren Mehmed Âkif, göreve Tevfik Fikret’in istifası üzerine 21 Kasım 1908’de getiriliyor.

Türk şiirinin nasıl gelişeceğine dair kitaptaki görüşlerden bir örnek veren Ömer Hakan Özalp, 21 Aralık 2014 tarihli Yeni Şafak’taki söyleşisinde şöyle diyor: “Âkif,

Devam →

1436 İstiklâl Takvimi
Yazıyı oku

İstiklâl Marşı Derneği’nin  (www.istiklalmarsidernegi.org.tr) yayına hazırladığı 1436 İstiklâl Takvimi / Resimli Elifbâlı Hicri Takvim‘in dördüncüsü de yayınlandı.

İsmet Özel’in duyarlılığını, titizliğini yansıttığı gözden kaçmayan gerçek bir eser niteliği taşıyan takvimde bu senenin temrinleri dünya edebiyatından seçilmiş metinler ve şiirler halinde hazırlanmış.

Takvimin yaprakları her güne bir ders gelecek şekildedir. “Elif” harfinden başlayarak önce harfleri, sonra kelimeler ile Türkçe okumanın ve yazmanın usulünü pratik bir şekilde 354 gün boyunca göstermektedir…. Devam →