İsmet Özel’in ikazı üzerine

Çelimli Çalım’ın son sayısında (sayı: 17) İsmet Özel, kendisinden başkasına vacip olmayan çok önemli bir ikazda bulunuyor:

“Sırrı şiirden başka yerde aramanız agâh olmağı umursamadığınızı, zihin ayarınızın dolma yutma/yutturma moduna takılı kaldığını gösterir. Sizler birilerinin zihin ayarınızla oynadığına dikkat etmeyebilir ve giderek zihin ayarınızla oynanmasından bir zevk, bir tatmin memnuniyeti duyabilirsiniz. Hem ihmalciliğiniz ve hem de memnuniyetiniz son hükümet programına Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in ekonomik anlayışının sadakatle yansıtılmış olmasının size bir mânâ ifade etmesine mâni olacaktır. Bu aymazlık karşısında bir Türk şairin, ilk Türk şairin ikazda bulunması kaçınılmaz oluyor. /…/ bir türlü müstemlekeleştirilememiş Türk toprakları yerküre üzerinde Turgut Özal hükümranlığına kadar anti-kapitalizmin istinat noktasıydı. Oysa Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in ekonomik anlayışı, İslâm ekonomisi diye bir şeyin olmadığı ve olmaması gerektiğine dairdi. Bu zat sebebi, gerekçesi, motivasyonu nereye bağlanırsa bağlansın kapitalizmin İslâm’ı kucaklayan bir düzen olduğunu, İslâm’la iç içe bir işleyiş gösterdiği inancıyla yaşadı.

“Sizler” diye hitap eden şairin muhatap alması ihtimal dahilinde olanlar kimlerdir? Kimler burada, bu topraklarda “zihin ayarıyla oynandığına dikkat etmeyebilir ve giderek zihin ayarıyla oynanmasından bir zevk, bir tatmin memnuniyeti duyabilir”? Böylesine aymazlık içinde yaşayanların, hayat sürenlerin bulunduğu bir yer mi burası? Celal Bayar’ın “küçük Amerika” yapmak istediği yer burası. Menderes’in “Her mahallede bir milyoner yaratacağız” dedikten sonra “Vatanı ve milleti Allah refah içinde bıraksın” dediği yer. Ve şairin ikazına dikkat kesildiğimizde: “Turgut Özal hükümranlığına kadar anti-kapitalizmin istinat noktası” durumunda kalan yer burası. Şu anda hangi durumdayız? Prof. Dr. Mehmet Genç de şöyle demişti: “İslâmi kapitalizm, daha insani bir kapitalizm olabilir. İslâm, sosyal devletin âlâsını yapabilir. /…/ Kapitalizmi İslâmi renge boyamak mümkündür.”  Bir prof. daha var, ‘İslâm ekonomisi uzmanı‘ Murat Çizakça, o da şöyle diyor: “Mehmet Genç’e, Osmanlı ekonomisinin bugüne uygulanıp uygulanamayacağını sormuşlar. Hoca da o her zamanki esprili haliyle cevap vermiş; “Hayır, yapılması gereken, Batı Kapitalizmi’nin sünnet edilerek günümüze uygulanmasıdır!” demiş. Ben de diyorum ki, Batı Kapitalizmi’ni sünnet edemezsin, o, İslami Kapitalizm’den türediği için zaten sünnetli doğmuş! İki defa da sünnet olunmaz ki! O yüzden yapılacak şey, klasik İslami kapitalizmi modernize ederek günümüze uygulamaktır.”
2008’in sonlarında Papa’nın Batı toplumunun girdiği asalak kapitalizmin karanlık tünelinden çıkması için çözüm araması nedeniyle Amerika’ya yaptığı ziyaretiyle aynı esnada,  Fransa’da üç ayda bir yayınlanan Challenges dergisi, Batı dünyasının içine düştüğü ekonomik krizden çıkması için İslâmi bankacılık sisteminden, İslâm ekonomisinden bahsetti. Dergi, “İslâmi Bankacılığa Dönüş” başlığıyla yaptığı araştırmada, dünyada tüm parametreleri bir şekilde kasıp kavuran ekonomik krizi anlatıyor ve “Papa’nın metinleri yerine Kur’an-ı Kerim okumalıyız” diyordu.
İsmet Özel’in ikazı çok düşündürücü ve önemlidir.
Prof. Dr. Muhammed Hamidullah Hoca’dan el alarak “Modern İktisat ve İslâm” konusunu işlemeye devam eden Prof. Dr. Sabahattin Zaim’in isminden iki kez bahsederek İsmet Özel’in yaptığı ikazı bugüne değin kimse yapmadı.
İsmet Özel şair, bir profesör değil!
Pof. Dr. Sabahattin Zaim’in adını ilk kez 1968’de görmüştüm. Gördüğüm yer, bizim evdeki kütüphanenin sürgülü çalışma tahtasıydı. Bu tahtanın üzerinde çeşitli yazılar, isimler vardı. Babam yüksek mühendisti. İki ağabeyim de mühendislik fakültelerini bitirdiler. Bu sürgülü tahta, ilkin onların, sonra da benim, daha başkalarının ders çalıştığı bir masaya dönüşüyordu. Üzerindeki yazılar hâlâ duruyor, bir kayıt gibi. Ağabeyimin el yazısı çok düzenli, büyük harflerle alt alta yazmış: Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, Prof. Aydın Yalçın, Prof. Ali Esat Birol, Prof. Osman Turan, Prof. Celal Ertuğ ve Prof. Sabahattin Zaim.. Bir hüzün kaplıyor içimi. 1968’de yazılan bu isimler tahtadan silinmemiş. İz kalmış. İsmet Özel ikaz ediyor. İsmet Özel’in ismini de ilk kez aynı tarihlerde ağabeylerimin kitaplarında görmüştüm.