Macîd Macîdî’ye selâm -4

Şu cümleyi yazabilmesi için tüm entelektüel seviyesini, aklını, izanını kaybetmesi gerekir kişinin: “Hz. Peygamber’i (sav), İslâm’ın adım adım kurulduğu, teşekkül ettiği, şekillendiği dünyayı, duyarlıkları, ilkeleri, akîdeyi heretik Şiî duyarlıklarla anlatan, büyük sahabileri gözardı eden, Peygamber şuurunu ve dolayısıyla İslâm kavrayışını Şiî duyarlıklar üzerinden silbaştan tarif ederek, Ehl-i Sünnet ana caddeyi yerle bir edecek son derece tehlikeli bir film.”
Filme karşı çıkarken, kafalarındaki yamuklukla, çarpıklıkla kendilerine uyduruk, zorlama gerekçeler arıyorlar, ama yok, bir tek gerekçe bile bulamazlar, her karesine baksalar da. Ama bakmazlar, hatta filmi seyretme ihtiyacı bile duymazlar. Sinemadan da, İslâm akaidinden de anlıyormuş gibi bir takım laflar etseler bile, bu filme karşı çıkışlarındaki tutumla ne sinemadan, ne İslâm akaidinden, ne de Hz. Muhammed (sav)’in doğuşundan anladıkları ortada.

“Bu film[in], Hz. Peygamber’in (sav) konumunu sarsmaya, Ehl-i Sünnet Omurga’yı çökertmeye ve İslâm’ı protestanlaştırmaya dönük sinsi bir projenin ilk tehlikeli adımlarından biri” olduğunu iddia ederken, bir kilise yetkilisine ne kadar da benziyorlar. Bu iddialar bir vebal almak, Müslümanları birbirine düşürmek, fitneye sebep olmak değil midir?

Daha fazla yazmak, tartışmak istemiyorum, bu konuya dair son yazım budur.
Burada, son olarak şunu söylemek zorundayım. Şakülün kaymasına sebep olan bütün tepkilerin sebebi şu iki şeyden başkası değil:

  • Filme harcanan paranın miktarı.
  • Filmin İranlı bir yönetmene ait olması.

İran’ın kendinden emin, değerli, tutarlı işler yapmasına tahammül edemiyorlar.
Macîd Macîdî, üçlemesini tamamlamaktan inşallah vazgeçmez, iyi seyirler diliyorum.