Macîd Macîdî’ye selâm

majid_jan2005_rounded img-20151219-113228

28 Ekim 2016’da gösterime giren İranlı yönetmen Macîd Macîdî’nin filmi Muhammad The Messenger of God’ı seyrederken üç saat boyunca filmin büyüsüne kapıldım, salondaki herkes gibi. Filmin çarpıcı görüntüleriyle olduğu kadar, yönetmenin film aracılığıyla (seyirciyle) kurduğu zihinsel/ruhsal bağlantı yönünden de etkisi sinemadan çıktıktan sonra bile süren bir film Muhammad The Messenger of God. Peşine takılır, çekimine kapılır, onu delil olarak görürseniz sizi başka yönetmenler gibi asla yanıltmaz, sizi ortada bırakmaz Macîd Macîdî. Bu yönüyle bana biraz Tarkovsky’yi de hatırlatır.
Endişelenecek, şurasında burasında bir takım şeyler aranacak bir film değil Muhammad The Messenger of God. Macîd Macîdî, tamamen halis duygu ve inançla; sanatını hiçbir mezhep, hiçbir uluslararası çıkar uğruna harcamadan olağanüstü güzellikte bir filmle, bize kardeşçe paylaştığımız inanç dünyamızın değerini, kalbimizin, ruhumuzun birbirimizi  yansıtan bir ayna olduğunu bir kez daha hatırlattı. Bu filmi Müslüman bir yönetmen Macîd Macîdî çektiği, yönettiği için bu kadar etkileyici oldu. Allah’ın Elçisi‘nin çocukluğunu filme çekerek bize seyrettirmek Müslüman yönetmen Macîd Macîdî’ye nasip olduğu için bu kadar seviyeli oldu. Bir başkası çekseydi, sanıyorum başka bir şey olurdu.
Macîd Macîdî, Allah’ın Elçisi‘nde bize yine bir çocuğun gözünden, ruhundan diğer çocuklarla birlikte sinematografik hayatın bir kesitini sunuyor. Bunu yaparken kendisini ve bizi de o çocukla özdeşleştiriyor. Buradaysa Allah’ın Elçisi’yle özdeşlik kuruyoruz; bu paha biçilemez bir deneyim. En büyük Peygamber’in çocukluk dönemine gidiyoruz. Kundaktaki, beşikteki, vahyin eşiğindeki İslâm Peygamberi Hz. Muhammed’in çocukluğu. Bir çocuğun gözünden bütün çocuklara, bir çocuğa kendi gözünden bakış.. Macîd Macîdî için çocuk ve çocukluk önemli bir imge, bir yansımadır. Bu yönüyle de bana yine biraz Tarkovsky’yi hatırlatsa da, o Macîd Macîdî’den başkası değildir.
Bebeğin bile yüzünü göstermiyor Macîd Macîdî, bu kadar saygılı, bu kadar özenli. Pamuk gibi ayaklarını, yumuk yumuk ellerini gösteriyor.  Ne var bunda, hangi kurala aykırı? Aldırmıyor Macîdî. O işini yapıyor. Ama Suudi rejimi hemen filmi uygunsuz bulmuş, yasaklamış. Onlardan başka ne beklenir ki? İbadet yaparken dışlıyorlar, sanat yaparken dışlıyorlar! Birileri emperyalistlerle işbirliği yaptığı için İslâm zihniyetinin, şuurunun dumura uğratılmasına büyük bir azimle çalışıyor. Bu filme gösterilen tepkinin nedenlerinden biri, bebeklik ve çocukluk dönemindeki Peygamber’in el ve ayaklarının, arkadan görünümünün perdede yansıtılmasıdır. Bu cahiliye rejimi kendine göre yasaklar uydurarak, toplumsal hayatta kadınları da acayip kıyafetlere büründürmüyor mu? İslâm’ın yaşanmasına, ümmetin birleşmesine, fikir-sanat-düşünce alışverişine engel olmuyor mu? Tıpkı filmdeki cahiliye toplumu gibi!
Macîd Macîdî’nin Muhammad The Messenger of God adlı filminde, Mehmed Âkif’in

Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı,
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı.

dizelerinde ifade ettiği o eylemi yaptığına tanıklık ediyorum. O, bir sinema yönetmenidir. Bu eylemi sinema diliyle yapıyor ve asrın idrâki bu filmi seyrettiğinde, seyrederken, mutlaka İslâm’ı idrak ederek ve söyleyerek, bir şekilde dile getirecektir. Macîd Macîdî bu asrın bütün insanlarına bunun yolunu açmaktadır. İran, bu yolda kendine güvenen, kendini ifade eden hakiki sanatçılara, aydınlara sahip bir ülke.
Sanatına, yüreğine, eline, diline, gözüne sağlık usta!
Allah çektirsin, ne diyeyim; sen çekmeye devam et!