Macîd Macîdî’ye selâm -2

İsim vermek istemiyorum, çünkü bu ülkede düzeyli bir tartışmanın yapılabilme imkânı görünmüyor, o bakımdan isim zikretmiyorum. 30 Ekim 2016 tarihli bir köşe yazarının kullandığı başlık şu: “Hz. Peygamber’in filmini yapmak cinayettir!”
Biliyordum, bekliyordum. Maalesef, seyrederken göremeyenler için sinema ne yapsın, kendini de göremiyorsa ayna ne yapsın, anlayamıyorsa resim, şiir ne yapsın?
“Mecîdî’nin filmi akîdevî, kültürel ve siyasî sonuçları bakımından çok tehlikeli”ymiş!
Allah’ın Elçisi Muhammed’de hiçbir tehlike yok, tehlike önyargılarla dolu kafada ve kasılmış duygulardadır. Filmi seyrettiğini sanmıyorum bu köşe yazarının; belki de başaka bir perde inmiştir gözünün önüne, o perdede kendi bilinçaltını seyretmiştir.
Merak etmesin, endişelenmesin, hiç kimse, kundaktaki bebek peygamberi, 13 yaşındaki çocuk peygamberi, canlandıran oyuncuyla özdeşleştirmeye kalkmaz. Müsterih olsun. Ama böyle bir endişe duyması yazarın, tıbbî açıdan, ruh sağlığı bakımından endişe vericidir.
Daha görmediğimiz, çekimlerine bile başlanmamış üçlemenin diğer ikisi hakkında şimdiden endişe duyacak kadar ciddi bir vakayla karşı karşıyayız. Evet, ne yazık ki, köşe yazarının durumunu düşününce: “Bu çok tehlkeli bir gelişme!”