Slavoj Žižek v.s.

las_meninas_mirror_detailr926916_9677185

Slavoj Žižek, Cees Nooteboom gibi on kişi İngiltere’ye mektup yazarak AB’den ayrılmasını (Brexit) değil, AB’yi toparlamasını, desteklemesini, yalnız bırakmamasını istiyorlar. Aslında bir bakıma kıorkuyorlar. Žižek, Avrupa’yı ‘Dan Brown topluluğu’ olarak tanımlamış. AB’nin Türkiye politikasını iki yüzlü buluyor. İngiltere’nin, Avrupa kıtasını Osmanlı İmparatorluğu olarak gördüğünü bile söylemiş. İmparatorluğun başına Krallık (UK) getirmeyi hayal ediyorlar, epeydir aynalarındaki bu yanılsamayı bir yansıma sanıyorlar.
Mektuplar maalesef bir işe yaramadı. İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık’ın kaderini belirleyeceği söylenen referandumda ‘AB’den ayrılma (Brexit)’ yönünde oy kullananların oranı yüzde 51.7. ‘AB’de kalalım’ diyenlerin oranı ise yüzde 48.3. Seçimlere katılım oranı ise: %72.2. Nereden bakarsanız bakın, Birleşik Krallık’ta seçmenin (seçime katılmayanlar da dahil) üçte ikisinin aynaya Žižek gibi bakmadığı anlaşılıyor.
Referandumda ortaya çıkan tablonun ardından pound 1985’ten bu yana dolar karşısındaki en düşük seviyesine geriledi. Sonuçların AB’den ayrılığı işaret etmesiyle birlikte sterlin-dolar paritesi 1.3525 oldu. İşçi Partisi’nin Gölge Maliye Bakanı John McDonnell İngiliz Merkez Bankası’nın sterlinin değerini artırmak için müdahalede bulunmak zorunda kalabileceğini söyledi.
Tabloya bakınca Las Meninas geldi gözümün önüne. Kral ve karaliçenin puslu bir aynadaki yansıması. Öne çıkanlarsa: nedimeler, küçük prenses, soytarılar, ressam, mabeyinci, köpek: Avrupa Birliği.

IAN.Edebiyat Aylık Edebiyat ve Sanat Dergisi‘nin Temmuz-Ağustos 2016’daki 6. sayısında “nehaber” bölümünde “İngiltere’nin AB’yle imtihanı” başlığı dikkatimi çekti. O kısa haberde “Avrupa ülkelerinden yazarlar”ın 23 Haziran’da yapılan referandum öncesi İngiltere’ye mektuplar yazdığından bahsedilmekteydi, ancak herhangi bir yorumun yapılmadığını, mektupların içeriğine değinilmediğini gördüm, üzüldüm.

Aynaya Özgü’nün diğer e-dergilerden farklı özelliklerinden biri de yayımlanan yazıların sabit kalmaması, değişime açık olması, yeni eklentiler almasıdır. Bunu ilk sayıda belirtmiştik.
“Slavoj Žižek v.s.” başlıklı yukarıdaki yazıda geçen “brexit” konusunda bir eklenti yapmak gerekiyor:
Britanya İmparatorluğu, AB’ye ilk üyelik başvurusunu 1961 yılında yapıyor ve bu başvuru AB tarafından “Britanya’nın ABD’ye yakınlığı/bağımlılığı” sebep gösterilerek reddediliyor. 1967’de ikinci başvuruyu yapıyorlar ve yine aynı gerekçeyle red! Şu söylenmiş oluyor Britanya’nın yüzüne: ABD’nin adamısın, bize ilişme!
AB’nin liderliği o dönemde Fransa’da olduğu için, Charles De Gaulle (1959-1969) veto etmiş Britanya’nın AB’ye üyelik başvurusunu.
Sadece bizim ‘İngiltere’ dediğimiz bu melez krallık ancak 1973’te üye olabilmiş AB’ye, De Gaulle’ün ölümünden iki-üç yıl sonra!
De Gaulle şöyle düşünüyordu: “Britanya Krallığı Avrupa’da etkin olmak isteyen ABD’nin truva atıdır.”
Avrupa’nın bu mektupçu saftirik düşünür/yazarlarından daha intellectual bir duruşa sahip olduğu kesin De Gaulle’ün.
Birleşik Krallık, üyelikten bir yıl sonra durumunu sorgulamaya başlar, homurdanmalar duyulur: “Yahu biz imparatorluk değil miyiz, ne demeye bu küçük devletlerle birliğe girdik ki?” Birleşik Krallığın dominyonlarının ticari derinliği Avrupa Birliği’ne göre daha yüksektir. İngiliz milletler topluluğunun (dominyonlarının bütününün) nüfusu 2,5 milyarın üstünde; AB nüfusu ise hâlâ 500 bin ile 1 milyar arasında. AB’nin gayri safi yurt içi hasıla büyüklüğü 15 milyar dolar; dominyonlarınki ise 7 milyar dolar; buna rağmen AB’de tek patron kendisi olsa bile, GB Pound yerine Euro kullanmak istemiyor.