Hac fârizası üzerine -7
Yazıyı oku

En son, 15 Kasım 2015’de, “Hac fârizası üzerine -6″da “kaygı”yla dile getirmiş, Michael Kerr’in bir yazısına gönderme yapmıştım: “Mecca has been turned into Disneyland.” (Mekke Disneyland’a dönüştürülmüştür.)

The Guardian’dan bir yazının başlığını da almıştım: “Mecca super-hotel to offer spa, butler and a chocolate room.”(Mekke süper otelinin sunduğu hizmetler içinde, spa, uşak ve bir çukulata odası bulunuyor.)
[Orijinal adı ile “Sanitas Per Aquam” (SPA) yani “Sudan Gelen Sağlık” şifalı sular ile yapılan bir bakım demektir.

Devam →

mahsus-dur-bir kere!
Yazıyı oku

11 Aralık 2016’da ihtar’da ekşisözlük’teki sanal bir kimlikten bahsetmiştim (bkz: ihtar). Bu ihtardan sonra “bir kereye mahsusdur” ekşisözlük’teki yazılarını  silmişti. Bunun üzerine 17 Aralık 2016’da “bir kereye mahsusdur”un kaybolduğunu duyurmuştum (bkz: ihtar).
Yeni bir gelişme var: “bir kereye mahsusdur” geri döndü! Silinen yazıları da ekşi’de artık.
Bir ekşime falan da yok!

 

Devam →

Evet-Hayır
Yazıyı oku

CarlaRozman_YesNo-500x241

“Şairler diğer bütün sanatçılardan farklı olarak hâlihazır duruma çok gerilerden ya da çok uzaklardan bakmayı başarmakla ayrılır” diyen İsmet Özel’e uyarak size İbn Arabî’nin bir anısını anlatmak istiyorum:
İbn Arabî’nin babası, İbn Rüşd’ün arzusu üzerine, oğlu İbn Arabî’yi kendisi ile buluşturur. O esnada bıyıkları henüz terlememiş bir delikanlı olan İbn Arabî’yi, Kurtuba Kadısı İbn Rüşd sevgi ve saygıyla yerinden kalkarak kucakladıktan sonra şöyle der:  “Evet!”
İbn Arabî de aynı şekilde karşılık verir: “Evet!”
İbn Rüşd’ün,

Devam →

“bir kereye mahsusdur” kayboldu! (bu hiç olmadı!)
Yazıyı oku

11 Aralık 2016 tarihli ihtar’da “bir kereye mahsusdur”u ifşâ ettiğime pişman oldum. ekşisözlük’teki bu sanal kimlik artık yok! nedenini bilmiyorum, ama ifşâ olunca sanal kimliğin de bir anlamı kalmıyordur belki, acaba? sanal dünyanın kendine göre kuralları vardır belki de, kim bilir? “bir kereye mahsusdur”a ait tüm yazılar (girindiler) kayboldu (çıkındı) gitti. nereye gittiği bilinmiyor mu dersiniz? ya nereden geldiği? hay’dan gelmişti, hû’ya gitti!

incisözlükteki “bir kereye mahsustur”

Devam →

“bir kereye mahsusdur”
Yazıyı oku

ekşisözlük’te sanal bir kimlik: 30.12.2015’de (saat 20:15’de) ilk ‘girindi‘siyle karşılaşıyoruz. İsmet Özel’e ait (veya İsmet Özel’in özel ajanı) bir sanal kimlik olduğunu tahmin ediyorum “bir kereye mahsusdur”un. İsmet Özel başlığı altındaki girindileri oldukça önemli. Genellikle uzun metinler yazıyor “bir kereye mahsusdur”. incisözlük’te de buldum, orada 19.04.2014’te girmiş ilk girindisini ve “bir kereye mahsustur” şeklinde, yani ‘t’yle yazmış ismini.
ekşi’deki son yazısını okumak için şu bağlantıya dokunun: 08.12.2016 21:47 bir kereye mahsusdur.

Devam →

Bir hadis
Yazıyı oku

Ebû Mûsa, Hz. Peygamber’den şöyle rivayet etmektedir:
Kıyâmet günü olduğunda, ümmetimden her birine Hıristiyan ve Yahudilerden biri teslim edilir ve şöyle denir: “Bu, ateşten kurtulman için sana fedadır.”  (Ebû Dâvud ve İbn Mâce)
Diğer bir hadiste:
“Bu ümmetten her biri, bir Yahudi veya Nasranî (Hıristiyan) ile cehenneme giderek “işte bu, benim ateşten kurtulmam için bana fedadır (benim kurtulmam için karşılıktır)” der. (Müslim)

İmam Gazâlî,

Devam →

Tuzaklarda bir yığılma
Yazıyı oku

izdiham-dergisi-sayi-21-subat-mart-201644144f1cdd7047bc9d5a549f567b5c39

 

Trafikte, sinemada, stadyumda, parkta hep aşırı yığılmaya maruz kalınıyorsa, bir cahillik var demektir. Önüne geçemediğimiz bir büyük cahillik. Keşmekeşe, birbirini ezmeye, canavarlaşmaya gerek yok aslında.
Kimseye bir sözü olmadığını beyan eden bir dergi [adını zikrederek üstüme şer bulaştırmak istemiyorum, kimin adını ansam üstüme şer çamuru sıçrıyor zira] kapağına İsmet Özel’in on sene önceki üç yüzüklü fotoğrafını basmış. On senelik bir gecikme mi var, yoksa görünüm ve düşünce akışı hızla devinen,

Devam →

Erzincanlılar devir teslim töreni
Yazıyı oku

veya Bir ‘Dergâh’ta 25 yıl!

12 Aralık 2015’te ‘İhtar’daki yazının başlığı şuydu: “Eraslan, İsmet Özel’e zihninde alan açmış!” Bu yazıda, Sibel Eraslan’ın Star’daki bir yazısına değiniliyordu. Eraslan, Star’daki yazısında Mustafa Kutlu’nun Dergâh’taki vedasıyla ilgili birkaç satırla da olsa köşesinde alan açmış.

Diyor ki Sibel Hanım:

“Dergah Edebiyat Dergisi, yerliliğe has siyasi duruşu olduğu halde aktüel siyasete yaslanmayan tavrıyla, hem mektep, hem de “alan”

Devam →

Eraslan, İsmet Özel’e zihninde alan açmış!
Yazıyı oku

fkjfmrfrggrgr

11 Aralık 2015 Cuma günkü Star’dan Sibel Eraslan Mustafa Kutlu ve İsmet Özel ile ‘alan açmak’ başlıklı yazısında İsmet Özel’in metrobüste ayakta dururken çekilmiş bir fotoğrafından bahsederek, İsmet Özel hakkında da düşüncelerini paylaşmış. Açıklıktan, berraklıktan mahrum, karmakarışık bir avukat zihninden sarf olunan bu gereksiz, manâsız bir araya getirilen sözler bende kekremsi bir meyve tadı bıraktı. Uzun zamandır köşe yazısı okumak eziyet verici geldiği için, şöyle bir göz atıp yüzümü ekşittim.

Devam →

Hac fârizası üzerine -6
Yazıyı oku

‘Mecca has been turned into Disneyland’

02 Oct 2014

After his fifth pilgrimage to Mecca, Ziauddin Sardar was congratulating himself on having done at least part of it the hard way, 50 miles on foot over three days from Jeddah. He had climbed hills with a donkey so disobedient that he eventually sent it on in a pick-up truck. He had been pestered by policemen, nearly run over on the roads,… Devam →

Hac fârizası üzerine -5
Yazıyı oku

Buhârî’de, ‘Hac‘ ve ‘İ’tisâm‘ (günahlardan sakınış) başlıkları altında şu hadis iki kez yer alır:

“Muhakkak ki Hac mevsimi sırasında, insanların câhilleri ve rezilleri toplanırlar.”

 

Bu hadis ilginizi çektiyse şunları da okuyabilirsiniz; üzerine dokunmanız yeterli:
Müslümanlar için fâcia üzerine fâcia, 26.9.2015
Hac fâciası üzerine, 24.9.2015
Hac fârizası üzerine, 13.9.2015
Hac fârizası üzerine -2-,

Devam →

Hac fârizası üzerine -4
Yazıyı oku

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez‘in Hac’daki duruma ilişkin 6.10.205 tarihinde yaptığı değerlendirmelerden bazılarını “yorumsuz” olarak, sadece uygun şekilde düzelti yaparak ve bazı kelimeleri vurgulayarak sunuyorum:

İran’dan başka hiçbir ülke hacılarını kendi ülkesine [taşımak] istemedi. Herkes orada defnetti. Ama İran, kendisi bizzat hacılarını uçakla kendi ülkesine taşımak istediği için [48 olarak ilan edilen İranlı ölü sayısının 400’ü aşkın olduğu] ortaya çıktı.
Özeleştiri yapma hususu, İslam’ın bize emrettiği bir şey aslında.
Kabe’yi saran büyük gökdelenler yerine,… Devam →

Hac fârizası üzerine -3
Yazıyı oku

Ian Reader’in konuya ilişkin kitaplarından birinin adı: Pilgrimage in the Marketplace (Routledge Studies in Religion, Travel, and Tourism), birinci basım 2014, Routledge.

Pilgrimage in the Marketplace “Pazaryerinde Hacılık” olarak tercüme edilebilir Türkçeye; ancak buradaki “pazaryeri” (piyasa) “can pazarı” yani hacıların bedenlerinden, cesetlerinden oluşan bir piyasa. Milyonlarca hacı adayı kutsal topraklarda ölmeyi arzu ediyor. Acaba bu arzu, vinç devrilmesi sonucu ya da Prens hazretlerinin güvenliği uğruna kapatılan yollarda izdiham sonucu ölmeyi de kapsar mı?

Devam →

Hac fârizası üzerine -2
Yazıyı oku

Ian Reader, Hac’cın “modernizmin dönüştürdüğü eski zaman ritüellerinin çarpıcı bir örneği olduğunu” söylüyor.

41-IiOYCAqL._SX331_BO1,204,203,200_   Ian Reader / Pilgrimage in the Marketplace (Routledge Studies in Religion, Travel, and Tourism), birinci basım 2014, Routledge

 

 

 

 

 

 

510BrAaU9jL._SX317_BO1,204,203,200_  Ian Reader / Pilgrimage: A Very Short Introduction, birinci basım 2015, Oxford University Press

 

Devam →

Müslümanlar için fâcia üzerine fâcia!
Yazıyı oku

CPr8rRCWgAAkFhu

Yıllık hac fâciasının bilançosu (ya da Bayram bilançosu): Ölen hacıların sayısı son açıklamalara göre 760, yaralananlar da 800’den fazla.
Fotoğrafı bir yabancı kanaldan aldım. Hıristiyanlar ve Yahudiler, emperyalist dünya sistemini kurduktan sonra, karşılaştıkları bazı afetler sonrasında bile cesetlerinin görüntülenmesine engel oldukları, medyada onların ölülerine ait pek az görüntü yayınlandığı için bu tür görüntüler hafızamızda yok.
Müslüman cesetlerinin görüntüleriyse her yerde karşımıza çıkarılıyor, memnuniyetle servis ediliyor. Artık kanıksanmış gibi.

Devam →

Adres Defteri: Notos 53
Yazıyı oku

  Kapak Tasarımı: Bülent Erkmen

Notos’un 2015 yaz sayısında Enis Batur, birlikte dolaşmayı teklif ediyor. Çeşitli adreslerde dolaşıyoruz. İlk adresi Enis Batur‘un rehberliğinde ziyaret ediyoruz: Rimbaud. Batur‘un, Rimbaud adresinde bizi daha ziyade buluşturduğu iki isim var: Rimbaud en Abyssiene (1984, Rimbaud Habeşistan’da) adlı çalışmasında kimsenin “vaka”ya ve “vaha”ya onun ölçüsünde nüfuz edemediği Alain Borer ile Necip Fazıl. “Şair, tıpkı babası gibi, Kuran’la hayli haşır neşir olmuş, yakınındaki cahil Müslümanlara ayetleri yorumlayarak okurmuş,

Devam →

Sanat-Edebiyat dergileri ne durumda?
Yazıyı oku

Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi, son on-on beş yılda yayınlanan sanat-edebiyat dergilerinde kayda değer hiçbir şey yok! Özellikle İslâm kimliğini (rahatsız olduğum İslâmcı kimliğini) taşıdığını iddia eden kesimin yayınladığı dergilerin durumu bir felâket. Rezâlet demiyorum! Kendi içlerinde al gülüm ver gülüm söyleşen, eğleşen dergiler.
Şiir: Sıfır! Şuur: Sıfır! Diğer kimliklerle ve/veya kimliksiz dolaşanların durumunda bir farklılık mı var sanki? Onlar da aynı, sadece biraz daha dayanıklılık ve örgütlü bir duruş gösteriyorlar. Siyasi iktidarın kültürel iktidarı ele geçirme kavgası, 

Devam →

Genel ilgisizlik
Yazıyı oku

Ne diyordu Enis Batur, kulak vermek, ihmal etmemek gerekir söylediklerini: “tenha şiir kavmi için yazmak durumundayız. Türkiye’de şifahi yanı ağır basan şairler kabul görmüştür genellikle. Bir de ideolojik okumalar sözkonusudur. […] Türkiye’de, bu eğitim düzeniyle, kitle iletişim araçlarının bu düzeniyle ‘iyi okur’ sayısı zor artar, daha çok ‘ortalama okur’ üreten bir sistemin içinde yaşıyoruz.”
(Enis Batur, Işık, Noktürn y., 2013, s: 115-116)

Milletvekili adaylarının -hangi parti olursa olsun- suretlerini görmek,

Devam →

Yıllık şiir
Yazıyı oku

Şiirin bu kadar ucuza gitiği bir ülkede şiir yazmaktan utanıyorum!
Şiirin bitki gibi, meyve gibi, böcek gibi derlendiği, seçildiği, toplandığı bir ülkede yılık şiirler okumaktan utanıyorum!

Lütfen şiir yıllıklarını almayın ve okumayın!

Devam →

Genel ilgi-2
Yazıyı oku

Genel ilgiden bahsediyoruz; Türkiye’deki genel ilgiden bahsediyoruz; bugün Türkiye’de genel ilgi şiirden nasipsiz. Şuurla, şiirle irtibatı ve münasebeti olmayan, şiirle vaziyet almayı unutan, şiire istinat etmeyen bir Türkiye’de yaşıyor insanlar. Evet, nasıl yaşıyorsa yaşıyor!

Devam →

Genel ilgi
Yazıyı oku

Kimsenin  Şiire Vaziyet Almak  gibi bir niyeti yok! Orada Ayhan Kırdar’ın bir şiiri var:
Cehenneme Kurulan Kamp. 

 Karşılaştırmalı Tarih ve Şiir  Ece Ayhan’ın farklı bir şiiri. Şiirin bitiminde bir soruya cevap aradık: Ece Ayhan neden İsmet Özel’i Ali Suavi’ye benzetiyor?

Bunlar nedense genel ilgiyi çekmedi. Türkiye’deki genel ilgi çok sığ!

Devam →

İnternetin îtibarı yok!
Yazıyı oku

Evet: İnternetin îtibarı yok! Gözgüden (aynadan) bakmanın da hiçbir anlamı yok! Tecrübe edilecek bir şey de yok aslında! Aynaya bakan kadar, aynadan bakan da huzursuz. Aynadaki başka görüntüler, siz aynaya baktıkça, takip edenleri siz de takip ettikçe hep olacaktır. Bunlara engel olmak da mümkün değil. Bilmediğim, yabancısı olduğum, hiç güvenmediğim bu yeri terk etmiyorum. İnternetin îtibarı olmadığını söylüyor ve buna rağmen kalıyorum! Yalnız bir şartla: Okuduğunuz her yazıya yeniden bakın! Her şey, her an değişmekte bu aynada!

Devam →