Tuzaklarda bir yığılma

izdiham-dergisi-sayi-21-subat-mart-201644144f1cdd7047bc9d5a549f567b5c39

 

Trafikte, sinemada, stadyumda, parkta hep aşırı yığılmaya maruz kalınıyorsa, bir cahillik var demektir. Önüne geçemediğimiz bir büyük cahillik. Keşmekeşe, birbirini ezmeye, canavarlaşmaya gerek yok aslında.
Kimseye bir sözü olmadığını beyan eden bir dergi [adını zikrederek üstüme şer bulaştırmak istemiyorum, kimin adını ansam üstüme şer çamuru sıçrıyor zira] kapağına İsmet Özel’in on sene önceki üç yüzüklü fotoğrafını basmış. On senelik bir gecikme mi var, yoksa görünüm ve düşünce akışı hızla devinen, hızına yetişemedikleri entelektüelin, entelektüel keşmekeşte pek alıştıkları diğerleri gibi öylece kaldığını mı sanıyorlar?
İsmet Özel, kimleri gütmekten vazgeçti, bıraktıysa, o ağıldakiler öylece bırakıldıkları yerde otlamaya devam ediyor; onlarda İsmet Özel’den bir şey kaldıysa -belki- kaldı; ancak İsmet Özel hiç onların zihnindeki gibi kalmadı. Neyse, geçelim asıl konumuza.
Kapağına İsmet Özel’in on sene önceki üç yüzüklü fotoğrafını basan mahut dergide İsmet Özel’le bir söyleşi bulunduğunu sandım; tuzağa düşürüldüm; yanıltıldım; hem de ben! Bu tuzaklar, son zamanlarda giderek artmaya başladı. Tuzaklarda bir yığılma! Patikaları, orman yollarını falan bırakın bir tarafa, caddelerde büyük tuzaklar, caddelerdeki tuzaklarda güpegündüz yığılma!
Mahut derginin ortasında on-on beş kadar İsmet Özel fotoğrafı ve altlarında da İsmet Özel’in birer cümlesini koymuşlar. Renkli oyun kartları gibi, pek çocukça. Bir de ilkokul diploması, ne anlamı varsa.
İşte böyle! Hayat böyle abuk sabuk akıp gidiyor. İsmet Özel düşünüyor, bunların yerine de düşünüyor, biliyor bunların düşünmediğini, düşünemediğini. Bunlarsa -yığınlar!- nostalgic takılmayı seviyorlar, böyle daha serin, daha havalı oluyor!