İsmet Özel’i anlamak zorundasınız!

Bugün: 30 Ağustos 2016. İstiklâl Marşı Derneği’nin internet portalında (http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/) İsmet Özel’in bugünkü yazısını okuyun, defalarca okuyun, anlayana kadar okuyun, beyniniz çatlayıncaya kadar!
Lütfen! İhmal etmeyin! Ciddi olarak, sakin bir ortamda okuyun.
Yorum/değerlendirme/çözümleme çalışmamı bir-iki gün içinde burada, bu satırların hemen altında bulacaksınız. Bekleyin.
//
2 Eylül 2016
Umarım sizi çok fazla bekletmedim.
Bizim kapitalizmle iç içe yaşadığımızı bilmemizi istiyor İsmet Özel. Fakat “kültürel değeri yükselmiş bir kapitalizmle değil” arıza çıkarması muhtemel, mülkiyete hakim [olan] “Türkleri, kadınları ve Yahudileri yumuşatmış [ve onların kültürel değerlerini de yükseltmiş oluyor böylece], onları şaşı baktırmış [şaşırtmış], her birini [her bireyini], [her Türk, her kadın, her Yahudi ferdini] tatminsizlik [doyumsuzluk, (aç gözlülük)] tehdidiyle [tüketebildiğince tüket! daha fazla tüketmeye çalış! tüketmek için yaşa! tüketici kredisi kullan! hiçbir zevkten geri kalma! daha fazla tatmin olmaktan geri durma! ihtiyaç kredisi kullan! off, bunlar seni tatmin etmez! sakın ha tatminsiz kalma!] [hiçbiri mutmain değil, hepsinde doyumsuzluk, aç gözlülük had safhada] karakter fukarası kılmış bir kapitalizmle iç içe yaşıyoruz.”
Evet, farkında mısınız? Türkleri, kadınları[yla], Yahudileri[yle] karakter fukarası kılmış bir kapitalizmden söz etmektedir İsmet Özel.
Bu, durumumuzun ne kadar vahim olduğunun tesbitidir.
Anlamak zorundasınız İsmet Özel’i.
Bizler kapitalizmin varlığı [nasıl oldu da] makbul addedildiği günden beri hep öyle [yumuşatılmış] [vaziyette] yaşanıldı[ğından habersiz olarak] böyle de yaşanılıyormuş diyerek kaldık. Anlamak, bilmek, öğrenmek zorundayız bu serencamı. Bunu bize bildirecek tek kişi İsmet Özel. Tek şair! Tek başına! Üstelik bu işleri başına açtığımız için de bize sinirli, kızgın; vebal altında hissediyor kendini. Çok enteresan bir adam.
Biz tavşan mıyız, tazı mı? Kapitalizm bizi ne veya neci olarak görüyor? “Kırbaç-havuç politikası[nı] tatbik ederek” bizi hangisinin yerine koyuyor: tavşanın mı, tazının mı? Tazıya havuç verilmez; kırbaç da vurulmaz gibi, ama olabilir de. Yoksa hem tavşan, hem de tazı konumunda mıyız? Yerine göre? Yoksa Yahudilerimiz mi tazı konumunda? (Her milletin kendine mahsus bir Yahudisi olduğunu söyleyen kimdi?) Kadınlarımız hangi konumda?
Çok kültürlü toplumsal yapımız, renklerimiz, mozaiğimiz, kilimimiz, keçemiz, v.s. Yani tavşanlığı mı, tazılığı mı (ya da her ikisini birden mi) makbul addediyor, kendimize yakıştırıyoruz?
Kapitalizm, bizim makbul addeddiğimiz rol sayesinde mi büyümektedir? İstismar edildiğimizin ne kadar farkındayız?
İsmet Özel’in Yahudilere nasıl baktığına dikkat ettiniz mi? Onların “haksızlığa uğrayana intikam fırsatı sağlama imkânlarından” bahsediyor İsmet Özel. Bunu anlayabiliyor musunuz? Ne kadar? “Siyonist olsun olmasın bütün Yahudi birimleri[nin]” böyle[sine] bir imkânları olduğuna değiniyor. Nedir bu imkânı sağlayan olay/tarih? Onlar “Auschwitz’ten sonra şiir yazmanın barbarlık” olduğuna bile inandırıldılar. Sadece onlar mı, kendini aynada Yahudi olarak gören her şair, haksızlığa uğrayan kim varsa, kapitalizmin oyununa gelerek, getirilerek, anlayabiliyor musunuz? Böylelikle “intikam fırsatı sağlama imkânlarından mahrum bırakılmalarını nimet bildi[ler].”
“Zihinleri[mizi] ifsat edecek estetik değerler üretildi[ğinden]” bahsediyor İsmet Özel. Ne diyorsunuz? Bir tepkiniz var mı bu sava? Çaresizlik içinde kabul mu ediyorsunuz? Hepiniz (hepimiz) bu ifsat edici estetik değerlerle, normlarla yaşamınızı (yaşamımızı) sürdürmüyor musunuz (sürdürmüyor muyuz)?
Herkes kendinden sorumludur, her koyun kendi bacağından asılır, demiyor musunuz? “Leküm dîniküm ve liye dîn”i kime, kimlere söylüyor, okuyorsunuz, kimlerin yüzüne karşı? Bir düşünün! Buradayız işte, hepimiz, Yahudilerimizle, kadınlarımızla..
Kaç insanı, kaç kişiyi tanıyorsunuz “Divan Edebiyatı tahtından modernleşme tadı almış Türkler[den]”? Soruyorum: bugün böyle birilerini tanıyor musunuz?
“Divan Edebiyatı’nın terk edilmesine rağmen Türk milletinin şiire tutunmaktan geri durmayışı[ndan]” bahsediyor İsmet Özel. Türk milleti içinde “şiire tutunmaktan geri durmayışı” seçenler kimlerdir? Allah’ın ipine tutunmakla şiire tutunmak arasında bir münasebet, bir nisbet var mıdır? Kurulabilir mi? Bilmek, öğrenmek, bulmak zorundasınız.
Hepimiz (bir şeyler umurunda olanlar) Stalker’e güvenmek, inanmak zorundayız. Şu anda başka çaremiz de yok. Aklımızın, bilincimizin, kalbimizin bir ‘bölge’sini keşfetmek istiyorsak Stalker’le buluşmalı ve onu ısrarla, inatla takip etmeliyiz. Bütün sır o ‘bölge’deki ‘oda‘da. Kalbin, aklın, bilincin kapılarını sonuna kadar açmak zorundayız.