Mahmud Erol Kılıç’ın Hac tespitleri
Yazıyı oku

Yeni Şafak’ta Mahmud Erol Kılıç’ın yazılarına her Pazar bakıyorum.
10 Eylül 2017’deki yazısından -mideme kramplar girerek- bazı parçalar aldım. Bu parçalara “Hac fârizası üzerine -8” başlığı da verilebilirdi belki, ama gerek duymuyorum.
Artık her Pazar Yeni Şafak’a merak edip bakar mıyım, bilmiyorum.

“Gerek kalınan yerlerde ve gerekse Arafat’ta verilen kumanyalar gerçekten doyurucu idi. Lakin beslenme uzmanlarından profesyonel destek alınmış mı bilmiyorum verilen pek çok hazır gıdada glikoz, glüten yoğunluğu çok fazla idi.”

Devam →

Hüzünbilimi
Yazıyı oku

Ebubekir Eroğlu’na dikkat ediyorum. Neden dikkat ediyorum? Bir hüznü dile getiriş biçimi nedeniyle. Sakin tavrını sürdürme azmi nedeniyle.
‘Bentler’ adlı dokuzuncu şiir kitabı Ocak 2017’de yayımlandı, YKY’den.
“o zaman da hüzün vardı
şimdiki anlamda değil elbet
kayıplar olmazdı hüznün nedeni”
İçten içe, için için, içtenlikle işleyen bir şiir. İçrek ve dingin akan bir pınar gibi, insanı yatıştıran, ruhu teskin eden bir şiir.
“hüzün dirilip geri gelir zararı yok
kaçırmadan bakarsın,

Devam →

kolektif kitap
Yazıyı oku

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kadıköy’ün ilginç bir kitabevi : Kolektif  Kitap. Fernando Pessoa’nın Gizemli Bir Maske (Un Disfraz Equivocado) adlı şiir kitabı Eylül 2016’da yayımlanmış, Adolfo Serra’nın resimleriyle ve Cevat Çapan’ın Türkçesiyle.
“Maskeyi çıkarıp aynaya baktım
yıllarca önceki çocukla aynı çocuktum
hiç değişmemiştim…”

Devam →

Aylak Adam’ın kitapları
Yazıyı oku

24 Nisan 2016’da duyurmuştuk ‘Finneganın Vahı’nı, yine burada, îtibar bölümünde.
http://www.aynayaozgu.com/itibar/finneganin-vahi
Aylak Adam Kültür Sanat Yayıncılık tarafından Ocak 2016’da ilk cildi yayınlanan ‘Finneganın Vahı’ James Joyce’un Finnegans Wake adlı romanının ‘terscüme‘siydi.  Bu ilginç  ‘terscüme’ Umur Çelikyay’a aitti. Umur Çelikyay’ın kitapta, Türkçeleştirene Dair başlığıyla bir sayfalık hayat hikâyesine de yer verilmiş. Bu ilginç hikâyeden, Umur Çelikyay’ın Finnegans Wake’i tercüme edebilecek yetkinliğe sahip olduğu anlaşılıyordu.
Şu anda ilk cildi yayımlanan kitabın ikinci cildi de 2016’da yayınlanacak mı acaba? 

Devam →

Salâh Birsel’in imgeleminden pırıltılı ‘aynalar’
Yazıyı oku

48-salah-birsel

10 Mart 1999’da vefat eden Salâh Birsel’e 5 Nisan 1980’de bir çanta dolusu kitabını imzalatmıştım, Kadıköy’de Muvakkithane Caddesi üzerindeki, merhum Celâl Güner’in Gençlik Kitabevi’nin ilk yerinde. İlk basımlarından oluşan bütün kitaplarını eksiksiz önünde, masanın üzerinde gördüğünde gülümseyerek hayretle yüzüme bakmıştı. İlhan Berk, Edip Cansever, Ferit Edgü ve Nazlı Eray da vardı masanın etrafında. Onların kitaplarını da getirmiştim, Nazlı Eray’ınkiler hariç. Salâh Birsel büyük bir coşkuyla imzaladı kitaplarını. “Bir yazarın böyle gerçek bir okuru olması çok mutluluk verici”

Devam →

Bertan Onaran
Yazıyı oku

Bertan Onaran, 15-16 Aralık 2016 sabaha karşı, bu hayata vedâ etmiş.
Epeyce tercümesini okuduğum, tercümelerini beğendiğim, beslendiğim bir isimdi Bertan Onaran.
Ionesco’dan Yalnız Adam‘ı kim bilir kaç kez okudum. Sartre’in Sözcükler‘i. Mayakovski’den Lili Birik’e Mektuplar.

6 Ocak 1979’da ilk kez Salacak’taki evde okumuştum Savaş Pilotu’nu. Fahri Karagözoğlu’nun müthiş kapak tasarımını unutabilir mi insan? Fransa’da bile bu kadar güzel bir kapak tasarımıyla yayımlanmadı.

Devam →

İhyâ Tercüme ve Şerhi
Yazıyı oku

Gazâlî’nin büyük eseri İhyâu Ulûmi’d-Dîn’in Türkçe tercümeleri ne yazık ki felâket. Elimizdeki mevcut tercümeler sırasıyla: Ahmed Serdaroğlu, Ali Arslan, Mehmed A. Müftüoğlu ve Sıtkı Gülle tercümeleridir. Abdulhalık Duran’ın da tercümesi var, ama ona tercüme demek doğru olmaz, neyse onun sözünü etmeyelim şimdi, çünkü apayrı bir bahis o, bir saldırı diyebiliriz! Elimizdeki mevcut tercümelerin ne yazık ki, hem redaksiyon, hem tercüme bakımından Türk okurunu İhyâ’dan uzak tutmak için yapılmış işler olduğuna inanıyorum. Başka hiçbir eserin başına bu felâket getirilmedi!

Devam →

Exupéry’nin aynası
Yazıyı oku

“kumlar o kadar boş, o kadar beyaz hale geldi ki, biz bu bölgeye Ayna dedik. Çünkü bir aynanın içinde artık hiçbir şey yoktur ve içini dolduran görüntülerin ne ağırlığı ne de süresi vardır. Çünkü bir ayna kimi zaman bir tuz gölü gibi gözleri yakar.”

Antoine de Saint-Exupéry, Kale (Citadelle)

Çeviren: İsmail Yerguz (Başarılı bir çeviriyle ilk defa bütünüyle Türkçede!)
Zeplin Kitap, Mart 2016

 32479288f541122fd1daacd25dc0695d

Devam →

Hulki Aktunç
Yazıyı oku

Adresim Aynalar, Hulki Aktunç’un (1949 – 2011) birinci basımı Telos Yayıncılık’ta, 1991’de, 1000 adet, 103 sayfa, beyaz kâğıda basılmış üçüncü şiir kitabı.
kitap_20160409175956_206735_9  hulki-aktunc 

 

sürecin
yırtıldığı yer

 

Benim adresi ayna sim ayna im ayna
Süreci yırtar otururum orada o aynada
Çocuklarla firari uçurtmalar ese ese
Benim firari aynamı rüzgârla aynatırlar

Sankilerle gibilerle nicedir küsüm
Fakatlarla oysalarla söz kestim çoktan
Adını derin derin kazarım unutulmamaya
Ve sımsıkı kucaklar beni uçtuğum aynan

Gecedir sarışın ellerin gece devşirir
Evrilir tan terlemiş alnındaki ayla
Bu hane bu dolambaç bu serseri mevsim
Sellerle iner kirpiklerini kanırtmaya

Benim adresim ayna
Ayna orada o sapakta
Sürecin yırtıldığı yerde
Ve serin ve loş ve derin
Düşler buyurur bana

Devam →

Nazan Bekiroğlu’nun gizli yansıması
Yazıyı oku

Önümdeki kitabın sayfalarını karıştırıyor fecrin rüzgârı: Nun Masalları.
“Âyine-i Mücellâda Nihanız” diyor, birinci bölümün dördüncü parçası.
(Neşâtî’ye soramadığımı Nazan Hanıma sorsam: Görünürlüğü neden ısrarla reddettiğimizi? Soramıyorum. Soru gırtlağıma yapışıyor, boğuyor beni.)
“Aynalarda görünmez olalım.” Ben tuttum sonundan aldım, halbuki öncesi var: “senin aynanda evvelâ kendimi göreyim.” Sonra (sonra eğer önce değilse hakikatte) nihanız.
Âlemde, ruhsuz bedende, cilâsız aynada Âdem olarak kendimizi gördük, sonra kaybettik görüntümüzü,

Devam →

Enis Batur’dan dramatik şiirler
Yazıyı oku

Yanık Dîvan

0000000710729-1   ENISICERI

Enis Batur’un, 2015’de yayımlanan Doğu-Batı Dîvanı başlığı altında 1988-2009 aralığını kapsayan tüm ‘Dramatik Şiirler’inin toplamıyla buluşturmuştu bizi Kırmızı Kedi. Bu kez, 2016’nın güz başında ‘Dramatik Şiirler’in 2010-2016 arasındaki şiirlerden oluşan yeni bölümü geldi: Yanık Dîvan. Enis Batur’un değişik şiir meşreplerine sahip oluşu ve her meşrepte ayrı bir seyrisülûk yaşayışına tanıklık ediyoruz: Yazı Şiirler, Lirik Şiirler ve Dramatik Şiirler.
‘Dramatik Şiirler’ini ‘Dîvan’

Devam →

Yves Bonnefoy’dan sonra..
Yazıyı oku

15299124  Yves Bonnefoy’nın
1 Temmuz 2016 Cuma günü, 93 yaşında dünya hayatına veda ettiğinden Enis Batur’un 11 Temmuz tarihli K24’teki yazısıyla haberim oldu. Batur’un o yazısını da yeni okudum, dürüstçe söylemem gerek.
Bonnefoy’yla benim ilk karşılaşmam 1980’de (19 yaşımda), İsmet Özel’in bir şiiri sayesindedir: Akla Karşı Tezler  4.
“değil mi ki albatrosu Baudelaire’den
Yves Bonnefoy’dan semenderi öğrendim
bir gün bakarsınız
şu güzelim bilgiç beynimi kırıp
teneşir tahtası olarak kullanabilirim.”

Devam →

‘Molla Câmî’ Okumak
Yazıyı oku

pbook003

İranlı şair, âlim ve sûfî Abdurrahman Câmî’nin İslâm düşünce mirasındaki mevkiini anlamak ve kavramak için onu Prof. Dr. Hamid Algar’ın (UC Berkeley) kılavuzluğuyla okumak zihin uyarıcı bir deneyim. ‘Makers of Islamic Civilization / Jami’ (2013) isimli biyografik çalışması Türk okurunun önüne ‘Molla Câmî Kitaplığı’ dizisinde çıktı. Dönemin sûfî-entelektüel çerçevesine hakim olan ‘siyâsî nüfûz’ Câmî biyografisinin eksenidir. Câmî oldukça farklı bir kimliğe ve düşünce serüvenine sahip. İran-İslâm geleneği veya Fars kültürü içerisinde yer almasına karşılık,

Devam →

İhsan Fazlıoğlu Kitaplığı
Yazıyı oku

İhsan Fazlıoğlu Kitaplığı’ndan İki Yeni Kitap:
‘Soruların Peşinde’ ve ‘Sözün Eşiğinde’

Sözün Eşiğinde  Soruların Peşinde


Yayınları, Kasım 2015

‘Soruların Peşinde’ İhsan Fazlıoğlu’na çeşitli tarihlerde yöneltilmiş sorularla, Fazlıoğlu’nun bu sorulara verdiği yanıtlardan oluşuyor. “Sahici sorular sahici adamların işidir ve muhataplarına da sâdık ve müstakîm yollar açarlar” diyor Fazlıoğlu; dolayısıyla bu soruların muhatapları biraz da bizleriz: Bin yıllık tarihî tecrübesiyle bu topraklarda, bilgiyi, irfanı, derdiyle, ümidiyle,

Devam →

“Finneganın Vahı”
Yazıyı oku

finneganin-vahi20151222090742

Yayın tarihi: Ocak 2016
James Joyce’un enteresan romanı Finnegans Wake nihayet Türkçeleştirildi.
Kitabı “terscüme” eden Umur Çelikyay.
Kitabı yayınlayan Aylak Adam Kültür Sanat Yayıncılık.
Şu anda ilk cildi yayımlanan kitabın ikinci cildi de 2016’da yayınlanacak mı acaba? Bekliyeceğiz.
Umur Çelikyay’ın “terscüme”si değişik bir keyif veriyor. Şaşırtıcı bir Türkçe. Nevzat Erkmen’in Ulysses tercümesi de farklı bir Türkçe kullanımıyla yapılmıştı. Umur Çelikyay okutuyor.
Güzel bir haber de var bu arada: Finnegans Wake’in yakında bir başka tercümesini daha okuyacağız: Finnegan Uyanması adıyla Sel Yayıncılık tarafından yayınlanacak kitabın mütercimi Fuat Sevimay.

Devam →

Arka Kapak
Yazıyı oku

aka-kapak-sayi-7-768x1030

Yıl: 1  Sayı: 7  Nisan 2016  kitap ve kültür dergisi  arkakapak.com
Arka Kapak’ta Enis Batur yedi sayıdır var.
İhsan Fazlıoğlu var. Güzel röportajlar var. Dosyalar iyi.
Yayın yönetmeni Yunus Emre Tozal.
Görsel yönetim, kapak tasarımları güzel.
Arka Kapak nitelikli ve îtibarı olan dergi arayanlar için.

Devam →

Eco’nun arkasından konuşmak
Yazıyı oku

ECO UMBERTO  tumblr_mg4imve6Ke1qcyw3po1_1280

Diyor ki Umberto Eco (1932-2016): “İnanmadığım eserlerin koleksiyonunu yapıyorum, yani kütüphanem beni tersten yansıtıyor. Ya da belki, çelişkili bir kafa yapısı olarak beni yansıtıyor.”

“Kelamın hangi dilde vücut bulmayı seçtiğini sormalıyız kendimize. Mesih bizi ziyaret etmek için şu yaşadığımız devri seçmiş olsaydı, hiç şüphesiz İngilizceyi benimserdi. Veya Çinceyi. Ama kendi Aramice ifade ediyordu, sonra Yunancaya çevrildi, ondan sonra da Latinceye. Tüm bu safhalar, elbette ki mesajı tehlikeye atar. Bizim ona söylettiklerimizi mi söyledi sahiden?”

Devam →

İsmet Özel’i okurken
Yazıyı oku

tumblr_mvrjokO96v1rhi4qwo1_1280

İsmet Özel’in yazdıklarıyla buluşmuş olmasam, İsmet Özel’in yazdıklarından habersiz yaşasaydım (Allah’a çok şükür ki, onlardan değilim) hayatta işime yarar hiçbir şeyle -hayatta her şey okunmak için değil midir?- karşılaşacağımı sanmazdım.
Hadislerin işime nasıl yarayacağını bana İsmet Özel öğretti.
Edebiyatın, resmin, müziğin ve elbette şiirin işime nasıl ve hangi durumda yarayacağını İsmet Özel’den öğrendim.
Bu dünyada bir işim olduğunu onun yazdıkları olmasaydı bilemezdim.
Tamı tamına otuz yedi senedir her nerede,

Devam →

Tarancı’dan Ziya Osman’a
Yazıyı oku

Cahit Sıtkı Tarancı’dan Ziya Osman Saba’ya, ‘Paris : 28.3.1940’ tarihli bir mektuptan:

“Kusura bakma, Ziyacığım, gene hep kendimden bahsettim, ne yapayım. Önümdeki bardak ayna, tabak ayna, masa ayna, kâğıt ayna, kalem ayna, hep kendimi görüyorum, senin gözlerinde bile Ziyacığım.”

Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya’ya Mektuplar, Varlık 1957, s: 56-57.

Devam →

“Kör Ayna, Kayıp Şark” Nurdan Gürbilek
Yazıyı oku

22d85ee0-3770-4af3-adbd-df6746d70198  MUHSIN AKGUN

Nurdan Gürbilek

Kör Ayna, Kayıp Şark
Edebiyat ve Endişe

Metis, 2012

“Doğu nasıl oldu da kudretsiz bir erilliğe, bir “ihtiyar âşık”a, “rezil bir zevkperest”e dönüştü sonradan? Daha önemlisi, nasıl oldu da kadınsı bir “ruh diyarı”na, mistik bir anayurda, “imkânların imkânını saklayan” doğurgan anaya dönüştü? Nasıl oldu da “el değmemiş mazi rüyası” ve “munis ayna”sıyla dişil bir sahneye, bir “ana Şark”a dönüşebildi?

Devam →

Ekrem Demirli’ye bir “ek” daha..
Yazıyı oku

Üzerine düşen ışığın tüm dalga boylarını yansıtan cisim beyaz, tüm dalga boylarını yutan ve yansıtmayan cisim siyahtır. Dolayısıyla “her siyah özünde beyazı da barındırır” demek yanlıştır.
Sabahın beyaz ipliği, gecenin siyah ipliğinden ayrıldığında gün doğmuş demektir.
Küfürle iman birbirinden ayrılmalıdır. Küfür imanı içinde barındırmaz; imanda ise küfrün kırıntısı bile olamaz.

…………………….
Şu yazıları da okumalısınız- (üzerine dokunmanız yeterli): 
“Her siyah özünde beyazı da barındırır” mı?”
Ekrem Demirli -ek

Devam →

Ekrem Demirli – ek
Yazıyı oku

Sayın Prof. Dr. Ekrem Demirli: “Dante’nin siyah ve beyaz dünyasıyla İbnü’l-Arabî’nin paradoksal ve karmaşık dünyası arasında bir irtibat bulmak [‘bulmak’ değil de ‘kurmak’ mı olmalı acaba?] mümkün değil. İbnü’l-Arabî bir düşünceye kıyısından köşesinden tesir etmez. O bir yere girdiğinde düşünceyi yeni baştan inşa eder, temelini değiştirir.” [kaynak: ekşisözlük’te, 02.08.2013 tarihinde, “ekrem demirli” başlığı altında “musa iğrek’in röportajından alıntıdır” adlı girindi (entry).]
Neden İbnü’l-Arabî’nin dünyasının “paradoksal ve karmaşık” olduğunu söylüyor, ya da “paradoksal ve karmaşık”

Devam →

Ebubekir Eroğlu / İçkale
Yazıyı oku

ic-kale_-ebubekir-eroglu-7543

Ebubekir Eroğlu’nun Mayıs 2015 tarihli İçkale’si yüz elli üç sayfalık bir şiir kitabı. Etliyle sütlüyü pek karıştırmıyor Eroğlu. Bir sürü harf, kelime, dize; elbette riski göze alarak müsrif davranıyor, ancak şiirin hebâ olduğunu söylemek zor. Ben, daha çok İçkale bölümünde dolaşmaktan zevk aldım, diğer bölümde, Şehirde dolaşmak sıktı beni biraz.
İslâm değerlerine bağlanmış şairlerin (İslâmcı demeyi sevmiyorum) son on yıllık zamanda peşpeşe, sayfalarca süren şiirler yayınladıklarına tanık oluyorum.

Devam →

Carrière: “İrfan üzerinde yoğunlaşabiliriz belki de.”
Yazıyı oku

 

 

14c4467e1ee3fc51oH5M1FGKLU9787549540440

Umberto-Eco-3Jean-Claude Carrière

eco11  umberto-eco_425098Umberto Eco

(İlk yayımlanış tarihi: 26 Şubat 2015)

KİTAPLARDAN KURTULABİLECEĞİNİZİ SANMAYIN
Sosi Dolanoğlu’nun Fransızca aslından güzel ve özenli çevirisiyle Türk okurlarına sunulan kitap, ismiyle belirlendiği gibi yüksek bir îtibara sahip: “KİTAPLARDAN KURTULABİLECEĞİNİZİ SANMAYIN”.
İlk baskısı Türkçede 2010’da yapılan kitabın bendeki üçüncü baskısı Haziran 2012 tarihini taşıyor.

Devam →

Mehmed Âkif’ten “Edebiyat-ı Osmaniye”
Yazıyı oku

 

Bağcılar Belediyesi Kültür Yayınları Dizisi, No: 269!
Bunun ne demek olduğunu bilir misiniz? İki yüz altmış dokuz adet yayın demek! İstanbul’da, 1992’de Bakırköy’den ayrılan Bağcılar semtinde, iki yüz altmış dokuz adet yayın yapan bir “belediye” var. Bu, İstanbul çapında, Türkiye çapında ve hatta Avrupa çapında önemli bir olay. Hele, şu içinde bulunduğumuz kültürel erozyonun arttığı zamanda, Bağcılar Belediyesini gönülden tebrik etmek istiyorum.

2007’den beri Bağcılar Belediye Başkanlığını sürdüren sayın Lokman Çağırıcı bir belediyenin yayıncılık faaliyetinde,

Devam →

Eduardo Galeano
Yazıyı oku

 

10066

 

(1940, Montevideo, Uruguay – 13 Nisan 2015, Montevideo, Uruguay)

“Bugün bütün dünyanın gözünde Amerika demek, ABD demektir. Bizler, ne idüğü pek belli olmayan ikinci sınıf bir Amerika’da oturmaktayız. Kesik damarların kıtasıdır Latin Amerika. Keşfedildiği günden beri burada her şey, önce Avrupa, daha sonra da Kuzey Amerika sermayesine dönüşmüş ve o uzaktaki iktidar merkezlerinde öylece birikmiştir, öylece birikmektedir. […] Günlük kazancı çeyrek dolardan ibaret olan tam altmış milyon köylü var bugün Latin Amerika’da;

Devam →

Bir yayınevi: Kırmızı Kedi
Yazıyı oku

Öncelikle, yayın yönetmeni İlknur Özdemir’in (doğum tarihini belirtmiyor), mûteber Virginia Woolf çevirilerinden ve yayınlanan kitaplara kattığı îtibardan bahsetmeden geçilemez. Virginia Woolf’u İlknur Özdemir’den okumak büyük bir zevk.
Işık Ergüden’in Fernando Pessoa çevirileri de yine mûteber çeviriler olarak dikkat çekiyor. 1960 doğumlu olmasına rağmen Fransızcadan 150’ye yakın, ayrıca İspanyolca ve İngilizceden de çevirileri var Işık Ergüden’in.
Kırmızı Kedi’den yayınlanan bir kitabın kapağına, iç gömleğine, sayfalarına (kâğıt ve baskı kalitesine) dokunmakla, bütün engellere rağmen hâlâ kitabın îtibarı olduğununu fark ediyorsunuz.

Devam →

“Undergraund Poetix XIV” ve “Kafkaokur”
Yazıyı oku

“Undergraund Poetix XIV” (UP XIV) aylık sürekli yayın. Mart 2015, sayı: 1
Altıkırkbeş Yayın tarafından çıkarılan, ilginç tasarımıyla kendini ilk sayıda kabul ettiren bir “yeraltı” dergisi.
e-satış: www.645dukkan.com
Kusur olarak göze takılan: İtalik harflerde “d” harfi, bir pire şeklinde çıkmış! Meselâ Seda Garzanlı‘nın isminde “d” harfinin yerinde hep bu pire var!
Bütün “yeraltı” dergilerine Aynaya Özgü‘den selâm olsun! Farklılık iyidir.

“Kafkaokur” iki aylık edebiyat dergisi.

Devam →

İsmail Kara
Yazıyı oku

Cumhuriyet Türkiyesi’nde Bir Mesele Olarak İslâm

Sayın İsmail Kara‘nın bu mûteber kitabının ilk cildi Haziran 2008’de çıktı. (Dergâh’tan).
İç kapakta “1” yazıyordu, yani birinci cilt.
İkinci cilt, yedi seneyi buldu, hâlâ ortada yok!
Acaba, başka bir nedenle mi çıkmıyor; ikinci cildin geldiği yer, sıkıntı mı doğuruyor?

Birinci cilt de muktedirleri rahatsız etmişti. Ancak İsmail Kara’nın korkusuz bir Karadenizli olduğunu biliyoruz.

kitaphanesi_1267396985 (1)

Devam →

Eski Bir Yalnızlık Dilinde
Yazıyı oku

İlk şiir kitabım Eski Bir Yalnızlık Dilinde kendi yayınladığım bir kitap olarak 2002’de kırk yaşıma girdiğimde İstanbul’da çıktı. Ortada bir yayıncı olmasını istemedim.  Kitabımla ilgili sayın Rasim Özdenören‘in 31 Temmuz 2003’de, Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde yazdığı yazı şöyleydi:

Melankonik Harfler / Rasim Özdenören

(Yeni Şafak, 31 Temmuz 2003)

Arthur Rimbaud bir şiirinde (Sesliler) sesli harflerin rengini açıklıyor: buna göre A kara, I kızıl, E ak,

Devam →

Mûteber bir kitap: 1924
Yazıyı oku

1924b
1924

Bir Fotoğrafın Uzun Hikâyesi

Beşir Ayvazoğlu‘nun kaleminden süzülen ve Aralık 2006’da ilk baskısı yapılan bu kitabın îtibarı çok yüksek.

Kitap, benzerine pek rastlanılmayacak nitelikte bir biyografik anlatı. 1924’te çekilmiş iki fotoğraf var, ikisinde de aynı yedi kişi: Baş köşede, ortada otuaran Abdülhak Hâmid; (bize göre) solunda Cenab Şahabeddin oturmaktadır; sağ tarafında ise (bize göre) Süleyman Nazif, Midhat Cemal Kuntay’ın oğlu Vedat, Mehmed Âkif, Sami Paşazâde Sezai ve Âkif’in tam arkasında ayakta duran ev sahibi Midhat Cemal.

Devam →

TİYO Yayıncılıktan muhteşem bir eser
Yazıyı oku

RASULÜ EKREM SÖYLEDİ İŞİTEN TÜRK OLDU
RESiTO_HABER_BUYUK_2

İstiklâl Marşı Derneği’nin hazırladığı Türkçe’den İslâm’a Giriş serisinin üçüncü kitabı olan ve dört ciltten müteşekkil “Rasulü Ekrem Söyledi İşiten Türk Oldu” neşrolmak üzere. Daha önce, bir yerde İsmet Özel, bu çalışmadan “Rasulü Ekrem Söyledi Türk Dinledi” diye bahsetmişti. Fakat “Rasulü Ekrem Söyledi İşiten Türk Oldu” bambaşka çağrışımlar yapıyor. Rasulü Ekrem’in söylediklerini işiten, bu sözleri işittikten sonra Türk olmak durumundadır. İşiten Türk olmalı ki, işittikten sonra itaat etsin. Burada aynı zamanda Türk’ün anlamına da ulaşmış oluyoruz: Türk, … Devam →

A new story: Eating Humans
Yazıyı oku

Eating30-eating-animals Animals
Jonathan Safran Foer
Penguin Books desteğiyle
Hamish Hamilton, 2009

 

 

 

 

 

“You can call your turkey organic and torture it daily.”
Diyor ki Safran : “Hindinizin organik olduğunu ve günlük olarak eziyet gördüğünü söyleyebilirsiniz.”
Bu alıntıyı, Çelimli Çalım‘ın yedinci sayısının kapağındaki yüksek puntoyla yazılmış şu cümleyle birlikte okumak lâzım:

CC7_HABER_BUYUK
Jonathan Safran Foer, 

Devam →

Ece Ayhan’la ilgili…
Yazıyı oku

14f64774-afb4-488b-8a34-88eec7f4551aVe Yayınevi, Ece Ayhan’dan Ülkü Başsoy’a Mektuplar, Kartlar‘dan oluşan “Anacığım, Merhaba!” adlı hoş, nezih, dikkat çekici bir kitap yayınladı, basım tarihi: Ekim 2014.

Kitabı yayına Kenan Yücel hazırlamış.

1963 yılından 1998’e kadar Türkiye’nin dış temsilciliklerinde görevler alan Ülkü Başsoy’la SBF’de (önceki adıyla Mülkiye)  1953-1954 öğrenim yılından itibaren Ece Ayhan, iki sınıf ilerdeki Cemal Süreya ve Sezai Karakoç, bir alt sınıftaki Ergin Günçe ve bir üst sınıftaki Tevfik Akdağ’ın yer aldığı İkinci Yeni dönemine ilginç bir seyahat.

Devam →

İhsan Fazlıoğlu’ndan ‘Akıllı Türk Makul Tarih
Yazıyı oku

Papersense Yayınları, İstanbul Medeniyet Ünv., Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü’nde 2011’den beri öğretim üyesi olan Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu‘nun dört kitabını birden ‘İhsan Fazlıoğlu Kitaplığı‘ndan Kasım 2014’te yayınladı. Fuzulî Ne Demek İstedi, Kendini Aramak, Kayıp Halka’yla aynı seride Akıllı Türk Makul Tarih de yayınlandı.

Kitabın arka kapağında “bu deneme[nin] Türk kimliğini teşrihe çalış[tığı]” ifade edilerek şu açıklama yapılıyor: “1000 yıldır bu topraklarda tarih yazmış Türkler,

Devam →

Bir İsmet Özel kitabı:
‘Türk Olamadıysan
Oldun Amerikalı’
Yazıyı oku

TOOA_WEB_HABER turk-olamadiysan-oldun-amerikalid31e18a4a2a2b697d63122c2844968af

İsmet Özel’in yeni kitabı Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı Tiyo (Tam İstiklâl Yayıcılık Ortaklığı) tarafından yayınlandı.
Kitap, Temmuz 2013’de birinci basımı yapılan Küfrün İhsanı Olmaz gibi hem Kur’an harflerine sahip, hem de Latin harflerine sahip iki Türkçeyle çift kapaklı olarak basıldı. Kur’an harflerine sahip Türkçe, sakın Osmanlıca falan zannetmeyin!

Kkitaptaki başlıklardan biri şöyle:
“Ya Gâvurlardan Birisin Veya Türklerden Biri:
Arzın Sathında Bir Üçüncü Zümrenin yeri Kalmadı.”

Devam →

Asmaî’nin “Yazımız” kitabı, TİYO’dan
Yazıyı oku

Asmaî mahlaslı Adanalı Yusuf SamihYAZIMIZ_HABER Bey’in (vefat tarihi: 1942), 1927’de basılan Yazımız kitabı Tam İstiklâl Yayıncılık Ortaklığı (TİYO) tarafından ‘Türkçeden İslâm’a Giriş’ serisinin ikinci kitabı olarak Kasım 2014’de yayınlandı. Yazımız kitabı, sn. M. Şükrü Hanioğlu’nun 21 Aralık 2014 tarihli Sabah’taki yazısının başında belirttiği gibi “‘Osmanlıca’ öğretilmesi tartışması[nın] ‘dil sorunumuz’un bağlamından çıkarılarak ele alınmasına yol açtı[ğı]” bir ortam ve konumda, tam zamanında yayınlanarak neyi kaybettiğimizi bir kez daha hatırlattı.

Devam →