Mahmud Erol Kılıç’ın Hac tespitleri

Yeni Şafak’ta Mahmud Erol Kılıç’ın yazılarına her Pazar bakıyorum.
10 Eylül 2017’deki yazısından -mideme kramplar girerek- bazı parçalar aldım. Bu parçalara “Hac fârizası üzerine -8” başlığı da verilebilirdi belki, ama gerek duymuyorum.
Artık her Pazar Yeni Şafak’a merak edip bakar mıyım, bilmiyorum.

“Gerek kalınan yerlerde ve gerekse Arafat’ta verilen kumanyalar gerçekten doyurucu idi. Lakin beslenme uzmanlarından profesyonel destek alınmış mı bilmiyorum verilen pek çok hazır gıdada glikoz, glüten yoğunluğu çok fazla idi.”

“Ümmetin şu anki seviyesine bakarak bizim için “Green Hacc”, “Organik Hacc” gibi konseptlerin çok uzaklarda olduğunu söyleyebilirim.”

“Osmanlı Sufi İslamının edebinde Kabe’den daha yüksek bir şey yapılmaması dikkatin oradan başka yere çelinmemesi içindi. Şimdi ise saat kulesi Kabe’den daha büyük ve ihtişamlı olarak o ibadet mekanını adeta eziyor, öldürüyor. Tıpkı İstanbul’a dikilen gökdelenlerin bu şehrin ruhunu öldürmesi gibi.”

“Harem’in tezyinatı biten bölümlerinde Endülüs Mağrib tarzı öne çıkıyor. Bence geleneğimizin önemli bir mimari tarzı olması hasebiyle Endülüs tarzı çok da güzel olmuş. İşçilik gayet güzel. ”

“Bir eksik, eskiden Kabe’ye bakarak murakaba edebileceğiniz kenarda köşede bazı inziva köşeleri olurdu. Onlar kalmamış. Şimdi her şey ortada. Sakin kalacağınız bir köşe kalmamış.”

“Şu an Harem’de yürütülmekte olan projede Osmanlı konseptine dair hiçbir şey yoktur.”

Ve şu dilek ve temenniyle bitiyor yazı -ben de bitiyorum!-:
“İlerideki yıllarda daha feyizli, daha maneviyatlı, daha huzurlu, daha sağlıklı, daha organik, daha çevreci bir Hacc niyazıyla..”

Allah’tan ümmete acil şifalar diliyorum, akıl sağlığı, ruh sağlığı diliyorum.