Ortadoğu haritasında kan yüklü bulutlar

ORTADOĞU HARİTASINDA KAN YÜKLÜ BULUTLAR

“Ortadoğu” diye bir harita yok aslında. Bu, adına “Middle East” dedikleri, uydurma ve uyduranların kafalarına göre oluşmuş, giderek genişletilmiş, gerçekdışı bir harita. Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetinden sonra ortaya çıkan, giderek geliştirilen bir harita Ortadoğu haritası. “Orta” nereye göre? “Doğu” nereye göre? Kimler belirliyorsa onlara göre. “Ortadoğu” isimlendirmesi, Müslümanlara karşı olanların bulunduğu konuma göre “Orta” ve “Doğu”dur. “Balkanlar” (Balkans) da uydurma bir bölge, Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetinden sonra paylaşıma açıldı ve Balkanlar adını aldı. Bal kıvamında kan aktı. Silivri’den Sarıyer’e kadar Trakya bölgemiz Balkanlar’ın sınırları içindedir.

newmiddleeastnew

(yazıları okumak için haritanın üzerine dokunun)

Varsayılan “Ortadoğu” haritası, kan yüklü bulutlarla kaplı. Toprak kana doymuyor, kan dinmiyor “Ortadoğu” diye anılan bölgede. Kan buharlaşıp, tekrar kan halinde iniyor, kan göllerinden oluşan büyük bir kanlı bölge burası. Üstlerine kan yüklü bulutlar çöktüğü için hiçbir ülkenin varsayılan sınırları görünmüyor. Türk Dili’nin Eylül 2015 sayısındaki şiirim “Gerçek Haritada Bulutlar” başlığını boşuna taşımıyor. Özellikle “Ortadoğu”daki -varsayılan- sınırların tarihî gerçekle bir alâkası yok, gerçek harita yukarıda! Başımızı kaldırıp baktığımız zaman bulutlar bambaşka bir harita serecek önümüze.
Şöyle diyordum şiirin başında:
“Takip ettiğim hiçbir bulutta yanılmadım. Kanım
kolaçan edilirken bilinmeyen sûretim
ne yapsam dinmez.”
Bize yutturulan, bu uyduruk haritada olup bitenleri takip edince herkes gibi ben de yanıldım, ama takip ettiğim hiçbir bulut beni yanıltmadı. Bu uyduruk haritada, hepimizi -ve beni de- kolaçan ettiler, zaten kolaçan edilmemiz içindi bu harita. Bizi, bilinen sûretimizde kolaçan edebildiler, yani ruhumuzu kolaçan edemediler. Gel gör ki, ne yapsam kanım dinmedi, kanı dindiremedim; çünkü, takip ettiğim bulutlar kan yüklüydü.
Cemal Süreya, “Kan var bütün kelimelerin altında” diyordu. Libya, kan içinde; Sudan, kan içinde; Somali, kan içinde; Mısır, kan içinde; Suriye, kan içinde; Lübnan, kan içinde; Filistin, kan içinde; Ürdün, kan içinde; Irak, kan içinde; Türkiye’nin doğu ve güney doğusu, kan içinde; Yemen, kan içinde; Afganistan, kan içinde; Pakistan, kan içinde.
“Ağla gözüm ağla haritamız kan içinde.” 1940’da “Bir Haritam Vardı Benim” adlı şiirinde böyle diyordu Cahit Sıtkı Tarancı.
Ne olup bitiyor? İnsanlığı bekleyen tehlike nedir? Ne kadar yakın, ne kadar uzak? Neyin içinde, neyin dışındayız?