Karşılaştırmalı Tarih ve Şiir

 

Karşılaştırmalı Tarih ve Şiir / Ece Ayhan

Türk Şiirinin Atatürk’ü Nazım Hikmet’tir.

“Mareşal” Fevzi Çakmak’ı Fazıl Hüsnü.

Hasan Âlî Yücel’i Melih Cevdet.

Bülent Ecevit’i Bülent Ecevit.

Said-i Nursî’si Sezai Karakoç.

Ali Suavi’si İsmet Özel.

***

(Müteveffalar ve Merhumlar):

Gülcemal Yaş Yolcu Gemisi – Yahya Kemal.

“Kapalı Kedi” – Ahmet Hâşim.

Şükrü Saraçoğlu – Necip Fâzıl.

Sivil Şiir’in Cumhurbaşkanı Cemal Süreya.

***

(Müzik ve Şiir)

Orhan Gencebay – Attila İlhan.

Marş olarak Arif Barikat – Arif Damar.

Hümeyra – Gülten Akın.

Ek İnşaat:

Beşir Fuat – “Hadise” Enis Batur.

e. e. cummings – İzzet Yasar.

 

ece

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Türk Şiirinin Ali Suavi’si İsmet Özel” diyor Ece Ayhan.
Ali Suavi kimdir? Ece Ayhan neden İsmet Özel’i Ali Suavi’ye benzetiyor?

Son dönem Osmanlı düşünür ve  yazarıdır Ali Suavi, Çankırılı Hüseyin Ağa’nın oğlu.
II. Abdülhamit’e karşı başarısız bir darbe girişimi bile yapacak kadar cesur. Bu olaydan ötürü kendisine Sarıklı İhtilalci denilmiştir.

Osmanlı Devleti’nin siyasi ve sosyal sıkıntılarına çözüm bulmak için kafa yormuş, İslâm’ı referans olarak almış ve Türkçü, Turancı görüşler öne sürmüş bir kişilik.

Filibe’de Yeşiloğlu Camiinde verdiği saray karşıtı vaazlar ve diğer nedenlerle bölgenin mülki idare amiri tarihçi Ali Bey’le arası açılır. Sürekli hükûmet aleyhine yazılar yayınlar, gazete çıkarır (Muhbir gazetesi). Galatasaray Sultanisi müdürlüğünden alındıktan sonra, işsiz olduğu sırada örgütlediği birkaç yüz kişi ile Çırağan’ı basar ve V. Murat’ı tahta geçirmek isterken de öldürülür.

Klasik medrese tahsili görmemiş olan Ali Suavi, yazılarında dini konulara çokça yer verir. Kuvvetli bir hafızaya sahiptir. Genel olarak Ali Suavi, Osmanlıcı, milli değerleri müdafaa eden, batıcı zihniyete karşı ittihad-ı İslamcı olup hayatı boyunca bu ideallere bağlı kalmıştır. Said Nursi de ittihad-ı İslam fikrini dile getirirken selefleri arasında saydığı Ali Suavi’ yi “müfrit alimler” den sayar. Ali Suavi’ nin ittihad-ı İslama olan samimiyetine vurgu yapılırken aynı zamanda ifrata varan tutum ve davranışları olduğu da söylenir. İslamî konularda zaman zaman bir müçtehid gibi fetva vermesi de, tartışma ve eleştiri konusu olmuştur. Ali Suavi, hükümet şeklinin padişahlık, sultanlık olmadığını, eşitliğin varolduğunu dile getirir. Sahabelerin doğrudan doğruya yönetime katıldıklarını da belirtir. Ali Suavi’nin fikirleriyle, daha sonra Cemaleddin Afgani’nin fikirleri arasında irtibat kuranlar da çıkmıştır. Kimileri onu kahraman ilan ederken, kimileri de ajan olarak görür.

Kendi ifadesine göre kaleme aldığı kitaplarının sayısı 120’nin üstündedir. Ne var ki, çoğu basılmamış, kaybolmuş, kaybedilmiştir.

Nâmık Kemâl, Ali Suavi hakkında Abdülhak Hâmid’e gönderdiği bir mektupta şöyle der: “[Ali Suavi’yle] iki sene arkadaşlık ettim. O öyle bir adam ki, garazkâr ve dünyâda misli görülmedik bir şarlatan idi. Ben her şeye öyle kolay inanmadığım hâlde, bana kendini yedi-sekiz dil biliyormuş gibi gösterdi. O kadar câhil, cehâletiyle beraber o kadar da mağrur idi. Türkçe üç satır bir şey yazsa, âleme maskara olurdu.”