Neler okuyorum?

21.5.17

Enis Batur’un daha dumanı üstünde Fetret Notları’nı okuyorum. 2011-2016 arası bu notlar, Enis Batur’un bütün yazdıkları gibi beni çok ilgilendiriyor. Devamlı notlar alıyorum.
Sohrâb Sepihrî’nin  Yalnızlığımın Çinisi adlı ince şiir kitabını okuyorum. Haşim Hüsrevşahi’nin çevirisi, Mart 2017.

(Okudukça diğerlerini de buraya ekleyeceğim, meselâ Michel Tournier, Düşüncelerin Aynası hemen önümde, bana işmar ediyor.)

22.5.17

Ferit Edgü’den “Korkuyorum – I Am Scared”.
İki dilli: Türkçe ve İngilizce. Nisan 2017, Sel Yayıcılık, Geceyarısı Kitapları.
Korkuyla bir solukta okunan (dinlenen)  bir füg: Korkuyorum.
Korkularını mı sıralıyor Ferit Edgü, yoksa korkularımızı mı? Benim adıma da korkuyor mu?
Meselâ Anıtkabir’den bile korkuyor.
İlk imza aldığım yazarlardan Ferit Edgü. 5 Nisan 1980’de, Kadıköy Muvakkithane Caddesi üzerindeki Gençlik Kitabevi’nde. O gün orada Edip Cansever, İlhan Berk, Salâh Birsel ve Nazlı Eray da vardı. Ben, Nazlı Eray hariç hepsine, bir valiz dolusu kitap getirip imzalatmıştım.

Müslüman saatına göre Cuma akşamları, her hafta, dört arkadaşla buluşup iki senedir İhyâu Ulûmi’d-Dîn okuyoruz. Bütün İhyâ çevirileriyle karşılaştırmalı bir okuma çalışması. Bu arada redaksiyon da yapıyorum, kendi İhyâ’mda; redaksiyonun redaksiyonunu! Yeni bir çevirisi daha çıktı, Aralık 2016’da İhyâ’nın, Dr. Abidin Sönmez ve Ömer Dönmez’e ait bu çeviriyi de merak ediyorum, “her yanım bin türlü merakla dalanmakta” ne yapabilirim!

Büyüyen Ay’dan Şubat 2017 basımı 110 sayfalık bir Gazâlî kitabı da masamda sabırla beni bekliyor, daha doğrusu iki kitap bir arada: Bâtınîlerin Belini Kıran Deliller adıyla  Prof. Dr. Ahmed Ateş tarafından çevirisi yapılan Kitâb-ı Kavâsimu’l-Bâtıniyye ve Te’vilin Temel İlkeleri adıyla Şerafeddin Yaltkaya çevirisi el-Kanûnü’l-Külli fi’t-Te’vil.

4.5.17

Cahit Zarifoğlu’nun ‘Ağaç Okul’ adlı Çocukalara Afganistan Şiirleri alt başlığıyla yayımlanan (Ekim 1989, Beyan) kitabına Gülbeddin Hikmetyar nedeniyle bir kere daha baktım (bazan okumakla bakmak ayrı fiiller değilmiş gibi geliyor insana).
Bir şairin, önemli, iz bırakan bir şairin; büyüklere yazdığı şiirleri fazlasıyla kapalı bulunan bir şairin, çocuklara seslenişinde neden bu kadar açık verdiğini, açık bıraktığını merak ediyorum. Keşke diyorum, çocuklar da kapalı bulsaydı! Belki de büyüklerin açamadıklarını onlar açarlardı!

29.4.17

Cemal Süreya’nın YKY’den yeni çıkan kitabı sürpriz oldu: Yabancı Yayınlar – Türk Dili Dergisi 1968-1975. Hazırlayanlar: Erol Gökşen’le Bahanur Garan Gökşen.
Merakla, her satırını okuduğum önemli bir kitap! Bugün, bırakın bir derginin bu titizlikte ve güncel ‘Yabancı Yayınlar’ kroniği yayınlamasını; bu düzeyde, donanımda yabancı yayınları takip ederek çeviri yapacak bir şair de ne yazık ki yok.
Yazıların hepsi, her satırı bugün de tazeliğini koruyor.

02.11.03

David Le Breton (1953)’la tuhaf bir ilişme (ilme[k]) durumu! On üç senedir Yürümeye Övgü (Eloge de la marche) masamda, çantamda. Her gün olmasa da, gün aşırı bir cümle okurum.
İsmail Yerguz’a çok teşekkür. Sel’e, İrfan Sancı’ya da. İnsanlara teşekkür etmeyen, Tanrı’ya şükredemez.
Du Silence / Sessizlik de yakında Sel’den çıkıyormuş.
Du Silence’ı bir arkadaşımla birlikte okumaya, anlamaya çalıştım ve Yürümeye Övgü gibi benimle (bizimle) ilişti. Bir ilmik var Breton’da, bizim doku(ma)ya ilişkin! Du Silence, beni hep N. P.’le olan beş-altı senelik o soyut sükût törenlerine götürdü.
Ten ve İz, Acının Antropolojisi benimle pek ilişmedi.
“Yürümek dünya yaşamını esasa indirgemeyi gerektirir” diyor David Le Breton, Yürümeye Övgü’de. Bu cümleyi, ilkin, doğru kavramıyor olabilirdim. Bir kez daha denediğimde, bir kez daha, birkaç kez daha, belki son bir kez daha, yanlış kavradığımı görüyor(d)um. “Esasa indirgemek”ten kastettiği ‘esas’a indirmek, yani yaratılış (ve/ya varoluş) esasına, gâyesine indirmek. Dünyaya indirilişimizin (düşüşümüzün değil, kesinlikle! Kilise düşüş’ü öne sürse de!) gâyesine indirgemeyi gerektirir yürümek. Âdem (baba-atamız) dünyaya indirirldiğinde Havvâ (ana-atamız) ile buluşarak, ayrılarak yürüdüler, yürüdüler, yürüdüler. Dünya yürümek içindir. İnsan yürümek için dünyaya indirildi. Uyusun da büyüsün diye değil, yürüsün de büyüsün diye.

01.06.17

Cemal Kafadar, Kendine Ait Bir Roma / Diyar-ı Rum’da Kültürel Coğrafya ve Kimlik Üzerine.

Enis Batur, Fetret Notları / Çengelli İğneyle İliştirilmiş İçbükeyler.

İmam Gazâlî, Bâtınîlerin Belini Kıran Deliller / Kitâb-ı Kavâsimu’l-Bâtıniyye; Ahmed Ateş çevirisi.

İmam Gazâlî, Te’vilin Temel İlkeleri / el Kanûnü’l-Külli fi’t-Te’vil; Şerafeddin Yaltkaya çevirisi.

06.06.17

“kendine şaşıran insanlar görüyorum
aynaya uğrayan bakışlarda”

Tuğrul Tanyol, Ansızın Yaz, şiir, Kırmızı Kedi Yayınevi, Mayıs 2017.
Tuğrul Tanyol’un da “o ortak Tanrı sevgisini” dile getirişi beni hiç şaşırtmadı.

Cemal Kafadar’ın kitabı önemli.