Nereden nereye?

Burada, benim tuttuğum “ayna”yla muhatap olan kimlerdir?
Bu “ayna”ya bir şekilde muhatap olanları, özgün, itimada şayan insanlar sınıfından saymalı mı?
Aynanın muhatabı, herhangi bir aynada şahsiyetini bulmuş ve/veya kaybetmiş, bırakmış bir kişioğlu ya da kızı mı? Ya kimliği? Aynayla muhatap olanlar, yansıyan imgenin önünde ve/veya gerisinde bir vukuatla karşılaşma ihtimalini hiç hesaba kattılar mı?
Ne vukuatı? Onlar sadece gezindiler ve aynaya özgü hiçbir şeyle karşılaşmadılar.
Hangi bilincin sakinidirler? Hangi şuura erişmek için aynanın önünde tebdil-i kıyafetle hazırlandılar? Bir hazırlık yaptılar, hazırlanma niyeti taşıdılar mı?
Ben, ya?
Enis Batur’un ifadesiyle (-nereden nereye-): “kişisel bir takınağın peşine düşmüş olmakla eleştirilmekten korkarım.
Yeni Şiirler’in aynayla bağlantılı şiirleri üzerinde söylenebilecek çok söz var,” demişti, 2004’te ilk baskısı yapılan Okuma Lâmbası’nda Enis Batur. Bu ilk cümlenin arkasından gelen (“kişisel bir takınağın” diye başlayan) ikinci cümleyle kendimi sınamaktayım; çünkü -bana göre- Oktay Rifat’ın Yeni Şiirler’inin aynayla bağlantısı çok basit ve yüzeysel olduğu için bu şiirlerin üzerinde söylenebilecek pek az şey vardı. Aynayla bağlantılı her şeyin üzerinde durulabilir mi? Ne kadar durulabilir?
Ben de burada, aynayla kafayı bozmuş gibi “kişisel bir takınağın peşine düşmüş” olmaktan korkuyorum açıkçası.