Ömer ibnül Hattab’ın ‘dehr’e bakışı

“İnsan sûresi veya Dehr sûresi (76/1): Gerçekten de insana dehrin bir ânı gelmişti, ki insan, o ânda anılır bir şey bile değildi  diye başlar. Bu ayeti Hz. Ömer duyduğu zaman, ayetin devamındaki (Biz, insanı karışık bir damladan yarattık, onu imtihan ediyoruz) kısmı okunmadan önce: “Hımm, keşke bu iş o zaman bitseydi!” dediği rivayet edilmektedir. Hz. Ömer’in, ayetin devamına güç yetiremediği için “Hımm” dediği belirtilir. (Gazâlî’den.)
er-Râgıb el-İsfahânî der ki: Dehr kelimesi; düzene koyan, yöneten, tasarrufta bulunan manâsındaki ism-i fail olan dâhir anlamındadır. Dehr, âlemin vücûdunun (varlığının) başlangıcından nihayetine kadarki müddetin (ânın) ismidir. Zamân-ı küll. Toplam zaman. Zaman, dehrin belirli bir makamıdır.
Kur’ân’a göre dehr, dünyanın başlangıcından nihayetine kadar, varlıkla bir halde işleyen, insanın yaratılışından çok önce başlatılan kozmolojik bir takvimdir. Zaman bu takvimin bir parçasıdır.
Sûrenin bir adı “İnsan” diğer bir adı “Dehr” olduğuna göre, İnsan da Dehr gibi kozmolojik bir zaman/takvim bağlamında varlık göstermektedir.

—————————————————————————————————-

Gazâlî’nin bir mektubundan: “Kâinat, kâinatın aynasıdır ve Allah’ı bilirseniz insanın kalbi kâinatın aynasıdır, öyleyse kendi kalbinize bakmalısınız. […] Kendi kalbinizden başka hiçbir şeyin, size daha merhametle eğilmeyeceğini unutmayınız.”
Böyle yazıyor Mağrib-i Aksâ kadısına bir mektubunda Gazâlî. İnsanın kalbinde, kâinatın bir kopyası mevcut. Buna ulaşmak için de Allah’ı bilmesi şart. Şair İlhami Çiçek “yalnız hüznü vardır kalbi olanın” demişti. Herkesin kalbi olmayabilir. Hüznün dışında veya hüznünü örten şeylere sahipse, kalbinin olması bir anlam ifade etmiyor insanın. Kalbimize eğilip, aynadaki kâinata bakmalıyız. Bunun için de Allah’ı bilmek şart. Men arefe nefsehû fekad arefe rabbehû. Allah’ı bilen yalnız hüzne sahip.