Şiir Gündelikleri XII

Ömer Aksay

ŞİİR GÜNDELİKLERİ
(Şiire Dâhil Notlar)

Allen Ginsberg, ‘Kaddish’in sonundaki ‘The End’ adlı şiire “Ben benim,” (I am I,) diye başlar. Bu şiiri, “Şair oldum çenemi kapadım sözümü yuttum ve ağzımda kulağının tadı.” (come Poet shut up eat my word, and taste my mouth in your ear.) diyerek bitirir Ginsberg. Artemis Günebakanlı şöyle çevirmiş: “Şair oluyorum, çenemi kapıyorum, tükürdüğümü yalıyorum ve kulağında ağzımı tadıyorum.” (Kaddish, Altıkırkbeş, 2014.)

//

Emil Mihai Cioran, Var Olma Eğilimi’nde (La Tentation d’exister; Kenan Sarıalioğlu’nun çevirisi, Metis, Mart 2016) çok enteresan bir şey söyler: “Şiir şairini ezecek.” Ne demek bu? Hangi şiir şairini ezecek? Ne zaman, nerede, hangi dilde? Bir ihbarda mı bulunuyordu Cioran? Belki de. Kime?

//

Enis Batur’da(n) okumuştum, Paris’in terkedilmişlerinden biri, bir bulvarda şöyle soruyormuş gözüne kestirdiklerine: “Ça vous intéresse la poésie?” (Şiir sizi alâkadar ediyor mu? Şiir ilgi alanınızda mı?)
İnsan yığınlarının; taşıtları, caddeleri, parkları dolduran bu kalabalıkların içinde birinin, bir insanın ilgi alanında şiire yer var mı? Bir insanın ilgi alanında şiire yer kaldı mı?
Yeryüzünü dolduran insanların büyük çoğunluğunun ilgi alanlarını Paris’ten İstanbul’a, İstanbul’dan İstanbul’un dışında kalan her yere kadar şiirsiz şeyler doldurdu. En küçüğü akıllı telefonlar. Kitleler bu akıllı / akılsız ürünlerle ve bunların salgıladığı maddelerle oyalanarak, avutularak şiirsizleştirildiler.
Terkedilmeden terketmemiz lâzım.

//

“Ben bir Türk şairi, Hüseyin Haydar,
Kahpece işlerin, karanlık dümenlerin görgü tanığı.”
diye başlayan bir şiir.
“Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında.
Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar”
diye başlayan şiiri anımsatıyor, ama çok acemi bir kopya.
Her neyse, şöyle bitiyor şiiri Haydar’ın:
“Özür diliyorum büyük Rus milletinden,
Diz çökerek Olgen Peşkov’un annesinin önünde.”
Olgen Peşkov’un kim olduğunu merak mı ediyorsunuz?
Hani nasıl düşürüldüğü veya düştüğü belirsiz bir Rus uçağı vardı, işte o uçağın pilotu.
Göz önündeki yüz binlerce ölünün içinden bu uçağın pilotunu seçmiş Haydar ve bu pilotun emperyalist cihatçılarca şehit edildiğine inanıyor, onun şehit edilişine kahroluyor.
Kendini bize ‘bir Türk şairi’ olarak tanıttığına göre (bunu ciddiye alırsak) bir Rus şairi değil
-herhalde- Hüseyin Haydar?
İsmet Özel’in son yazısında bir cümle vardı: “hangi şairin mensubiyet bağının ne hususiyet arz ettiğini fark etmemiz, kendi mensubiyetimizle şairin mensubiyeti arasındaki bağa akıl erdirebilmemiz gerekiyor.” 24 Haziran 2016. (İstiklâl Marşı Derneği internet portalı)
Bir-iki gün önce Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst makamının Rusya’dan, düşürülen uçak için özür dilediğine tanık olduk. Her iki özür de hangi münâsebetle, neye istinaden dilenirse dilensin sonuçta bir mensubiyet bağını arz etmektedir.

//

İslâmî tarafta kelimenin tam anlamıyla şiirsizlik!
Şiirsizliği kimliksizlikle aynı seviyede gördüğümü belirtmeliyim. O tarafta şiir falan yok, olması da mümkün görünmüyor. Ümitsizim. İsmet Özel, ‘Gün Işığı Şiir Görsün’ demişti; gün ışığından mahrumsa şair, karanlıkta şiir kendini gösterir mi hiç?
Her tarafta kelimenin tam anlamıyla karanlık hakim!

//

“Allah’tan korkan şiirden korkmaz. Dindarlardır şiirden korkanlar.”
İsmet Özel. 1 Temmuz 2016.
(İstiklâl Marşı Derneği internet portalı)