Şiir Gündelikleri XIII

Ömer Aksay

 

ŞİİR GÜNDELİKLERİ

(Şiire Dâhil Notlar)

Son yıllarda herkesin duymak, okumak, hissetmek istediği şeylerle, benim yazmak istediğim şiir aynı değil, aynı olması da mümkün görünmüyor. Aynı dilin sınırları içinde miyiz? Başka bir dilin sınırlarını mı zorluyoruz? Belli belirsiz.
İçimi şiir endişesi kemirip duruyor.

//

Türkiye’de vatanın teminatı altın değil, şiirdir!

//

Illinois State Universitesi Fizik Profesörü Sadri Hassani’den, 25 Ağustos’taki yazısının üstüne bir söz kondurmuştu İsmet Özel:
“It is said that mathematics is the language of Nature.
If so, then physics its poetry.”
(Matematiğe doğanın dili denirse, o zaman fizik de şiiridir.)
Bu sözün, kelâmın bize ne dediğini anlamamızı istiyor İsmet Özel. Bu söz bir fizikçiye ait; bu fizikçi (ve/veya diğerleri) şiirden de anlıyor mu acaba? Şiirle nasıl bir bağlantı kuru(lu)yor? Sadri Hassani’ye göre fizik doğanın ancak şu şartla şiiridir: eğer matematiği doğanın dili olarak kabul edersek! Yani fizik (dolayısıyla şiir) matematiği (dolayısıyla dili) kurtarır, kaynak oluşturur, kazanımını arttırır, kuşatır, kudret ve güven verir.

//

“Eğer şiir yazabilseydim, hiç şüphesiz düzyazıyı gönül rahatlığıyla bırakırdım” demiş Virginia Woolf bir mektubunda. (Danell Jones, Virinia Woolf’tan Yazarlık Dersleri)

//

Denizli’ye yolumuz düştü, biz de ‘Şiir Otel’de bir gece geçirdik. Otelin lobisinde seçilmiş şairlerin 20-25 cm. boyunda büstleri, çeşitli eşyaları yer almakta. Büstleri yapılan seçilmiş şairler şunlar: Nâzım Hikmet, Orhan Veli, Attilâ İlhan, Can Yücel, Ataol Behramoğlu, Sunay Akın ve Mehmed Âkif. (Âkif’in ve Nâzım’ın uzatma imini, Attilâ’nın inceltme imini atıyorsunuz hadi, Mehmed Âkif’i d’sini t yaparak kendinize niye benzetiyorsunuz?) Büstünü yapmak için İslâm’ı savunan kesimden sadece Âkif’in seçilmesi düşündürücü. Neden Yahya Kemal değil, Necip Fazıl değil de daha önceye giderek Mehmed Âkif? Bu şairleri hangi akla göre seçtiklerini pek merak da etmiyorum. Kestirebiliyorum aşağı yukarı. Ne diyordu Nâzım Hikmet: “Âkif, inanmış adam.” 1936’da vefat eden Âkif’in inandıklarının hepsine inanmasalar da onu kabul ediyorlar. Diğerlerine yer vermekten, yaklaşmaktan korkuyorlar. Meselâ Ataol Behramoğlu’nun yanında İsmet Özel’i düşünemezler, buna imkân yok! Düşünemezler mi, düşünmezler mi? Düşünemezler, çünkü düşünebilmek bir kabiliyetin olmasını gerektirir.
Duvarlarda, masalarda şiirlerden alıntılar var; birinde Necip Fazıl’ın dizelerine de rastladım. Ne yazık ki, İsmet Özel’den, Cahit Zarifoğlu’ndan, Sezai Karakoç’tan bir tek dize yoktu.
Oysa ‘Şiir Otel’ ne kadar güzel bir isim, fakat nasıl korkunç bir ayrım var.
Aklıma geliverdi, otelden çıkarken: “Waldo sen neden burada değilsin?”