Şiir yıllıkları ne işe yarar?

Cevap: Belli bir anlamın idare tarzına hakim bir zihin düzeni oluşturmaya yarar.

Şiirin bu kadar ucuza gitiği bir ülkede şiir yazmaktan utanıyorum! Şiir yıllıklarından utanıyorum!
Şiir akşamlarından, şiir festivallerinden -bu ülkede- utanıyorum!
Türkiye’de büyük bir zihin kirliliği varsa, entelektüel bir sefalet varsa, kim, hangi şiiri seçtiğine, hangi şiiri seçmediğine çok iyi dikkat edecektir!  Yani bu iktidarda olduğunu sanan “gizli görevlilerin” düzenlediği şiir seçkisinin muhtevası, kendi dar zihin şekillerini idrake imkân  veren şiirlerden müteşekkildir. Bu seçkilerdeki şiirlerin idare tarzına, tertibine, seçimine, şuursuz bir zihin düzenin hakim olduğunu söylemekte hiçbir beis yok. Yoksa “olabildiğince yansızlık ve adalet” yıllık hazırlayıcısında ne gezer! Hele “beğeni inceliği ve sezgi gücü”nden hiç bahsetmeyelim! “Maalesef iyisinden haberdar olmadığımız, güzelini fazlaca bilemediğimiz, aramadığımız şiir” diyerek bir anlamda kendi adına da itirafta bulunabiliyorsa bir yıllık hazırlayıcısı, söyler misiniz nasıl, hangi sezgi gücünü kullanıp da seçecek, nasıl bulacak, haberdar olmadığı, aramadığı şiiri?

Yıllıklar Neden Hazırlanıyor? Derya Önder’in http://www.academia.edu/’da “Dostları Kırmamak İçin Şiiri Kırmak” ya da “1990 Sonrası Şiir Yıllıkları” başlığını taşıyan yazısından, andığı isimleri çıkararak bir alıntı yapmak istiyorum:
“Bu noktada yıllıkların ilk sayılarındaki gerekçelere bakmak yeterli oluyor aslında. Örneğin […], Nesin Yıllıkları’nın ardından uzun bir boşluk olmasından rahatsız olduğu için; […] yeterince “iyi” çalışmalar olduğunu düşünmedikleri için; […], bir şiir coğrafyası sunumuna ihtiyaç olduğu için; […], gençlere gerçek şiir sevgisi aşılayabilmek ve şiirin bütün olarak incelenebilmesi için; […]şiirin bütünüyle görünür kılınmasını düşündüğü için; […], metodolojik bir sıkıntı olduğunu düşündüğü için; […], şiir belleğoluşturmak için; […], toplumsal şiirin göz ardı edildiğini düşündüğü için… ve çoğaltılabilir de… Sonuçlar değişmediği için nedenlerin çok önemi kalmıyor aslında.”
Görüldüğü gibi birileri kendince bir gerekçe bularak, bir görev üstlenerek, bir işgüzarlık içindedir şiir adına. Şiir rahat bırakılmıyor, öteden beri şiir üzerinde bir iktidar mücadelesi var! Meselenin özü budur.

Şiir yıllıklarını hazırladığını iddia eden, bir önceki yılın şiir kitaplarına “genel” olarak baktığına kendini inandıran, bir de göstermelik, işgüzarlık eseri “soruşturma” açıp mâhud “soruşturma” için de birkaç boş laf edecek, boş isim bulan, en önemlisi de yapacak işi gücü olmayan boştaki herkes şiir yıllığı hazırlayabilir.
Türkiye’de boş gezenin boş kalfasına şiir yıllığı hazırlatılıyor zaten. Bir iş tutsun diye!
Şiir yıllığı, hazırlayanlara, şiir hakkında ahkâm kesenlere bir prestij sağlayabilir, ama Türkiye’de değil. Türkiye’deki şiir yıllığı örneklerini hazırlayanlar, özellikle son zamanlardaki şiir yıllıklarından bahsediyorum, tam anlamıyla şiir yoksunu kişiler. Bunlar şiir yıllığı değil, taşradaki bir şirketin tanıtım kampanyası, yılda bir verilen bâyiler toplantısı gibi bir şey. Alan memnun, veren memnun!
Şiir yıllıklarına derlenen ürünler, bahçelerin kenarlarına poşetler içinde bırakılmış ürünlerden seçiliyor. Hasat bitmiş, ürünler gideceği yere gitmiş, derlemeciler de bırakılan ürünleri bir kuruş ödemeden derleyip iş yapar gibi görünüyor. Fikir ve sanat eserleri kanununa göre böyle.
Millet de bunları yiyor mu?
Hayır! Yemezler! Kimseye yediremez, yutturamazlar.
Şiirin bu kadar ucuza gitiği bir ülkede şiir yazmaktan utanıyorum!
Şiirin bitki gibi, meyve gibi, böcek gibi derlendiği bir ülkede şiir okumaktan utanıyorum!
İsmet Özel, John Maynard Keynes’ten Nefretimin Yirmi Sebebi’nde şöyle der:
Derlenmiş şiir artıklarından çöp torbası yapanı
Çöp torbasını şiirdir diye yutturandan ayıralım arkadaşlar
Şiirleşme olgusuyla çöpleşme sürecini birbirine
Karıştıran zevatın karşısında

Lütfen şiir yıllıklarını almayın ve okumayın! Bu yıllıklar okura hakarettir! Şiirin yeri dergidir, kitaptır; şaire ister haber verip -ki bu, tam bir utanmazlık- ister haber vermeden -ki bu, tam bir hırsızlık- bir şiiri elini kolunu sallaya sallaya derlemeye alma hakkını kimse kendinde görmemeli. Ancak ülkede güvenilir, tüm şairlerin hemfikir olduğu bir seçkin seçkici varsa, şiirden anladığı biliniyorsa, o seçebilir. Ya da beş-on isim tespit edilir (şair olmak zorunda da değildir bu isimlerden bazıları) onların seçtiği şairlerden veya şiirlerden bir seçki yayınlanır.
Ciddiyet sahibi bir toplumda bu işler böyle olur. Edebiyat ciddiyet ister, edep ister!
Şiirden utanmıyorsunuz, şiir namusunuz yok, demek ki  kendinizden utanmıyorsunuz, Allah’tan utanmıyorsunuz! Şiiri kullanıyorsunuz, seçtiğiniz her şiir sizin ne “iş” yaptığınızın kanıtıdır. Şiir seçkileri, sizin seçtiğinizi söylediğiniz “gözde, göz alıcı” şiirler, sizi  “seçkin bir seçici” yapsın diye seçtiniz.

Sonuç olarak: Türkiye’de “şiir yıllığı” diye dergiyle beraber verilen şeylerin hiçbir değeri yok. Onlar, gerçek şiir okuru için, şiiri ciddi olarak takip eden seçkin bir grup için hiçbir şey ifade etmez. Şiir ‘yıllık’tan takip edilmez. Ancak bir seçki yapacaksanız, bunun bir anlamı olması lâzım, hazırladığınız seçkinin yıllar boyu iz bırakması, tadının unutulmaması lâzım. Kalıcı bir şey, edebî bir ciddiyet, bir sorumlulukla yapılmalı; ama bu vaziyette değil, bu derece cahil cüretiyle, sorumsuzlukla, sinsice, beceriksizlik içinde yüzerek değil.

Ömer Aksay