Aynada şiirle vaziyet almak

Aynada şiirle vaziyet almak mümkün. Hangi aynada? O, şaire kalmış durumda. Toplumsal aynayı ve/veya kendi aynasını şair ne kadar belirleyebilir, iradesini kullanarak seçebilir mi? Bütün bunlar, kimin, ne ile, nerede, nasıl, ne kadar vaziyet aldığıyla ilgili. Ben kendimce, şairlerin, şiirleri ile, Türkiye’de, yazdıkları şiir kitaplarına defalarca bakarak, hangi aynada (boy aynası mı, dev aynası mı, ya da dikiz aynası mı, belki de bir asansör aynasıdır?), hangi mânâda vaziyet aldıklarını ve/veya alamadıklarını bulmaya çalıştım. Bu çalışma, 2015’in Şubat’ından beri sürmekte, henüz sona ermedi; sona ermesini özellikle istemiyorum. Önce kendimden başladığım için, umarım yanlış anlaşılmam.

 

bizim sûretimizle birlikte âlemin sûreti sürekli gaybtedir
bu söz
ibn arabî hazretlerine ait bir sözdür, kaybetmek istemem
yani biz hep aynanın arka yüzünde taranıp duran eşhas
hepimizde kaybedilme korkusu bir anda
zulmete maruz kalma korkusu, zalim olma
ne zaman ortaya çıkacak içimizdeki zalim, deccal
kayıp mehdi
ayna bize dönük değil çünkü
biz hep aynanın arkasında taranıyoruz, aynaya
baktığımızı sanarak, üstelik nazenin ve nazan
puf koltuklarda kırıtarak aynaya bazan bile görüntümüz
aksetmiyor, aksedemez aslâ
yüzümüze dönük bir ayna, bir tecelli bile yok ara sıra
niçin aynaya özgü
hiç değilse bir bunu anlayan olsa zulmette.

Ömer Aksay, Sahte Siyah, birinci basım 2013, s: 35

 

İsmet Özel. O, imgeyi aynadan bile damıtarak vaziyet alır, imbik yerine de kullanabilir aynayı. Of Not Being A Jew’da yer alan bir şiirin başlığında bile başlıbaşına şaşırtıcı ve kışkırtıcıdır: Amca Samimiyetini Ayna Sular Sırasınca Kaybettiğine Yandığımın Şiirinin Kapağı.

öldü, kim ısıtır artık onun ellerini
suların aynasında üşüyen ellerini
suların saygısıyla üşüyen ellerini.

İsmet Özel, Şiirler 1962-1974, birinci basım (Yeryüzü Y.) 1980, s: 14

O silik aynalarda şaşırdığım pis yüzüm
daha çok insanlara benzeyen ve onlara
hırçın çalgılar ansıtan
yüzüm.

[…]

O silik, eski, yalnız aynalarda
kısaca insanlarda yani
kuşları eskiten kan
kurusun.

İsmet Özel, Şiirler 1962-1974, birinci basım (Yeryüzü Y.) 1980, s: 22-23

[…]
ipte boynum, ağzım şehvet yalaklarında
çapraştım, and içip ayna kırdım
doğadan bir vahiy bekledimse boşuna
[…]
İsmet Özel, Şiirler 1962-1974, birinci basım (Yeryüzü Y.) 1980, s: 119

Yo, hayır
yapamaz bunu, yapmasın bana dünya
söyleyin
aynada iskeletini
görmeye kadar varan kaç
kaç kişi var şunun şurasında?

İsmet Özel, Cellâdıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar, birinci basım 1984, s: 10


Kendi sorgusu yüzünden ayağa kalkıyor insan

Arıyor. Yusuf bir ayna mıdır acaba?
Çetrefil, kuşku dolu, yadırgı
Ne kadar kendi oldu insan
O kadar başka.

İsmet Özel, Bir Yusuf Masalı, üçüncü basım 2000, s: 50

 

Sezai Karakoç, aynayı bir kavram gibi kullanır, bir ıstılaha dönüşür onun şiirinde ayna.

Benim aynamı küçültüp büyülten onlar
Benim aynamı aynalıktan çıkaran
Kapalı çarşılar içinde fikre ve gerçeğe
Neler neler etti anlarsın onlar

Sezai Karakoç, Şahdamar, birinci basım 1962, s: 16

Önünde dokuz minare
Aynalar kadar aydınlık yüreği

Sezai Karakoç, Şahdamar, birinci basım 1962, s: 21

Yanlış trenden indin  seni şehrin aynasından geçirdiler

Sezai Karakoç, Körfez, birinci basım 1959

Birinin sesi bütün aynaları paslandırıyordu

Sezai Karakoç, Şiirler II / Taha’nın Kitabı, 4. basım 1982, s: 16

Aynayı anlıyayım derken kırdın

Sezai Karakoç, Şiirler II / Taha’nın Kitabı, 4. basım 1982, s: 40
(Gün Doğmadan’da “anlayayım” olarak.)

Arkadaş aynalar kırılmış
Gerdeklerin şiddetinden değil
Savaştan dönen yiğitin
Sevinç mızrağından değil
Aynalar farelerin tıkırtısından bezmiş
Kırılmış kırılmış aynalar bezmiş
Kırılmış kırılmış aynalar kırılmış
Kırılmış yarasaların soluğundan
Baharı kalmamış ondan kırılmış
Ortasından çatlayan bir zamandan kırılmış
Aynalar kırılmış Taha’nın yatağına bir adım ırakta
Taha ırakta aynalar ırakta

Sezai Karakoç, Şiirler II / Taha’nın Kitabı, 4. basım 1982, s: 62

Bir fotoğraf asılıdır duvarda:
Aynaya, geceye, maziye dönük;

Sezai Karakoç, Gün Doğmadan, 13. basım 2013, s: 24

 

Metin Eloğlu, aynayla ünsiyeti yokmuş gibi görünmek istiyor sanki. Toplamda iki ayna tutuyor.

Hani şu yaşamak yaşamak dediğimiz o soyut ayna!

Metin Eloğlu, Rüzgar Ekmek, birinci basım 1978, s: 79

Aynada bozarıyor çiçekler ancak
Çatlamış öğeleri

Metin Eloğlu, Bu Yalnızlık Benim / Toplu Şiirler, ikinci basım (Yapı Kredi Y.) 2005, s: 407

 

Enis Batur için ayna özel ve öznel bir önem taşır. Şöyle seslenecektir: “Aynalar âlemi, ürkütme beni.” (Uç Şiirler, birinci basım, Kırmızı y. 2011, s: 238)

Görkemli mobilyalarla döşeli iki salonu
birbirine eş iki kristal avize aydınlatıyor,
iki salonun da kapıları ışıkları yanmayan
loş bir ara salona açılıyor, hangisinden
doğru açıyla bakılsa tavana kadar
tırmanan altın varak çerçeveli aynaya
avizelerden biri yansıyor,
salonlardan birinde tek başına yaşlı
bir adam oturuyor masasında,
aynadan geçen ve yalnızca sırtları
görünen insanlara bakıyor sessizce,
bir seferinde ağzına geliyor yüreği:
Bundan yarım yüzyıl önce bir an,
genç bir kadın geçiyor, sağ eliyle
uzun saçlarını kulağının arkasına atıp,
Zaman balkıyor, duruyor, ayna bomboş.

Enis Batur, Ağırlaştırıcı Sebepler Dîvanı, birinci basım 2003, s: 71

Sokağın ucunda, boy aynasında ben;
daha az -, daha çok yansımayacaktı.

Enis Batur, A Cappella, birinci basım (Kırmızı Kedi y.) 2015, s: 95

Öyle değil oysa Hayat, böyle. Kafanı bir an
kendine çevirmişsin, topuklamış yıllar,
düşkırıklıkları düz kırıklar üstüste binmiş.
Sonra, sen nasıl, o aynı, en külçe sıfatlarla
yüklenecekler aynadaki sûretlere: Ondaki
yüzün arkasındaki yüzün arkasındaki yüz,
lânet olsun kördüğüm olmuş gen atkıları,
varetmeseydin beni yok etmeyecektim seni.

Enis Batur, A Cappella, birinci basım (Kırmızı Kedi y.) 2015, s: 74

Aynadaki yüze bakıyorum şaşkınlıkla –
kimin yabancısı çizilen ve dağılan hatlar,
yola düşen değişir, biliyorum, yoldan çıkanı
kimse tanımazmış. Çıldırmış köpeklerin
uğultusu yankılanıyor dışarıda, bu han
odasından ayrılsam gidip kalacak bir yer
bulamam, uykumda kaybolmaktan başka
çarem kalmadı: Bütün dünya buza kesti artık.
Bunları söylüyor aynadaki ağız, daha önce hiç
duymadığım bir dilin kelimelerini nasıl olur
anlıyorum, ruhumu yokuş sorular kaplamış.

Enis Batur, A Cappella, birinci basım (Kırmızı Kedi y.) 2015, s: 60

Bir zamanın içinde bir başka zaman, yüzümden
uçup gitmiş eldeğmemiş bir anlam, sınırlara
gittiğim için bu korku, bu telâş, içimden geçen
bu ölümcül yelkovan, aynamda hatlar kaldı.

Enis Batur, Kanat Hareketleri, birinci basım (Altıkırkbeş y.) 2000, s: 123

Zenon’u görmüş sevgilim, siz demiştiniz ya: Kendimi
yıllar yılı Zenon sanmıştım – 
o bir şey mi: Ben kendimi
nicedir kendim sandım: Aynada birdenbire yiten görüntü,

Enis Batur, Koma Provaları, birinci basım (Altıkırkbeş y.) 1990, s: 6

………………………………………………………….düşünüyorum
kendi kendime: Neden sonra yırtılan aynada.

Enis Batur, Koma Provaları, s: 15. Bir yırtılan ayna imgesi veya metaforu, oldukça ilginç, düşündürücü, sarsıcı.

Umutsuz gecenin adamıyım ben
devrik ve buzul,
gözlerimde ışığın özaynası.

Enis Batur, Kandil, birinci basım 1981, s: 29

Bir gün gelir, ben de giderim. Aynanın dibine. […]

Enis Batur, Kandil, birinci basım 1981, s: 35. Burada ayna yerine cehennem konulabilir, sanki.

 

Necip Fazıl: Bir ayna şairi.

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.

Necip Fazıl Kısakürek, Aynalar Yolumu Kesti

Aynalar söyleyin bana, ben kimim?

Necip Fazıl Kısakürek, Çile, on ikinci basım 1987, s: 19

 

Yahya Kemal, aynada ve aynı anda beliren şuur.

Gördüler: “Aynada bir gizli cihan…
Ufku çepçevre ölüm servileri…”

Yahya Kemal, Kendi Gök Kubbemiz, yirmi sekizinci basım 2007, s: 71

Merhum Edirne Şeyhi Neşâtî diyor ki: “Biz
Saf aynalarda sırroluruz öyle gâibiz.”

Yahya Kemal, Kendi Gök Kubbemiz, yirmi sekizinci basım 2007, s: 69

Cemal Süreya’nın “Şiirimizdeki büyük çalkantıyı bunlar yarattı” dediği ve “Türkçeyi dirilten, bir bakıma da kuran şiirler” olarak gördüğü, Yahya Kemal’in şiirlerinden biri de Deniz Türküsü‘dür, o şiirde şöyle der:

Girdiğin aynada geçmiş gibi diğer küreye,
Sorma bir sâniye, şüpheyle, sakın: “Yol nereye?”

Yahya Kemal, Kendi Gök Kubbemiz, yirmi sekizinci basım 2007, s: 56

 

Ziya Osman Saba’nın kitaplara dahil edilmeyen, on sekiz yaşında yazdığı şiirlerinde geçer ayna.

Aynalarda can verir mehtaptan bir kelime:
Sanki loş kuyulara süzülür bir damla yaş.

Ziya Osman Saba, Cümlemiz (Bütün Şiirleri), birinci basım (Can y.) 2014, s: 169

Ufukta çizilince görünmeyen bir yara,
Yavaşça sıyrılarak gecenin kollarından,
Kanlı bir ayna gibi mehtap düştü sularda.

Ziya Osman Saba, Cümlemiz (Bütün Şiirleri), birinci basım (Can y.) 2014, s: 169

 

Bu da Dıranas’ın hayatından izler taşıyan bir imgelem aynası:

AYNALAR

Gençliğimi kaybettim birtakım odalarda;
Kaybolan gençliğimi aradığım aynalarda
Ölüler dolaşıyor böğürlerinde elleri,
Aynı şeyi arayan akraba hayalleri.
Yalnız taze bir kadın yaşlılığı arıyor;
Yaşlılığım! yaşlılığım! diye yalvarıyor.
Sırları dökülüyor baktığı aynaların;
Söndürüp yürüyor bir bir aynaları kadın.

Ahmet Muhip Dıranas, Şiirler, sekizinci basım (Yapı Kredi Y.) 2005, s: 106

 

Oktay Rifat, Garip üçlüsünün en sancılı ismi.

“Dön yüzünü engine doğru, gör kendini o aynada!”

“Bütün aynalar gibi boştur, bomboş
Arkası düşlerin”

Oktay Rifat, Yeni Şiirler, birinci basın 1973

 

Necat Çavuş, seksen kuşağının farklı isimlerinden.

Aynalarını kır gel
Bak şu yüreğin bin gözünün tek aynasında
Birini bulacak mısın asılmış ya da
İntihar etmiş bir adamın suretini
Ve hani ruhu tuz buz olmuş
O çirkin adamların gözleri nerede

Necat Çavuş, Keşifler, birinci basım 1983, s: 61

Sözlerim savruluyor kelâm aynası dağlarla, Ben
oluyorum, ben miyim yoksa yankının kendisi
miyim, Olmuyor, sana karışıyorum sevgilim

Necat Çavuş, Yolcunun Gözleri Parlıyor, birinci basım 1989, s: 10

Yukarıda! felek’in bana tuttuğu ayna
Duvara bakıyorum bin parça insan

Necat Çavuş, Yolcunun Gözleri Parlıyor, s: 41

Ve gök bir aynadır
Kırılır kırılır hep kalp atışında
Ve her yıldız kırıktır bir parça
Göklere daldığımda

Necat Çavuş, Bindörtyüzondokuz, birinci basım 1999, s: 136

Aynanın önündeki kendini çözmüş müdür

Necat Çavuş, Bindörtyüzondokuz, s: 131

 

Ah Muhsin Ünlü’den kısa, ama upuzun bir yansıma.

Aynadan dönüyorum ayna
Benden dönmüyor.

Ah Muhsin Ünlü, Gidiyorum Bu, birinci basım 2005, s: 59

 

Ayna imgesini sık sık kullanan Turan Koç’un “Kendini Seyreden Ayna” başlığını taşıyan bir şiiri var. Turan Koç “bizim çok boyutlu aynalarımızdan” söz eder, “çok bölümlü bir aynadan sevgili”ye geçerken “bakışın bu çoğaltan aynaları”na dikkat çeker. 

bir aynanın fırtınasında boğulan sevda
üstüne / gürültüyü ekliyor kente kalbin

Turan Koç, Kan Gibi Vakte Düşen, birinci basım 1980, s: 17

bir kadın terler yalnızlığını aynada

Turan Koç, Kan Gibi Vakte Düşen, birinci basım 1980, s: 34

 

Asaf Hâlet Çelebi, şiirini mihenge, mîyara vurmak için aynada her şeyi bir metafora dönüştürür.

Ayna

bana aynadan bir suret göründü
benden başkası
bilmem memleket-i çînden midir
ya mâçînden mi

sordum kimsin diye
bir kahkaha atıp
ben çîn padişahının kızı
çoktandır âşıkınım
dedi

dedim çık
o aynadan
hayalimi çalan
hayalim olmazsa olmasın
yalnız
var olduğuna inanmak için
ellerim sana dokunsun

bana çîn padişahının kızı
gelemem
dedi

ancak bir gün
hayalin gibi seni de
bu aynanın içine alıp
kaybolacağım

Asaf Hâlet Çelebi

 

AYNA

aynadan bakan benim
küçük gotamacık
duvarlardan karşına çıkan
aynalardan hayalini çalan
muhabbet olup vücudunu saran
küçük câriyen
nigâr-ı çîn

nigâr-i çîn
bin bir aynada oynar
ayna ayna içindedir
nigâr-i çîn
nigâr-ı çînin içinde
ve zaman
zamanın dışında

uzat ellerini küçük gotamacık
hayal hayal içinde
dünya bir hayal dolabıdır
aynalardan geçer
küçük gotamacık
çok sürmeden hayallerimiz
aynaların arkasından geçer

aynaya bakan benim
hayal annemin oğlu
bodhista gotama

dünyada en güzel şey
seni buldum
artık hiç bir şey istemem
küçük câriyem nigâr-ı çîn
uzat ellerini
aynaların dışına çıkalım

Asaf Hâlet Çelebi, Bütün Şiirleri, ikinci basım 2013

 

V. B. Bayrıl’da belli, bir ünsiyet var.

Gül vurunca ayna yırtılır.
Durma, aynayı gülden kaçır.

V.B. Bayrıl (Vural Bahadır Bayrıl), Arzuda Tenhâ, ikinci basım 2013, s: 26

Ey okur. Ayine son katılan.
Unutma! Aynadaki Yara, asla
yaranın kendisi değildir!

V.B. Bayrıl, Aynadaki Yara, (aynı kitap) s: 14

Buralarda, bu mahşeri harf pazarında,
şaire aynadan başka nesne satılmaz.

Toprak, Su, Hava, Ateş… Dört kadim
unsur=Arz!.. hepsinden öğrendiğim
tek Sır şudur:

Şark’ta hakikat aynasız anlaşılmaz!

V.B. Bayrıl, (aynı kitap) s: 13

 

Ve Akif Kurtuluş:

acıyı bile magazin kılacak trajediler içinmiş yüzümüz
aynalar: bulvarda istediğin maskeyle dolaşmak rahatlığı

Akif Kurtuluş, Kırgınlıklar Galası, birinci basım 1997, s: 15

 

Yalın ve mesafeli bir yaklaşımı vardır aynaya Behçet Necatigil’in. Oldukça temkinlidir.

Siz yoksanız rahatım
Küçülmemi büyülten aynalar
Beni bana bırakıyor ne halin varsa gör!

Behçet Necatigil, Zebra, birinci basım 1973, s: 53 (Şiirin adı: Çirkinleme)

Küçülür değişik
Yüzümüz lüks aynalarda – –
İyiydi, alışmıştık.

der Behçet Necatigil, ama buradaki “lüks aynalarda” aradığımızı bulamayız pek. Söyleriz, 1980, s: 64

Eray Canberk’in toplu şiirlerine (Kent Kırgını) bakıyorum; Ayna başlığını taşıyan bir şiiri var, aynayla karşılaştığımız yer sadece o şiir.

AYNA

gümüşî ayna sırı
yansıtır
görünen yüzü sıradan
ne kadar aldatıcı

asıl yüz beride
yansımayan
hem ne kadar da gerçek

yüzler aynada
ayna yüzlerde

Eray Canberk, Kent Kırgını, birinci basım (Yapı Kredi Y.) 2011, s: 176

 

Cemal Süreya ayna metaforunu ve/veya imgesini bir-iki kez kullanır, Allah bir, onun da hakkını vermiştir:

Kan var bütün kelimelerin altında
Bir gül al eline sözgelimi
Kan var bütün kelimelerin altında
Beş dakka tut bir aynanın önünde
Kan var bütün kelimelerin altında
Sonra kes o aynadan bir tutam
Beyaz bir tülbent içinde
Koy iç cebine
Bütün bir ömür kokar o ayna
Kan var bütün kelimelerin altında

Cemal Süreya, Sevda Sözleri, birinci basım 1984, s: 117

Senin güneş sarnıcı gözlerin
Ölüm yası içindeki bir evde
Olmaması gereken bir şey gibi, kırılan bir ayna gibi.

Cemal Süreya, Sevda Sözleri, birinci basım 1984, s: 80

İkinci Yeni şairleri içinde Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’dan sonra ayna metaforunu/imgesini kullanan, kullanmaktan kaçınmayan diğer bir şair de Edip Canseverdir.

Dursa ki kapılardan girince süslü bir ayna mı olur
Kullanılmamış bir bıçak mı
Dursa ki bir anda bir iki yıl birden dursa
Pas üşüşür bıçağa
Ayna gizli gizli dökülür
Ben o zaman giderim, ötelerden bir şeyim
Kıyısında bir otelden fazla bir şey bulunmayan’a.

Edip Cansever, Kirli Ağustos, birinci basım 1970, s: 52

Aynanın önünde bir gülü ipe çekiyorlar
Mevsimine açılan bir gülü
Aynanın önünde, aynanın önünde, aynanın

Edip Cansever, Oteller Kenti, birinci basım 1985, s: 38

Bugün ‘daha başka’larla donanmış her yer
Diyor içinden, ne güzel bir gün olacak
Şunlara bak, şu yabani yaseminlere
Açalyalara, sarı salkımlara bak
Nasıl da koparıyorlar kendilerini
Dünyanın uçsuz bucaksız boy aynası önünde.

Edip Cansever, Oteller Kenti, birinci basım 1985, s: 30

Karşıda bir ev, kırk odalı sanki
Her odada bir boy aynası
Her boy aynasında
Beyoğlu’nun bir parçası
Durmaksızın gülüyor

Edip Cansever, Bezik Oynayan Kadınlar, birinci basım 1982, s: 28

Birden odayla dışarısı birleşiyor
Ve birleşir birleşmez
Çıkarıp cebinden büyük aynasını gök
Bir istasyonda yolcularını bekleyen
İnsanlar gibi hafifçe gülümsüyor
Bana

Edip Cansever, Bezik Oynayan Kadınlar, s: 30

‘Evler’den birindeyim, dışarda kar yağıyor
Aynada kar yağıyor parıltılarla

Edip Cansever, Bezik Oynayan Kadınlar, s: 64

Tezgaha koy dirseğini -koydun mu-
İyi tut bardağını -iyi tut-
Bir iki kez döndür avucunda
Seniha!
Gördün mü bak
Buğulu bir hiçliktir, değil mi
Aynada titreşen bardak
Ve her şey
Değil mi, budur
Bir ölünün bir ölüye sorduğunu sormak.

Edip Cansever, Bezik Oynayan Kadınlar, s: 73

İkinci Yeni şairlerinden İlhan Berk’in, Turgut Uyar’ın, Ece Ayhan’ın, Ülkü Tamer’in aynayla işi olmaz. Bu, biraz da karşıt görüşte bir vaziyet alışla, şiirdeki konumla ilgili olsa gerek. Metafizik bir imgeye/metafora sahip olan ayna bu şairlerin ilgi alanına girmez. İlhan Berk’te, bir yerde rastladım sadece:

Şiirin alçak sesindedir her şey.
…………
– Sonra aynadan nehire baktı.
…………– Nereye akar? dedi.
İlhan Berk, Güzel Irmak, birinci basım (Adam) 1988, s: 56

 

Zarifoğlu’nda ayna bir mahremiyet alanı gibi. Bizimle paylaşmak istemez izlenimlerini.

AYNA

Ve gözüm eşyamda değil
Yoruldum maddemden
Ta ki dünya bitti
Köşk kurdum sakin oldum

Dehlizsiz ve tabakasız
Kör bir hayvan gibi
Rızkına etiyle yanaşan
Karanlık birevDir gövdem

Güneşte asla karanlık yoktur dediler
Ve onlar yoluna cihet ettim vatan tuttum

Büyük yeni bir hayat bildim
Yeni yeni bildim yoksa ölüyordu bir şey
Bir insan binası yıkılıyordu durmadan

Cahit Zarifoğlu, Menziller, birinci basım 1977, s: 99

“Taşlanan kadınlar yankır
girdap duvarda ve sırları çözük aynalar
bir aynanın civarda hayvan otlağındaki benzeri”

Cahit Zarifoğlu, İşaret Çocukları, birinci basım 1967, s: 84

 

Yoğun bir psikoloji yansır Nilgün Marmara’nın aynasından.

Çözüldü aşkın zarif ilmeği
bulandı aynalar duruluğu.

Nilgün Marmara, Daktiloya Çekilmiş Şiirler, birinci basım 1988, s: 140

Bu masadan soyun tehlikesi akıyor;
Ben ezik, kadınsı bir aynayla uzlaşırken,

Nilgün Marmara, Daktiloya Çekilmiş Şiirler, birinci basım 1988, s: 51

 

Nilgün Marmara gibi, tek şiir kitabıyla bu dünyayı terk eden İlhami Çiçek, bize “küllî aynalar”dan bahseder. Nâzım Hikmet’in bilmesine imkan olmayan bir şeydir “küllî aynalar”. Nâzım Hikmet, cüz’î aynadan da uzaktır.

gece ki ey gece
o küllî aynalar
seni ararlar

İlhami Çiçek, Satranç Dersleri, birinci basım 1983, s: 25

(çağı deştiğimde
o yüz
diyor yoruldum – aynalar
gösterebilir mi hiç – bana sonumu
nedensiz başladım oyunculuğa
bitireceğim rastlantıyla – oyunumu
dostlarım da
var – intiharlar
her akşam ıslak – yapışkan
saçlarıyla girip odama
paniğimden pay toplarlar)

İlhami Çiçek, Satranç Dersleri, birinci basım 1983, s: 32

İlhami Çiçek, bir şiirinde ayna kelimesini kullanmadan doğrudan aynaya gönderme yapar.

yeryüzü kırlarında böyle
yürekleri taşıtlardan yana çarpan
yaramaz adamlardı sürücüler
bakarlardı dikiz bir bencillikten

İlhami Çiçek, Satranç Dersleri, s: 39

 

Ahmet Hâşim aynaya yaklaşmaz. Alâeddin Özdenören aynaya bakmaya kıyamaz.  Ergin Günçe, aynaya hiç yüz vermeyip şiirini büyümsemeyi dener. Tevfik Akdağ için de aynı şey geçerli. Can Yücel aynayla irtibat kurmaya üşenir, hem aynayla ayık olarak irtibat kurulur. Osman Konuk aynasız. Birhan Keskin’in aynayla arası pek iyi değil gibi. Ba‘da başlığı Ayna olan bir şiir var; Y’ol‘da ise aynaya rastlamadım. Psikolojik bir vaziyet alış dikkat çekiyor daha çok Keskin’de.

Yüzümü yok edecek aynayı buldunuz sonunda
avutun beni, çoğaltın beni, sırrınız oldum.

Birhan Keskin, Kim Bağışlayacak Beni, altıncı basım (Metis) 2013, s: 137

Hey aynalardan içeri kaçan çocukluğum

Birhan Keskin, Kim Bağışlayacak Beni, altıncı basım (Metis) 2013, s: 144

Pek sıradan bir dizede de şöyle diyor:

zamanın aynasında yapraklarımı gördüm.

Birhan Keskin, Kim Bağışlayacak Beni, altıncı basım (Metis) 2013, s: 28. 

Türkân İldeniz’in bir şiiri var: Aynalar Aynalar başlığını taşıyan bir şiir, Havva Çıkmazı‘nda (birinci basım 1967). “Bildim bileli yalan söylersiniz aynalar” diye başlıyor, ben bu şiire yer verme gereği duymuyorum. Buna karşın, Cahit Sıtkı Tarancı’nın Aynalar şiirine aynen yer veriyorum:

AYNALAR

Aynalar, aynalar,  sevgili aynalar,
Yok beni anlayan, seven sizin kadar.
Öldükten sonra da, yine sizin kadar,
Kim beni düşünür, hayalimi saklar?
Aynalar, ne olur,  siz yalnız aynalar.

Onu koynunuza alsanız aynalar;
Rüzgârda savrulan güneş, yağmur ve kar,
Kuştüyleri gibi renk renk hâtıralar
Olan hayalimle kalsanız aynalar,
Kırılacak en son parçanıza kadar!

Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş (Bütün Şiirleri), otuz ikinci basım 2007, s: 66

DAR KALIP

İnsanlar içinden kurtulup, ne zaman
Aynamla baş başa, yapayalnız kalsam,
Akislerle susup, nihayet bir insan
Olduğumu bana hâtırlatır aynam.

Aynam, aynam bana bir devle bir cüce
Halinde gösterir içimle dışımı.
Bu müthiş tezadı duyup düşündükçe,
Nasıl zaptedeyim ben haykırışımı!

BİR LÂHZAM

Aynadaki aksim, gölgem, bir de ben.
Var mıdır, yok mudur onlar sahiden?
Aşina değiller çektiklerime;
İçlerinden biri gelse yerime.

Ben bir gölge olsam, yahut bir hayal,
Onlar gibi hissiz, onlar gibi lâl.
Olsa bütün ömre bedel bir lâhzam;
Var görünsem, onlar gibi yok olsam!

Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş (Bütün Şiirleri),  s: 65

AYNALARDA GECE

O biten günle beraber
Aynalarda gece olmuş;
Onlar, onlar ki geceleyin,
Gurbete düşmüş gibiler,
Sabır, tuttukları yolmuş
Sabaha erişmek için!
O biten günle beraber
Aynalarda gece olmuş.

Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş (Bütün Şiirleri),  s: 80

Gün çekildi pencerelerden;
Aynalar baştan başa tenha.

Cahit Sıtkı Tarancı, Otuz Beş Yaş (Bütün Şiirleri),  s: 142

 

Ayna imgesini/metaforunu sık kullanan bir şair Lâle Müldür, aynı zamanda da çarpıcı ve kışkırtıcı.

Bizi aynaların arkasından gözetliyorlar Pol.

Lâle Müldür, Buhurumeryem, birinci basım 1994, s: 45

günlerce gözbebeklerim
ayna tuttu sana
yanılıp yakana bakışımı taktığında
…..belge miyim varoluşuna

Lâle Müldür, Seriler Kitabı, ikinci basım 2000, s: 103

dantel kadınlar aynalara kapandı gece kelebekleri gibi
kendi çevrelerinde dönüyor eldivenlerini giyip çıkarıyor
gözkapaklarını anlamsız bir biçimde açıp kapatıyorlar
dönüşlerinden çıkan gıcırtılı ses bir kadehin üzerinde dönen
bir elin çıkardığı ses kadar tuhaf bir şey ağlamak ve sizinle
birlikte aynalara kaçmak istiyorum black ballerina ihanetin
zevkini çıkarmak istiyorum

Lâle Müldür, Kuzey Defterleri, birinci basım 1992, s: 96

aklımın Sibirya’sında dört ayrı yönde dört ayna ile
karşılaştım. dört ayrı sürgün biçimiydi bunlar:

Lâle Müldür, Kuzey Defterleri, birinci basım 1992, s: 59

uzak fırtına ….. kenarları keskin ….. çelik bir ayna

Lâle Müldür, Uzak Fırtına, ikinci basım 1995, s: 29

uzak fırtına
bir gün seni yazacağım
ağır aynalar olacak
yalnız seni yansıtan

Lâle Müldür, Uzak Fırtına, ikinci basım 1995, s: 29

 

Eğer şu dizelerle karşılaşmasaydım, Ebubekir Eroğlu’nun aynayla yüzleşmekten korktuğuna karar verecektim:

bir an geçmez biz de içinden geçmeyiz
hafız bir aynanın ardında durur
önüne ben sığmam ne söylese
ezel üstadını çağırır
bak o zaman aydınlık yüzlerine
bir kurban gibi boynunu uzatmış
dervişlere bak o zaman
dalgalar bir ayna gibi
bir parıltı bir sırlı bir gri

bu nedir ki

insan dalgaları önünde susan derviş
el sürer en parlak yerlerine
hafızın sırr olduğu aynaya bakar

Ebubekir Eroğlu, Kayıpların Şarkısı, birinci basım 1984, s: 27-28

iskenderin aynasını karartsam
gök bir aynadır deyip baksam

Ebubekir Eroğlu, Kayıpların Şarkısı, birinci basım 1984, s: 35

 

Attilâ İlhan’ın aynayla yüzleşecek o vakti bulamadığını sanıyorum. Onun aynası, cinselliği ters yansıtır sadece.

margot’un yanlışlığı kadınlığında
aynalar aldanır onu kim aldatsın

Attilâ İlhan, Yasak Sevişmek, üçüncü basım 1976, s: 21

[…]
kadın güzeli erkek
………gizli aynalarda kaşlarını alıyor
……………..her defasında incelterek
[…]

Attilâ İlhan, Elde Var Hüzün, birinci basım (Adam) 1982, s: 44

ayıp resimler -6

loş aynalarda durur
…….koyu kızıl izleri dudaklarının
aynaları doldurur
……..kurt gibi uluyan diri göğüsleri
girip aynalara dişlerini boynuna saplar
aynalarda çoğalan
………o gözleri kanlı kırmızı
…………………….yeşil kirpikli kadın

Attilâ İlhan, Elde Var Hüzün, birinci basım (Adam) 1982, s: 45

 

Nuri Demirci’nin “içini gösteren bir ayna”sı var, yani saydam bir ayna bu, insanın içini ürpertecek kadar saydam ve bilhassa hassas. Olağanüstü bir ayna işçiliği var Nuri Demirci’nin.

iki çember parçasıyla çıkıyorum
eflatun ufka;
içini gösteren bir aynayla

Nuri Demirci, Soldan Dördüncü Aralık, birinci basım (Yapı Kredi Y.) 2003, s: 38

aynalı dolabı aç
yüzlerden yüz seç yüzüme

Nuri Demirci, Soldan Dördüncü Aralık, s: 57

anı/
baba

bazen…
uzaktan fötr şapkalı adamlar geçerken

bazen…
cıgaramı avcumdan içerken

bazen…
aynadayken ben

Nuri Demirci, Soldan Dördüncü Aralık, s: 23.  Bu şiire, bütünlüğünü bozmadan, başlığıyla birlikte yer vermek tercihlerin en doğrusu geldi bana.

Derin aynaların akışkanlığında bulanık ve yeşil
bir beyaz suretin çizgilerine tutunmuş
meridyen yapraklı papatyanın anaforunda
gördüm sizi

Nuri Demirci işte böyle diyor; Hüznün Yarıçapı, birinci basım 1994, s: 28

Ah, bir aynam olsa bir aynam
bir ben yetmem, çoğalsam

Nuri Demirci, Hüznün Yarıçapı, birinci basım 1994, s: 29

uzun boylu tiradlarımın gölgesinin düştüğü
sağır bir ayna almalıyım yanıma
lunapark özlemini gizleyen
kendini güldürmeyen, insanlara

Nuri Demirci, Hüznün Yarıçapı, birinci basım 1994, s: 33. Düşünebiliyor musunuz: Nasıl olur “sağır bir ayna”?

DÜELLO

eldivenimi aynadakinin yüzüne vurdum
şaşırdı kerata
……………………..gözlerine güldüm
yeri sen seç, dedim
………………………zamanı bana bırak
tanık istemem, dedim
………………………………haksız mıyım

görüp göreceği bir kulaç ip
aynayı biraz yüksekçe asmalıyım

1991
Nuri Demirci, Hüznün Yarıçapı, birinci basım 1994, s: 44

durdum ve ufka baktım
son kuşları
aynanın kırıldığı yere çağırdım

Nuri Demirci, İçerden Kilitli Odadakiler, birinci basım 1996, s: 57

üç kişi kalacak arkamda
üç Paralel Ayna
birikim
Biri-kim
Biri/kim

Nuri Demirci, Fiske Seansları, birinci basım 1998, s: 31

camım çalınır. geceden çıkan bir palyoça
sahneden aynalarıma geçer

Nuri Demirci, Fiske Seansları, birinci basım 1998, s: 16. Buradaki palyoça belki palyaço olarak düzeltilebilirdi, ancak şairin hatasına bile saygı duymak istedim.

tersinden yansıyan ne varsa
şimdi hafif
şimdi buruşuk
şimdi korkulu
unutulmaya yüz tutuyor
arttıkça aynanın buğusu.
bu da bir başka tanımıdır yaşamanın

Nuri Demirci, Fiske Seansları, birinci basım 1998, s: 13

dünyanın aynasına bırakıyorum gözlerimi

Nuri Demirci, Fiske Seansları, birinci basım 1998, s: 11

gül mü
hangi tuşlarla yazılıyordu gül, ey ayna

Nuri Demirci, Kör Hattat, birinci basım 2005, s: 24

lekelerinden utanan bir dalmaçyalıyım
yağmur yemiş ve tasmasının altı kan
dönüp geliyorum karnaval aynalarından

Nuri Demirci, Kör Hattat, birinci basım 2005, s: 55

Şurdaki aynalarda terkettik
annelerimizin rujunu
ve yüzlerimizi çektiğimiz yerde kalan
köpüklü tükrük izini

Nuri Demirci, Kör Hattat, birinci basım 2005, s: 71

 

Serhat Uyurkulak ne diyor, iyi anlamak lâzım;  durum, vaziyet değişik gelebilir.

bütün deliksiz bir günün ortasındasın sen
bütün aynalarla aranda hiç durmadan dönen
ateş rengi bir şemsiye var
bütün aynalarda bir karpuzun dışına çevrilmiş
dilim dilim dönen yansıması

Serhat Uyurkulak, Sesini Aramayan Şiir, birinci basım (YKY) 2010, s: 10

epeydir cismimiz belirmiyor aynada
artık sularda da yokuz

Serhat Uyurkulak, Sesini Aramayan Şiir, birinci basım (YKY) 2010, s: 28

aynada tek aynayı gören o sorunun kıyısındayız

Serhat Uyurkulak, Sesini Aramayan Şiir, s: 31

aynada dışarsını görmeden önce
sesimi kırıp keskilerle çığlıklarla topladıktan sonra sesimi
[…]

Serhat Uyurkulak, Sesini Aramayan Şiir, s: 46

 

Mehmet Taner: Özel bir tecessüs.

Kardeşler, ben şehrinizi pek beğendim
Aynalarınızı, içlerindeki umudu, yolları pek beğendim
Ama üstelemeyin daha fazla ne olur
Kardeşler, bırakın beni gideyim.

Mehmet Taner, Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar, birinci basım 1980, s: 19

Kan içindeyim aynada, dışarı gömülü

Mehmet Taner, Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar, birinci basım 1980, s: 32

Aynaya kalkıp yüzüme baktım. Çünkü bu yüz
Bir yüzün eşini gösteriyor ve bu yüz
Benim yüzümün  önleri, dedim. Bu yüz
Bu gece benimle geçecek uykuya.

Mehmet Taner, Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar, birinci basım 1980, s: 41

Aynada oynayan gözbebekleri sirkin!

Mehmet Taner, Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar, birinci basım 1980, s: 42

Bense utanmışım yıllarca sevmekten beyazı
Odalarda aynalardan yitik
Dokunulmaz bir gül düşünüp fidanlar içinde
Dokunulmaz bir güne ayırmışım

Mehmet Taner, Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar, birinci basım 1980, s: 50

Arka Oda‘da tek ayna imgesi Dörtlük adını taşıyan şiirde, “salgın aynalar” diye çarpıcı bir imge:

Kapalıyım dağ gibi: uçarı, dağlar gibi
Sönsün bir ateş sönsün, salgın aynalar gibi
Tut kuşu sal içime, varsın kuş yansın olsun
Dönsün bir ateş, dönsün, gökte turnalar gibi

Mehmet Taner, Arka Oda, birinci basım 1981, s: 25

 

Ayhan Kırdar, aynada vaziyet alan bir şairdi. “Ağır ve tenha bir aynanın tozunu sileyim.” diyecektir.

Bir aynalardır kalleş çıkan dostluğumuza neylersin
Aynalar aynalar alıp başınızı gitseniz

Ayhan Kırdar, Lo, ikinci basım 1967, s: 39

Ayna adlı şiirinin son bölümü şöyledir:

Baktıkça kanar yüzüm nice yüzlerle hep
Yansır bütün aynalardan
Ayhan Kırdar, Bütün Şiirleri, birinci basım 1996, s: 150

Ey halkın yazgısını kara yazanlar
Hangi büyük sular yıkasın yüzünüzdeki utancı
Kirli kırık bir aynadan acı acı
ööööööööööööösoruyorum
ööööööööööööödaha bir soruyorum.

Ayhan Kırdar, Bütün Şiirleri, birinci basım 1996, s: 129

Şimdi tenha bir rıhtımda akşam oluyor
Maviye bulaşmış kanatları martıların
En eski aynadır deniz
Gemiler siyah saçlı birer kadın

Ayhan Kırdar, Bütün Şiirleri, birinci basım 1996, s: 80

 

Ahmet Hamdi Tanpınar’ı unutmuş ya da ihmal etmiş değilim, özellikle böylesi bir sıralama takip ediyorum ki, nerden nereye geldiğimiz veya nasıl geldiğimiz anlaşılsın.

[…]
Her bahçenin üstünde ve her ufuktan başka,
Yıldızların tuttuğu ayna ezelî aşka,
[…]

Ahmet Hamdi Tanpınar, Şiirler, ikinci basım (Yapı Kredi Y.) 2000, s: 85

Ey solgun mâbude, kadehlerimiz
Beyaz aydınlığa uzanmaz artık,
Aynalar kırıldı mevsimlerle, biz
Sırrın gecesinde rüyâya daldık.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Şiirler, ikinci basım (Yapı Kredi Y.) 2000, s: 79

[…]
Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
Muradiye, sabrın acı meyvası,
[…]

Ahmet Hamdi Tanpınar, Şiirler, ikinci basım (Yapı Kredi Y.) 2000, s: 73

AYNA

Derin sularında bu ayna her an
Sizden bir parıltı aksettirecek.
Kâh çıplak bir omuz sessiz düşecek
Eriyen bir kuğu beyazlığından.

Bazan bir tebessüm, tutuşmuş mercan
Rüyâsiyle sanki bir kızıl çiçek,
Ve saçlar ümitsiz öyle yüzecek
Olgun akşamların ağırlığından…

Hep bu aynadasın artık kış ve yaz
Mavi sularıyla arkanda Boğaz
Köpüren aydınlıkta her tepeden.

Hep burada, ömrün her merhalesinde,
Hapsolmuş bir şafak gibi derinde
Zamana gülecek hüznün ve neş’en.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Şiirler, ikinci basım (Yapı Kredi Y.) 2000, s: 63

Aynalar sonsuz boşluğa
Çoktan salıverdi çehremizi,
Yüzüyoruz,
İpi kopmuş uçurtmalar gibi.

………………

Baksak aynalara
Tanır mıyız kendimizi,
Tanır mıyız bu kaskatı
Bu zâlim inkârın arasından
Sevdiklerimizi.

………..

Eğilme sakın üstüne
Kendi yeşilinde boğulmuş havuzların,
Ve bırakma saçlarını tarasın rüzgâr,
Durmadan çukurlaşan bu aynada!

Ahmet Hamdi Tanpınar, Zaman Kırıntıları’ndan, Bütün Şiirleri, 1989 
Güneş öldü, dünya artık bizimdir
Diye haykıran ve sonra
Kırık ayna uykularına
Dalan hayaletler olduk.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Sis, Bütün Şiirleri, 1989, s: 134

 

 

Değişik, aykırı bir yaklaşım, M. Yılmaz Öner’den; tanınmayan, ama bilenin bildiği bir isim.
[…]
Soluğu kesik saatlerin
Büyüyor aynası ellerinin bir an
[…]

M. Yılmaz Öner, Şiirin Lüzumu Yok, birinci basım 1982, s: 80

Sırada, aynayı çocukla buluşturarak vaziyet alan Tuğrul Tanyol var.

bir çocuğun ağlamasıdır
aynalara yansır durur sesi

Tuğrul Tanyol, Büyü Bitti, birinci basım (Yapı Kredi Y.) 2000, s: 54

ölüm sarayının buzdan bekçisi
bir aynanın ıssızlığını bekler gibi
o aynada kendisi için soyunan çocuk
kalp yerine, göğsünde koca bir oyuk

Tuğrul Tanyol, Büyü Bitti, birinci basım (Yapı Kredi Y.) 2000, s: 39