Woolf’un aynası
Yazıyı oku

Virginia Woolf aynayı seviyor. Ayna onun için önemli bir metafor. Bütün eserlerinde aynayı görebilir, aynaya bakabilirsiniz, hatta dokunabilirsiniz. Ama müsaade ederse!
Eylül 2016’da yeni bir kitabı daha tercüme edildi, bütün eserleri serisinden dokuzuncu kitap: “Pazartesi ya da Salı”virginia-woolf-monday-or-tuesday 758_large 0000000711034-1

Yine nefis bir tercüme: İlknur Özdemir’den. Yine: Kırmızı Kedi’den.
Pazartesi ya da Salı, Woolf’un hikâyeleri. “Aynadaki Leydi” olağanüstü bir hikâye.
“İnsanlar” diyor Woolf, “odalarında aynaları asılı bırakmamalılar.” Elinde olmadan birinin gözü takılabiliyordu zira.

Devam →

Virginia Woolf / looking-glass
Yazıyı oku

s2825512 148905  6652

 

They stood together in front of the looking-glass, and with a brush tried to make themselves look as if they had been feeling nothing all the morning, neither pain nor happiness. But it chilled them to see themselves in the glass, for instead of being vast and indivisible they were really very small and separate, the size of the glass leaving a large space for the reflection of other things.

Devam →

İnsanın kendini görebildiği bir ayna
Yazıyı oku

Virginia Woolf’un Yıllar (The Years) adlı romanından bir alıntı:

“Masanın üstünde bir ayna duruyordu. Eugénie muhtemelen İtalya’dan almıştı; insanların İtalya’dan aldığı şeylere benziyordu: Lekelerle kaplı eski bir ayna. Karşısına geçip kravatını düzeltti.

Ama insanın kendini görebildiği bir aynayı tercih ederdi, diye düşündü aynadan uzaklaşırken.”

A looking-glass stood on the table. It was probably one of the things she had picked up there: the sort of thing that people did pick up in Italy;

Devam →