Tarihi peşine takan şair

Hür Bakış adlı Bağımsız Haber Sitesi’nde, Mücahit Bilici‘nin 26 Şubat 2013 tarihli “İsmet Özel’in Kahramanlık Etosu” başlıklı yazısından bir bölümü, Mücahit Bilici’nden aldığım izinle yayınlıyorum. Dilerseniz yazının  tümünü şu adresten okuyabilirsiniz: (http://hurbakis.net/content/ismet-ozelin-kahramanlik-etosu).

Tarih sanki onun peşinden koşuyor gibi. Onun ortalık ıssız iken yaptığı taraf değiştirmeleri[ni] şimdi muhtelif kişiler kitleler halinde bazan ucunda ulufe ümidiyle yapıyorlar.
O ise tüm bunlardan mustağni. Eskinin gariban Müslümanları şimdi muktedir oldular. İslamcılıkları da bitti. Çünkü savaşı “cılıkları” kazandı. Fakat savaşkan şair İsmet Özel çoktan taraf değiştirmiş. Meydan-ı harpte çatışmanın şiddeti hem çok düşmüş hem de savaşı kazananların ganimet yağması sebebiyle kendilerinden geçmelerine ramak kalmış. Şair bu zilletli halin kokusunu erkenden alıp meydanı terketmiş. Taraf değiştirmek için gittiği yer, yine zamanından sanki önce. Erken patlamış bir işaret fişeği onun gidişleri. Şimdi belki İstiklal Marşı Derneği kadar tenha bir hamaset köşesi. Ama yakında devletlenen dindarlar milliyeti iyice dine bandırıp hakim olunan ulus-devleti bir ümmet-millet’e çevirince, İsmet Özel’in gittiği adı konmamış köşeye kitlesel seğirmeler başlayacaktır.
Gittiği yer o kadar dar ve manevra için elverişsiz gözükse de yakında oraya yığılma olacağını tahmin edebiliriz.
Hamasi İslamcılıkla başlayan siyasi serüven muhafazakar demokratlıkla mükafat-ı şahane olan devlete tırmanınca demokratlık merdivenine tekmeyi salladı eski İslamcılar. Şimdi artık mukaddesatçılığın yüksek irtifalarında uçuşlar yapmak için Türklük kulesinden tevhid-i tedrisat fetvaları alınıyor. İttihatçılığın Kemalist versiyonundan, dindar versiyonuna geçiş tamamlandığında kendimizi İsmet Özel’in kapısında bulabiliriz. Zira İsmet Özel’in gittiği yere bakarak önümüzdeki dönemin hareketlenecek cephesini tahmin edebiliriz. Türklüğün İslamlaşmasından şimdi İslamın Türkleşmesine doğru bir eğilimin belirleyici olacağı yeni bir döneme giriyor sanki Türkiye. Savaşta en önde ama ganimet zamanı başka cephelere giden bir şair İsmet Özel. Ve bu yüzden ihanet mi ettiği yoksa şecaat mı arzettiği bir türlü kestirilemiyor. Her seferinde keskin ve yırtıcı bir hamle ile muharebe meydanını terk ediyor. Onun gittiği yere bakarak bir sonraki muharebenin cephelerinden birinin, Türklüğün içine konuşlanmış bir Müslümanlık olacağını öngörebiliriz. Ve bu cephe muzaffer olmaya yaklaşınca İsmet Özel orayı da terkedecektir.
Ne kadar ilginç: bir şairin sezgi ve belki de kaprislerinde ideolojik havamızın meteorolojisini buluyoruz. Şairin kaprisleri sanki iradeyi heba olmaktan kurtarma hamleleri gibi. Onun bu yırtıcı dönüş’lerinde irade kendini istimalden iskat etmemek için kendini iskatı irade ediyor. Yahut sairin elinde irade, hiçbirşeyi murat etmemiş olmaktansa, hiçbirşeyi murat etmeyi seçiyor. Ve kendi kahramanlık etosu içinde yuvarlanan şair de kimin için savaştığından çok savaşıyor olmakla kendi kalıyor ve teselli buluyor. Ona sorarsanız, o hiç taraf değiştirmemiştir. Garip bir şekilde, haklıdır aslında. İsmet Özel savaşmaya taraf olduğu için aslında tarafını hiç değiştirmemiş oluyor. O hep aynı taraftadır. Savaşmanın tarafında. “Hiçbirşey” için vuruşmanın.