Tehlike insana özgü

Aynaya özgü bir tehlikeden söz etmek mânâsız. Tehlike, aynaya özgü değil, sadece aynanın karşısında duran ve kendini seyreden insana özgü. İnsan aynada kendini nasıl özgür olarak, tehlikeden uzak, güzel/çirkin bulabilir? Aynanın içinde ve/veya dışında kalarak değil; işte, burada, tamamen insanlığa özgü bir tehlikenin ortasındayız: Güzel Tehlike. Foucault’yla konuşan Claude Bonnefoy’nın kitabının Fransızca basımının ismi gibi: Le beau danger.
Bizim, aynada kendimizi nasıl gördüğümüze bağlı her şey. Türk olarak güzel miyiz, çirkin mi? Kendimizi beğeniyor muyuz Türk olarak? Ya da Türk değilsek ne kadar güzeliz, ne kadar çirkin? Kendimizi olduğumuz gibi (Türk olmadan, ne olabiliyorsak öyle) mi güzel buluyoruz, ya da olduğumuz gibi çirkin?
Aynada olduğumuz gibi değil, aynaya sahip olduğumuz gibi, aynaya özgü bir kimliğimiz var. Hangi arzuyla aynaya baktığımıza bağlı her şey, hangi dürtüyle (kışkırtıyla) aynanın karşısında durduğumuza. Belki de hangi aynanın bizi kışkırttığına.

– – – – – – – –

Önceki “aynadan giriş“ler: