Venüs’ün Aynası

Diego Velázquez, “Venus at Her Mirror” (Aynasındaki Venüs) ya da “The Toilet of Venus” (Venüs’ün Aynası)  ya da “The Rokeby Venus” diye bilinen orijinal ismi “La Venus del espejo” (1650) (Aynadaki Venüs) adlı tablosunda, yatağında uzanan çırılçıplak vaziyette bir hatunun bize arkasını (sırtını, poposunu) gösterir. Hatun, uzandığı yatağında bir kanatlı figürün (Roma mitolojisinde fiziksel aşkı simgeleyen Cupido’nun) tuttuğu aynada kendi yüzünü seyrederken biz de aynadaki yüzünü böylece görmüş oluruz.
Venüs aynada yüzüne bakarken, aslında bize bakmaktadır. Bizse Venüs’e, Venüs’ün arka taraflarına şehvetle bakarken utanıp yüzüne bakarız. Daha doğrusu Venüs’le yüz yüze, göz göze geliriz.
Venüs adlı hatunun aynadaki yüzü çok belirgin değildir, gölge düşmüş, koyu bir yüzdür. Yüzündeki ifadeyi, gözlerini okuyamayız. Okunaksızdır. Velázquez, sanki bizi, Venüs’ün yüzünden çok arka taraflarını seyretmeye davet etmektedir. Bizi, Venüs’ü sırtından vurmaya (okumaya) teşvik etmektedir sanki.
Venüs, yüzündeki tuhaf ifadeyle pek de utangaç durmadığını gösterir. Olup bitenin farkındadır. Olup bitenin farkında olsun diye Cupido aynayı tutar.
Roma mitolojisindeki aşk ve güzellik sembolü (tanrıça) Venüs’ü, Velázquez, aynada göründüğü gibi pek de güzel bir yüze sahip olarak göstermez. Venüs’ün bize dönük olan arka taraflarının güzelliğine, vücudunun güzelliğine dikkat çeker.
Dünya’ya böyle, bu resimdeki gibi bakıyoruz. Dünya, tuttuğu aynada bize bir suret gösteriyor. Yüzümüze bakmayan bir kadını arkasından görüyoruz, güzel olduğunu sanıyor, aldanıyoruz. Dünya ise, arkası dönük olduğu halde kendini kaptırmış olan bize Cupido’nun tuttuğu aynadan bakan kadın gibi vaziyet almaktadır. Belki de Dünya Sistemi, bizim kendimizi kaybedişimizden, kendimizden geçişimizden pay çıkararak kendini güzelliğin timsali olarak görmekte ve kendine aşık olmaktadır.
Aynadaki yüzün, sırtı bize dönük olan hatunun yüzü olup olmadığı; aynanın konumu; sırtı dönük hatunun bir yüze sahip olup olmadığı (belki de yüzsüzdü!) tartışma konusu olmuştur.
Dünya Sistemi, bize bir ayna tutuyor, bizi aynadaki görüntüyle değil, görüntüdeki aynayla idare ediyor.